Abdullah Gül: Gelinen nokta perişanlık

Abdullah Gül, dış politikada hamaset, retorik, hesapsız konuşmalara yer olmadığını söyledi. "Dış politikasının güçlü olabilmesi için, bir ülkenin önce evinin içinin düzenli olması lazım" diyen Gül şöyle devam etti: "Suriye'ye karşı başlatılan silahlı mücadelenin bir çıkış stratejisi yapılmadığı için, dengeler iyi hesaplanmadığı için neticede bugünkü büyük siyasi boşluk, perişan durum ortaya çıkmıştır."
Gül'den 'Suriye' eleştirisi: Dengeler hesaplanamadığı için perişan bir durum ortaya çıktı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Suriye’de başlayan iç savaş ve sonrasında yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gül, “Suriye’ye karşı başlatılan silahlı mücadelenin bir çıkış stratejisi yapılmadığı için, dengeler iyi hesaplanmadığı için, neticede bugünkü büyük siyasi boşluk, perişan durum ortaya çıkmıştır. Onun için dış politikada bilgi, tecrübe ve geleceği öngörmek için analiz çok önemlidir” dedi.

Abdullah Gül, Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet ve Liderlik Okulu tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen ‘Diplomat Okulu’ programının açılışına katıldı. Gül’ün burada yaptığı konuşmanın görüntüleri paylaşıldı. Gül konuşmasında, eğitimden yakın dünya tarihine, diplomasi ve Türkiye’nin güncel dış politikası konularına kadar çok sayıda konuda değerlendirmelerde bulundu.

‘EN ÖNEMLİ SORUMLULUK ALANLARINDAN BİRİ DIŞ POLİTİKA’

Devletlerin çok önemli sorumluluk alanlarından birisinin dış politika olduğunu belirten Gül, dış politikayı bunu yürütenlerin milli menfaatleri, çıkarları en iyi şekilde korumaları gerektiğini söyledi.

Bugün dünyada yaşanan birçok olayda sorunun kaynağının 1. Dünya Savaşı’na uzandığını belirten Gül, şöyle dedi: “İşte bu savaştan sonra ortaya o kadar önemli olaylar ortaya çıktı ki, bunların acılarını hala yaşıyoruz. 2010 yılında Cumhurbaşkanı olduğum dönemde üniversitelere bir yazı göndererek dedim ki; ‘Birinci Dünya Harbi’nin 100. Yıl dönümü geliyor. Dolayısıyla şimdiden ciddi projeler yapın, hazırlıklar yapın, konferanslar düzenleyin.’ Maalesef 2014 – 2017 yılları arasında çok az sayıda yayın gördüm, ama yurt dışına gittiğimde kitapçılara girdiğimde, özellikle son bir iki sene içinde bütün raflar, Birinci Dünya Harbi ile ilgili kitaplarla dolu. Tabi ki hiçbir şey için geç değil. Eminim ki Türkiye’de de birçok çalışma yapılıyor.”

Bu yıl Cumhuriyet’in 94’üncü yıldönümünün kutlandığını hatırlatan Abdullah Gül, “1923’te Cumhuriyet’e geçerek yeni bir nizamı bu topraklarda gerçekleştirmiş olduk. Bu vesileyle başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, o zamanki bütün Türk komutanlarını, devlet adamlarını rahmetle anıyorum” diye konuştu.

‘DIŞ POLİTİKANIN GÜÇLÜ OLMASI İÇİN EVİN İÇİNİN DÜZENLİ OLMASI GEREKİR’

Abdullah Gül, bir ülkenin mutlu ve güçlü olabilmesi için güçlü bir demokrasisinin, güçlü bir ekonomisinin ve çok sağlam doğru bir dış politikanın muhakkak yürütülmesi gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi:
“Eğer bir ülkede bunlar söz konusu değilse o ülkede karışıklıklar olur, bir ileri gidersiniz bir geri gelirsiniz, zaman büyük mücadelelerle geçer ve gider. Onun için demokrasi dediğimde, hukukun üstünlüğü dediğimde, evrensel standartlarda almamız lazım. Dış politikada da bu böyledir. Dış politikasının güçlü olabilmesi için, bir ülkenin önce evinin içinin düzenli olması lazım. Evinin içi düzenli olmayan bir ülkenin, çok güçlü bir dış politika güdebilmesi mümkün değildir. Onun için hep, ‘dış politika önce evinde başlar’ derler.”

