Tutuklu polis avukatlarından 'iddianame' tepkisi

Tutuklu polis avukatlarından 'iddianame' tepkisi
Terör ve yolsuzluğu soruşturan polislere yönelik düzenlenen sahur operasyonunda gözaltına alınıp tutuklanan 20 polisin avukatları, 8 aydır iddianame yazılmamasına tepki gösterdi.

 Avukat Fatih Şahiner, savcının 'iddianame yazılmaya başlanıldı' cevabını vermesi üzerine kendilerinde iddianamenin sanki başka yerde yazıldığı şüphesi oluştuğunu belirtti.

Yaklaşık 8 aydır Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan 20 eski emniyet mensubunun avukatları, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda ortak basın açıklaması düzenledi. Avukatlar adına açıklamayı yapan Avukat Fatih Şahiner, "Temmuz 2014'ten bu yana bir türlü iddianamesi yazılamayan bir soruşturmada mağdur edilen emniyet mensuplarının avukatları olarak müvekkillerimiz ile ilgili gelişmeleri öğrenmek ve kamuoyunu bilgilendirmek üzere toplanmış bulunmaktayız." dedi.

Müvekkillerinin tutukluluk hallerinin son bulması gerektiğini belirten Şahiner, "Soruşturma dosyası ile ilgili beklentimiz; yapılan hukuksuzluktan geri dönülerek müvekkillerimizin derhal serbest bırakılması, iddianamenin bir an evvel hazırlanarak davanın açılmasıdır." açıklamasını yaptı.

Savcının kendilerine verdiği cevaba şaşırdığını vurgulayan Şahiner, şunları dile getirdi: "Savcı Okan Özsoy'un 2 gün önce bir avukat arkadaşımızın "iddianameye ne zaman başlayacaksınız?" sorusuna verdiği 'yazılmaya başlandı' cevabı, iddianamenin sanki savcılık değil de başkaları tarafından hazırlandığına ilişkin şüpheler doğurmuştur. Savcılık tarafından Müvekkiller hakkında iddianame hazırlandığına ilişkin bir faaliyet gözlenmezken, tutuklu müvekkillerle ilgili ayda bir yapılması gereken tutukluluk incelemesi, Anayasa Mahkemesinin 30 günde bir inceleme yapılmamasının savunma hakkının ihlali olduğu kararına rağmen, her ay 2-3 gün geciktirilerek yapılmaktadır."

'İDDİANAMENİN HAZIRLANMAMASI, AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ'NE AYKIRI'

İddianamenin halen hazırlanmamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine de aykırı olduğunun altını çizen Şahiner, "22 Temmuzda başlayan ve bir kısım müvekkillerimizin tutuklu olduğu soruşturmada; tutuklama tarihinden itibaren yaklaşık 8 ay geçmesine rağmen, müvekkillerimiz yaklaşık 8 aydır tutuklu olmasına rağmen, iddianamenin hazırlanmaması, Hem Anayasa Mahkemesi kararlarına, hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Kararlarına aykırı bir tutum olup, tutuklamanın amacının kanunun öngördüğü tedbir mahiyetinden çıkıp, müvekkillerimizin bu yolla cezalandırıldığını göstermektedir. Bu durum Hukuk adına, hukuk devleti adına, evrensel insan hakları adına ülkemizi çağdaş hukuk anlayışından çok geriye götüren, utanç verici bir olaydır." şeklinde konuştu.

"Bu operasyonlarla yargı sistemimizin; Her geçen gün anayasadan, kanunlardan, usulden, teamüllerden hızla uzaklaşıldığını üzülerek görüyoruz." diyen Şahiner, "Ne acıdır ki; dün yeni anayasa vaadinde bulunanların, bugün namusu ve şerefi üzerine bağlılık yemini ettiği anayasayı tanımadığını millet meclisi kürsüsünden haykırır hale gelmiştir. Ne acıdır ki; gücünü yalnızca kanunlardan alması gerekenler, sırtını havuz medyasına dayamış, bağımsız olması gerekirken siyasi iktidara göbekten bağlanmış, Yüce Türk Milleti adına karar vermesi gerekirken, cismi ortalıkta görünmeyen, ancak gölgeleri ile varlıklarını bildiğimiz güçlerin, gölgelerinin gücü adına karar veren birer karar memuru haline gelmişlerdir.Tıpkı bu soruşturmaların hemen öncesinde kurulan kapalı devre yargı sisteminin iddianameden sonra yapılacak yargılamalar için de kurulmasının beklendiği, iddianamenin bu yüzden bilerek ve kasıtlı olarak geciktirildiği gün gibi ortadadır. Ancak unutulmamalıdır ki, ülkede hukuk yeniden işlemeye başladığı gün bu hukuksuzlukların sorumluları yargı önünde, bugün yargılama yaptıkları seçim takvimine göre değil Türk Ceza Kanunu'na göre hesap vereceklerdir."

06 Mart 2015 14:15
DİĞER HABERLER