15 Temmuz'dan bir gün önce intihar eden Vali...

Samanyoluhaber.com yazarı Abdullah Aymaz, sabah namazında camide okunan ayet ve hadisleri dinleyen insanların uğradığı zulmü ve bu kötülükleri yapan valinin başına gelen ibretlik hadiseyi yazdı. Yıl 1960...

1960 Ocak ayında Konya’da, Kapı Camiinde sabah namazından sonra Öğretmen Mustafa Kırıkçı, İhlas Risalesinin başındaki ayet ve hadis okuyor. Onu dinleyen Hasan Helvacıdırlar, Osman Yıldız, Mazhar İyidöner’i hemen o anda yakalayıp emniyete götürüyorlar. Öğle namazında da Kapı Camii'nde bulunan Dr. Sadullah Nutku’yu da “Sen de sabah namazında var imişsin, öyleyse gel!” diyerek camiden alıp götürüyorlar.

Bu durumu haber alan Avukat Bekir Berk, hemen Konya’ya geliyor. Emniyete gidip, onları niçin aldıklarını polislere soruyor. Vazifeli polis memuru, “Vallahi buraya getirdik. İsimlerini hüviyetlerini tesbit ettim. Kendilerini bırakacaktık. Fakat (yukarıdan, vâliden) bir telefon geldi. ‘Sakın onları serbest bırakmayın’ denildi. İşte biz bekliyoruz. Ne olacak bilmiyoruz.” diyor.

Savcılık onları İkinci Sulh Ceza Hâkimliği'ne sevk ediyor. Sanıklar, Mustafa Kırıkçı ile beraber sabah namazını kıldıkları camide bir tek kelime konuşmadıkları ve kimseye bir şey söylemedikleri halde sırf Mustafa Kırıkçı’nın okuduğu âyet ve hadisi duydukları için hepsi de adâlet tarihinde nadiren görülecek şekilde toptan tevkif ediliyorlar.

Avukat Bekir Berk, bu tevkif kararına karşı bir itiraz lâyihası yazıyor: “Bu tevkif kararı, usule, kanuna, hakkaniyet ve insaf esaslarına, adâlet prensiplerine külliyen muhaliftir, kaldırılması gerekmektedir” dedikten sonra, beş tane madde ile gerekçelerini dile getiriyor. 

Özetle: Allah’ın evinde Allah’ın Kitabından bir âyet ve Allah’ın Peygamberinden bir hadis okumanın suç ilan edilmesinin ve bu yüzden insanların hapse gönderilmesinin vicdanları titrettiği ve gayretullaha dokunabilecek bir hareket olduğu için verilen bu kararın, sadece vicdanen değil, aynı zamanda kanunun da emri olarak kaldırılması gerekmektedir. Ağzından bir tek kelime çıkmayan ve sadece okunan bir âyetle bir hadisi işiten insanların tevkif edilmesi ise, adâlet tarihinin kaydetmiyeceği bir suçlamadır, açık bir şekilde kanunlara ve hakkaniyet esaslarına aykırıdır.

“Dini hissiyatı ve dince mukaddes şeyleri âlet ederek siyasî menfaat veya şahsî nüfuz temin ve tesis eylemek maksadiyle hareket edenlere tatbik edilebilecek bir kanunun; okunan bir âyeti ve hadisi işitmekten başka bir hali olmayan insanlara tatbik edilmesi karşısında söylemek icap eden şeyleri ifade etmek çok uzun sürer. Biz sadece böyle bir vaziyette tevkif edilen kimselerin bir sâniye bile tutuklu hâlinin devamına cevaz verilemeyeceği kanaatinde olduğumuzu belirtmek isteriz. Beş masum insan hakkında verilen tevkif kararını inceliyecek muhterem Hâkim! Size yakın zamana ait bir hâdiseden bahsetmek isterim. Âdil ve vicdanının sesini dinleyen bir hâkimin ne şekilde hareket ettiğinin hikâyesini nakletmek isterim. Sizin de bildiğinizi zannediyorum: İtalyan Temyiz Mahkemesi Reisi 1956 yılında şöyle bir mektup yazarak intihar etmiştir:

“Verdiğim bir kararla masum bir insanın haksız yere bir müddet hapisanede kalmasına sebep olduğumu sonradan öğrendim. Bunu telâfi etmenin imkânlarını da araştırdıysam da bulamadım. Çektiğim ızdırap tahammül edilemez bir hâl aldı. Gün geçtikçe azalacağına, arttı. Artık bu yükü taşıyacak kuvveti kendimde göremiyorum. Çektiğim azaba tahammülüm kalmadı. Bu sebeple hayatıma kendi elimle son veriyorum.”

6 Ocak 1960 tarihinde, emniyete ve mahkemelere baskı yapan Vali Cemil Keleşoğlu'nun sonu ne oldu? 

15 Temmuz 1960 tarihli Yeni Sabah gazetesinin haberini okuyalım: “Yassıada’da nezaret altında bulunan Sâbık Konya Valisi C. Keleşoğlu intihar etti. Cemil Keleşoğlu’nun dün sabaha karşı banyoda damarlarını kestiği açıklandı.”

Bunların hiçbirisine oh olsun demeyiz ve dememeliyiz. Yalnız unutmayalım, her şeyi  gören ve gücü her şeye yeten Allah var!.. Hiçbir zâlim elinden kurtulamaz. Mazlumun hakkını hiç kimsede bırakmaz. Mazlum ve mağdurların inleyişinden Arş ihtizaza gelir. Hepimizin çok dikkatli, çok hassas olmamız, hakka hukuka riâyet edip, hakkaniyet ve adâletten asla ayrılmamamız gerekmektedir…

Abdullah Aymaz 


24 Ocak 2017 14:40
DİĞER HABERLER