‘BİZİ YÜZDE 5, YÜZDE 6 BÜYÜMELER KURTARMAZ’

11. Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasında Irak ve Suriye’de yaşanan savaşlara da değindikten sonra, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile olan ilişkilere yönelik açıklamalarda bulundu. Gül şöyle dedi:
“Bugün hangi Avrupa ülkesine giderseniz gidin hala ekonomilerinin, bilim, kültür, sanatlarının ne kadar ilerde olduğunu göreceksiniz. Dolayısıyla onların ekonomik büyüme rakamları bazen küçük oluyor. Bunun bizi aldatmaması lazım. Yapacağı yol kalmamış, yapacağı baraj kalmamış, şehirlerinin hepsini güzel yapmış, köylerin hepsi şehir gibi köyler haline gelmiş. Tabi ki, bu ülkelerin ekonomik büyümeleri daha yavaş olacaktır. Ama bizim gibi ülkelerin yapacakları hala çok. Bizde hala köylerimize mahallelerimize bakın, şehirlerimizin birçoğuna bakın, bizim gece gündüz çok çalışmamız gerekiyor. Bizi yüzde 5, yüzde 6 büyümeler kurtarmaz. Bizim çok daha fazla geleceğimize konsantre olmamız gerekiyor.”

‘BU FASILLARI BİZ KENDİMİZ AÇIP KAPATABİLİRİZ’

Zaman zaman Avrupa’da öngörüsüz liderler çıktığını belirten Abdullah Gül, bu liderlerin Türkiye’ye karşı önyargılı olduklarını ve Türkiye ile müzakere sürecini hep tıkadıklarını dile getirdi. Gül, “Biz kendimiz bu fasılları fiili olarak açıp kapayabiliriz. Bu kuralları adapte ettiğimizde, demokratik, hukuki, ekonomik, mali kurallarımızın standartlarını yükselttiğimizde Türkiye tabi ki, daha güçlü hale gelecek. Daha güçlü olan Türkiye ile herkes doğal olarak daha çok işbirliği yapmak isteyecek. Bugünlerde doğrusu bunun çok zayıfladığını görüyorum ve bunların tekrar yerli yerine konmasının Türkiye’nin çıkarına olduğuna inanıyorum” diye konuştu.
 
‘DIŞ POLİTİKADA HAMASET VE HESAPSIZ KONUŞMALARA YER YOKTUR’

11. Cumhurbaşkanı Gül, diplomasinin iç politikadan farklı olduğunu, dış politikada hamaset, retorik, hesapsız konuşmaların hiçbirinin olmadığının altını çizdi. Gül, “Diplomasi bir krizi çözmek değil esasen krizin çıkmasına fırsat vermemektir. Yangın çıktıktan sonra yangını söndürmek bir başarı diye övünebilirsiniz ama önce yangına sebep verenleri sorgulamak gerekir. Dolayısıyla diplomasi bir problemi önce görür, radarına alır, burada bir problem oluşuyor der, bir felaket geliyor der ve hemen onun tedbirini alır. Görüşmeler diyalogla, uzlaşmayla olur. Bütün çarelere başvurulur ve o problem ortaya çıkmadan çözülür. Yoksa problem sıcak problem haline geldiğinde o zaman güç kullanmak kaçınılmazdır” dedi.

‘SURİYE’DE YAŞANAN FELAKET NEDİR?’

“Diplomasi eğer zayıfsa, devrede değilse birdenbire sıcak problemle karşı karşıya kalırsınız ve güç kullanmak zorunda kalırsınız” diyen Abdullah Gül, şöyle devam etti: “Bugün Suriye’de yaşanan felaket nedir? Suriye gibi Irak’a da böyle girilmiştir. Uluslararası meşruiyet olmadan, BM Güvenlik Konseyi’nin kararı olmadan Amerika mecbur etmiştir ve koalisyonla o saldırıyı yapmıştır. Suriye’ye karşı başlatılan silahlı mücadelenin bir çıkış stratejisi yapılmadığı için, dengeler iyi hesaplanmadığı için neticede bugünkü büyük siyasi boşluk, perişan durum ortaya çıkmıştır. Çok iyi tanıdığımız şehirler Şam, Halep gibi bakmaya kıyamayacağınız şehirler yerle bir olmuştur. Onun için dış politikada bilgi, tecrübe ve geleceği öngörmek için analiz çok önemlidir.”
09 Kasım 2017 01:14
DİĞER HABERLER