Ahmaklığa karşı korunma yolu var mı?

İktidarı zaman zaman eleştiren ilahiyatçılardan ya da İslamcıların pek çoğundan hiçbir ses çıkmadı. ‘’Bir bebeği savunmanın nesi yanlış anlaşılabilir? Bu kadar açık bir gerçek niçin görmezden geliniyor? İnançlı insanlarda Allah korkusu kalmamışsa ne yapacağız?''
Kronos34.news'ten Ayhan Tekineş'in kaleme aldığı yazıya göre, Eleştiri de eleştirel düşünceden yoksun olmak da birtakım tehlikeler barındırır. Hem eleştiriyi hem de eleştiri karşıtlığını anlamlı ve değerli kılan ahlaki değerlerdir. Ahlaki değerlerden yoksun eleştiri basit bir çıkarcılığa dönüşebileceği gibi eleştiri karşıtlığı da başa çıkılması zor bir ‘’ahmaklık’’ üretebilir.

Eleştiri farklı amaçlarla yapılabilir. Politik çıkar elde etmek, rakibini zayıflatmak, görüşlerinin haklılığını göstermek gibi gerekçeler ilk anda akla gelenler. Ancak eleştirinin çıkar kaygısından uzaklaştıkça değer kazanacağını unutmamak gerekir. Hatta bazen eleştiri tehlikeli bir hal alır. Mesela bir despotu eleştirmek her zaman tehlikelidir.

Eleştiriye değer kazandıran bir diğer husus insan haklarına duyulan saygıdır. Despot rejimlerin baskısı altında inleyen insanlara sahip çıkmak ve onların haklarını savunmak da aslında bir rejim eleştirisidir. İddiasız, gösterişsiz ama gerçek bir eleştiri, hukuku çiğnenenlerin sesi olmaktır. Bebeklerin hapiste büyümesini engellemek gibi son derece masum bir talebi, politik açıdan riskli olduğundan dolayı görmezden geldiğimiz takdirde diğer eleştirilerimiz de güvenilirliğini yitirir. Cemre Birand, “Bir bebeği savunmanın nesi yanlış anlaşılabilir?” diye masum bir soru attı ortaya. Birçok kişi ses verdi ve olumlu buldu bu insani tavrı. Ancak iktidarı zaman zaman eleştiren ilahiyatçılardan ya da İslamcıların pek çoğundan hiçbir ses çıkmadı. Eleştiri yalnızca kutsal değerlere saygısızlık yapılınca mı İslamcıların aklına geliyor, ya da aslında eleştiri bazıları için yalnızca politik duruş belirlemek, gelecekteki siyasi süreçlerde politik avantaj elde etmek için mi anlam taşıyor?

Alin Özinian’ın kendisine yönelttiği ‘’Çoğu insan kendi mahallesi dışında bir hak arayışına girmek istemiyor. Bunu yaparken Türkiye’de içinde bulunduğumuz durumdan kaynaklı yanlış anlaşılmaktan korkmadınız mı?’’ sorusuna Cemre Birand ‘’Bir bebeği savunmanın nesi yanlış anlaşılabilir? Hapisteki bir hastanın hakkını savunurken nasıl yanlış anlaşılabilirim?’’ cevabını verir. Çok açık, basit ve sade bir cevap. Peki bu kadar açık bir gerçek diğer insanlar tarafından niçin görmezden geliniyor. Özellikle de muhalif kimliği olan aydınlar bu duyarlılığı niçin gösteremiyor? Şayet bir insan gerçekten muhalifse, bebeklere ve hastalara yapılan zulme niçin ses çıkarmaz? İşte tüm bu sorular, bizi eleştirel kimlikler çoğu zaman gerçekliği olmayan, sahte maskelerden ibarettir sonucuna götürür. Eleştiri birçok insan için sadece politik çıkarlarını korumak için yararlanılan bir araçtır.

Politik çıkar elde etmek için yapılan eleştiriyi pusu kurmaya benzetiyorum. Bir avcı pusuya yatıp karşı tarafın hata yapmasını bekler ve rakibi açık verdiğinde üzerine saldırır. Kanaatimce tamamen fayda eksenli bu tür eleştiriyle gerçeğe ulaşmak da hakkaniyeti korumak da mümkün değildir.

Politik çıkarları ya da kendi şahsi çıkarları için eleştiri yapanlar yanında bir de tam karşı tarafta her şeye inanan, her iddiayı gerçek zanneden kişiler vardır. İşte bunlar sayıca hem daha çok hem de daha tehlikelidir. Nazilere karşı olduğu için hapsedilen ve öldürülen Alman Teolog Dietrich Boenhoffer, hapishanede yaptığı gözlemlerde, her şeye inanan ve ahlaki değerleri olmayan kişilerin aslında Alman Nasyonal Sosyalist partisinin tabanını teşkil ettiğini fark eder. Boenhoffer, “Aptallık iyiliğin kötülükten daha tehlikeli bir düşmanıdır. Kötülüğe karşı çıkılabilir, teşhir edilebilir, gerekirse zorla önlenebilir” diyen Boenhoffer aptallığa karşı tamamen savunmasız olduğumuzu ekler. Ona göre ahmaklık zekâ ile alakalı bir durumu ifade etmez, ahlaki değerleri olmayan ve eleştiri süzgecinden geçirmeden her şeye inanan insan tipini tasvir eder. İşte bu insanlara karşı tedbir almak çok zordur. Onların zararlarından korunmak, kötülerin zararından korunmaktan daha güçtür. Yaptıklarını doğru zannettiklerinden dolayı da yarın propagandanın yönü değişince hiçbir şey olmamış gibi döner kolaylıkla diğer tarafta yerlerini alabilirler. Ayrıca siyasi ve dini nitelikteki güç odaklarının insanların büyük bölümünü aptallıkla vurduğunu da unutmayalım.

Ahmaklığa karşı korunma yolu var mıdır? diye sorarsanız, Boenhoffer’e göre inançlı insanlar için ahmaklıktan tek kurtuluş yolu, Tanrı korkusudur. İnançlı insan, Tanrı huzurunda sorumlu bir hayat sürebilmek için içsel özgürlüğünü elde ederek ancak kurtuluşa ulaşabilir. Peki ama inançlı insanlarda Allah korkusu kalmamışsa ne yapacağız? Kendimizi ahmaklara ve çıkarcı politikacılara karşı nasıl koruyacağız?


Kaynağından okumak için tıklayın
31 Ocak 2022 10:53
DİĞER HABERLER