28 Şubat sanıklarından pes dedirten savunma: Erbakan...

28 Şubat sanıklarından pes dedirten savunma: Erbakan...
Darbe döneminin MGK Genel Sekreteri Kılınç, yaptığı savunmayla herkesi şaşırttı.

  •  İlhan Kılınç: Bizim dönemimizde Erbakan ve Çiller çok başarılı görev yaptılar'
  • 'Suç varsa üstleniyorum, ama MGK’da hükümeti çalıştırmama gibi bir suçlamayla hiçbir ilgimiz yoktur.'
  • 'Başbakan’ın müsadesi olmadan faaliyette bulunamam.'
  • Toklu: Refahyol’a karşı değil, iç tehdit olan irtica faaliyetine karşı yapılmıştır.

 Erbakan ve Çiller övgüler yağdıran MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral İlhan Kılınç,  "MGK’da hükümeti çalıştırmama gibi bir suçlamayla hiçbir ilgimiz yoktur Erbakan'ın askerler arası çok iyiydi" dedi. 28 Şubat döneminin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri emekli Orgeneral İlhan Kılınç, “Bizim dönemimizde Erbakan ve Çiller çok başarılı görev yaptılar. Sayın Erbakan’ın askerle arası çok iyiydi. Askerle bir sorunu yoktu” dedi.

28 Şubat davasının 4. duruşması dün Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutukluluk durumunun ayda bir gözden geçirilme zorunluluğu nedeniyle, iddianamenin okunması kesilerek, sanıkların tutukluluğa itirazları dinlendi. Mahkeme tahliye taleplerini dile getirebilmeleri için sanıklara beşer dakikalık süre verdi.

BAŞBAKAN AMİRİMDİ

Taraf'ın haberine göre, Eski Orgeneral İlhan Kılınç, Bakanlar Kurulu Kararnamesi’yle göreve atandığına ve sicil amirinin başbakan olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi: “Bana Genelkurmay Başkanı dahil başkası emir veremezdi. Suç varsa üstleniyorum, ama MGK’da hükümeti çalıştırmama gibi bir suçlamayla hiçbir ilgimiz yoktur. Askere değil, hükümete bağlı çalıştım. Türkiye’de psikolojik harekât konusundaki yetkili kişi, tek patron başbakandır. Psikolojik harekât planlarını bizzat başbakan imzalar. Başbakan dışında kimse bunu imzalayamaz. Bazı örtülü işler vardır; başbakan imzalı kâğıt verir; iş bitince kâğıdı geri alır. Bana başbakan ve cumhurbaşkanı dışında genelkurmay başkanı dahil kimse emir veremez. Başbakan’ın müsadesi olmadan faaliyette bulunamam. Bizim dönemimizde Erbakan ve Çiller çok başarılı görev yaptılar. Sayın Erbakan’ın askerle arası çok iyiydi. Askerle bir sorunu yoktu. Benim tek şanssızlığım amirimin ölmüş olması. Eğer rahmetli olmasaydı, o da bunları anlatırdı.”

ERBAKAN “HASTALIK” DEDİ

Tutuklu sanıklardan emekli Orgeneral Çetin Doğan ise kendi yaptıkları suçsa AKP döneminde devam ettirilen aynı işlemlerin de suç kabul edilmesi gerektiğini savunarak şunları söyledi: “28 Şubat döneminde Başbakanlık’tan irticayla mücadele için 61 genelge yayınlanmıştır. BÇG ve 28 Şubat iddianamesi adıyla açılan dava, Ergenekon ve Balyoz türevindendir. Buna fırsat veren kesintisiz güç kaynağı hep aynı merkezdir. İrticayla mücadele için dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın da katıldığı toplantılar yapılmıştır.

406 sayılı MGK kararlarından sonra 13 Mart 1997’de bir toplantı yapıldı. Bu toplantı maalesef belgelerde yok. AK Parti hükümetleri de 2004 ve 2006 yıllarında irtica ile mücadele kapsamında genelgeler yayınlamış, bununla ilgili toplantılar yapılmıştır. Bu toplantılar 2009 yılına kadar sürmüştür.”

HEDEF HÜKÜMET DEĞİLDİ

Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in avukatı Vefa Toklu, Genelkurmay’daki çalışmaların yasal zeminde gerçekleştiğini savundu: “Bütün faaliyetler, hükümetin talimatları ve bilgisi doğrultusunda yapılmıştır. Bu çalışmalar, Refahyol’a karşı değil, iç tehdit olan irtica faaliyetine karşı yapılmıştır.” Davanın tek sivil sanığı olan dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz de üniversitelerdeki fişleme iddialarını, “Onlar fiş değil fihristtir. YÖK Başkanı tüm üniversitelerin sicil amiridir. Bir takım bilgilerin bulunması son derece doğaldır” savunmasıyla reddetti. Sanıklardan Çetin Dizdar ise iddianamede PKK’nın eski komutanlarından Şemdin Sakık’ın kendisiyle ilgili bazı suçlamalarına yer verildiğini anımsattı ve “Şemdin Sakık kimdir ya. Kimdir bu adam? Ben kimim Şemdin Sakık kim” diye sordu. Bazı sanıklar da tahliye isterken gözyaşlarına boğuldu.


06 Eylül 2013 09:33
DİĞER HABERLER