15 Temmuz gerçekleri ortaya dökülse ne olur?

15 Temmuz darbe girişimi bir gün tüm gerçekleriyle aydınlanırsa ve bunun hem bir kumpas, hem de cemaati temizleme aracına dönüştürme amaçlı kontrollü kalkışma olduğu ortaya dökülürse ne olur?
15 Temmuz’un kontrollü bir darbe olduğu ile ilgili iddialar yeniden gündemde. Yabancı istihbarat teşkilatlarının açıklamaları ve İngiliz parlamentosunun raporu, darbenin planlayıcısının Cemaat olmadığı yönünde. Hatta daha ileri giderek bunun bizzat Erdoğan’ın planladığını söyleyen istihbaratçılar da oldu. Hükümet, rahatsız olduğu bu açıklamalara cılız resmi tepkiler verdi. Kılıçdaroğlu yumuşak bir hedef olduğu için resmi söylemden farklı düşünenleri onun üzerinden dövmeyi daha uygun buluyorlar. Kılıçdaroğlu elinde belgelerin olduğunu söylüyor bu kadar vahim bir olay ile ilgili elinde bilgi belge olan birisinin beklemesi kabul edilir değil. Ya çık anlat ya da yarın hiç konuşma çünkü 241 kişinin hayatını kaybettiği bir hadiseden bahsediyoruz. Bir hafta sonra seçime gidiyor ülke.

Benim bu işin hükümetin bilgisi dahilinde gerçekleştiğinden hiç şüphem yok. Kozmik bilgilere sahip falan da değilim. Çok basit bir şey var. Erdoğan 4 defa darbeyi öğrendiği saati farklı farklı söylüyorsa başka söze gerek yok. Böyle bir bilginin farklı versiyonu olmaz. Hele hele öğleden sonra bir hareketlilik vardı, eniştem aradı diyor. Bir kere enişte havuza yaptığı açıklamada köprüye tanklar çıktıktan sonra kendisini arayanlar olduğunu kendisinin de bunun üzerine beyefendiyi aradığını söyledi. Düşünebiliyor musunuz, eniştem söyledi diyen şahıs ile enişte bile farklı saatlerden bahsediyor. Bir de Erdoğan’ı tanıyoruz. Hep söylendiği gibi 17 Aralık’ta paracıklara dokunulunca sesi titreyen liderimizin canı söz konusu olunca bu kadar rahat olması mümkün değil. Damat efendinin gülücükler saçtığı havaalanı açıklamasına hiç girmiyorum bile.

Meclis komisyonuna Ne Erdoğan’ın ne Hulusi Akar’ın ne de Hakan Fidan’ın ifade vermesi vicdan sahipleri için zaten çok şey anlatmıyor mu?

Gerçekler elbette bir gün ortaya çıkacak ve kim bu ülkeye kötülük planlamışsa inşallah en ağır cezayı alacak.

Gelelim bugüne. Bugün gerçekler ortaya çıksa ne olur?

Hiçbir şey olmaz. Bilakis Erdoğan oyunu ve karizmasını arttırır. Şaka yapmıyorum.

ŞANTAJ MONTAJ DEMEYE DEVAM

Adil Öksüz çıksa iddiaları doğrularcasına ben falan resmi kurumun adamıyım ya da şunlarla beraber hareket ettim, bu işi cemaate yıkmak için çalıştım dese; kripto cemaatçi, ‘F..Ö’nün başka bir oyunu diyerek zaten kimseye inandırmayacaklar. Havuzun onlarca gazete ve televizyon ile üzerine nasıl çullanacağını tahmin etmek zor değil. Aynı şeyler bütün itirafçı adayları için geçerli. Hakan Fidan ya da Hulusi Akar konuşsa başına gelecekler belli.

Bir görüntü, bir ses kaydı çıksa bütün şer planlar aşikar olsa, “hece hece montajlanmış öyle hissediyorum” diyen bakan bile çıksa evet bu görüntüler orijinal dese bir şey değişmez. Büyük bir fitneyi önlemek için yapılmış bir hadise diye nasıl pazarlayacaklarını tahmin bile edemezsiniz. Havuz yazarlarının  işte liderlik, işte öngörü budur tadında yazıları mı dersiniz, elinde Starbucks bardağı ile İslamcı küfürbaz eski danışmanın bir siyasi dehanın manevrası idi ahmaklar alkışladı lafları mı? Ya Yüce milletimiz? Onlar ne yapar? Her şeyi Reis planlamış, her ayrıntıya kadar düşünmüş adam, helal olsun adam başka ya! Haşa Allah bu ülkeye hizmet etsin diye göndermiş, kimin aklına gelir böyle bir şey. Darbe de yapıyor, köprü de? Darbe oldu ama istikrar bozulmadı demez mi? Hüseyin Gülerce aşağı yukarı bunları söyler herhalde “Peygamber Efendimiz savaş hiledir buyurmuştur. Sayın Erdoğan’ın yaptığı budur. Sünnete biat etmiştir. Gülen’in CIA ile planlayacağı darbeden önce milli bir darbeyle oyunları bozulmuştur. Cemaat artık tamamen bitmiştir. Sayın Erdoğan’a yabancı ülkelerin tepkileri bütün niyetleri ortaya koymaktadır.”. Havuzun başörtülü kadın yazarları en kısa sürede tornistan yapacak türüdür havuzun. Ülke için canını verenlerin esas şimdi şehitlik mertebesine ulaştıklarını bile yazan çıkar. Sibel Abla, Türgev’de konferanslara başlar. Nihal Bengisu, 1-2 gün kafa karışıklığı yaşar 3. gün Cemaatin ülkeye açtığı badireler kıvamına gelir.

‘YAHU OLDU DA FENA MI OLDU?’ ÇETESİ

Havuzun ne yazacağını tahmin etmek kadar Hürriyet yazarlarının ne yazacağını da tahmin etmek zor değil. “Yahu oldu da fena mı oldu bakın işte cemaat belasından kurtulmadık mı?” tadında yazıları okuruz artık. Darbenin kumpas olduğunun belli olduğu gün manşetten bir kocaman bir insan hikayesi girerler. Engelli ya da bir kızımız. “İnandı,başardı”.  Aşağıda bir kutuya da “15 Temmuz ile ilgili ilginç gelişme” diye minik bir haber girerler. Ahmet Hakan, 15 temmuz kontrollü darbesinin, 15 Temmuz kontrolsüz darbesinden neden daha iyi olduğunu 6 maddede özetleyiverir. Akif Beki’nin aptala yatarak “Ne yani şimdi cemaat darbe yapmamış mı?” diye sorup sonra cemaat yapsa ancak o kadar hakaret edeceği yazısını görmek bile heyecan verici olurdu. Hiç akıllanmamış ve akıllanmayacak sol cenahtan da efsane yazılar bekliyorum. Cumhuriyet yazarlarının ekseriyeti şunu yazar. “AKP ile cemaat beraber planlamış.”,  “İlk önce Ahmet Şık yazmıştı”. “ Kadri, yıllar önce uyarmıştı”. En düşük IQ’lu haberler yine Sözcü’den gelir tabii ki “Hepiniz oradaydınız!”. Foto olarak da Bank Asya açılış fotosu eşek kadar puntolu manşetin altına.

HAYRETTİN HOCAMA BAĞLANIYORUZ

Ha bir sorun var dediğinizi duyar gibiyim. Ölen insanlar ne olacak? Düşündüğünüz şeye bakın ya. Hayrettin Karaman hocam ne güne duruyor. Zaten fetva vermemiş miydi, devletin ve din-i İslam’ın bekaası için insanlar feda edilebilir diye. Hayatını kaybeden vatandaşlarımız devletin, milletin yaşaması için kendilerini feda etmiş şehitlerdir. Hemen bunun için de yeniden bir kez daha bir fetva gelir. “Olayın muhtevasından ziyade şahısların niyetleri önemlidir vs. vs.” der geçeriz. Ailelere biraz daha maddi yardım yapılır. Arıza çıkaranlara Mavi Marmara tecrübesinden hareketle gözdağı verilir. Ölenler en kolay halledilecek şey. SADAT elemanları pıtır pıtır dökülür, “biz görev aldık”, “biz başardık” diye. “İşte Gizli Kahramanlar” diye Abdurrahman ile Nazif dizi yapar.

Perinçek’in bu iş için bize geldiler, aklı biz verdik demesini de ilave edelim. Doğru yanlış bunu der malum. Yıldıray ile Ceren’in kontrollü darbenin de aslında bir Cemaat organizasyonu olduğunu anlatan uzun çalışması için bu sefer MİT bir şeyler verir mi pek emin değilim.

Kim ne der faslı uzun sürer. Ama omurgasızlık hepsi için ortak payda olduğu için aşağı yukarı bunlar olur.

Karamsarlığa kapılmaya gerek yok. Bugün ortaya çıksa diyorum. Velev ki… İnşallah bütün gerçekler en hayırlı zamanda ortaya çıkar ki bütün sorumlular layığını bulur. Belki de 'kader' ve 'her şeyin vakti var' böyle bir şey.

Barbaros Kartal / Tr724.com
08 Nisan 2017 13:53
DİĞER HABERLER