AİHM Yargıcı Karakaş: Türkiye'de hakaret suçları ceza yasalarından çıkarılmalı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkan Yardımcısı ve yargıcı Prof. Dr. Işıl Karakaş, medya ve basın aracılığıyla devlet başkanı ya da siyasetçilere hakaretin kesinlikle hapis cezası verilmemesini söyledi. Karakaş, "Türkiye'de mevzuat değişikliği şart. TCK 299 mutlaka kaldırılmalı. TCK 125'deki cezalar çok orantısız. Bizde maalesef sert eleştiri kültürü yok. Tahammül edemiyoruz. Vatandaşın tahammül etmeme hakkı var, siyasetçinin yok. Siyasetçinin sert eleştiriyi hoş görmesi gerekiyor. Türkiye'de hakaret suçları ceza yasalarından çıkarılmalı. " dedi.

Basın Konseyi ile İstanbul Barosu'nun ortak düzenlediği AİHM Başkan Yardımcısı ve yargıcı Prof. Dr. Işıl Karakaş'ın konuşmacı olduğu, 'AİHM kararları ışığında Basın ve İfade Özgürlüğü' konulu konferans Galatasaray Üniversitesi'nde düzenlendi. Konferansa CHP Milletvekili Mahmut Tanal, avukat Turgut Kazan, hukukçular, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

AİHM'nin 56 yılda (1959 – 2015) baktığı 18 bin 577 davanın sadece 619'nun ifade özgürlüğüyle ilgili olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karakaş, "Bu 619 davadan 258'i Türkiye'ye karşı, neredeyse yarısı. Burada ifade özgürlüğüne ilişkin olarak Türkiye'nin AİHM önünde ciddi sorunlu bir ülke olduğunu görüyoruz. Durumun vahametini göstermesi açısından Türkiye'ye dair ifade özgürlüğünde 258 davaya bakılmışken, ikinci sırada gelen Avusturya ve Fransa'nın davaları sadece 34 tane. Bunların da yüzde 90'ı zaten ihlal değil." diye konuştu.

Hakaret meselesinin Türkiye'de önemli bir boyut aldığını belirten Karakaş, "Türkiye'de hakaret ve sövme arasında değil de eleştiriyle hakaret arasındaki ayrım bilinemiyor. Yargı organlarının kararlarında bunu açıklayacak içtihat, bir karar yok." dedi.

AİHM'e göre devlet başkanlarına ayrıcalığın ifade özgürlüğünün önüne geçemeyeceğini söyleyen Karakaş, "Medya ve basın aracılığıyla bu kişilere karşı hakaretler kesinlikle bir hapis cezası getirmemelidir diyor. Sadece bir tek durumda medyadaki ifade edilen görüşler için hapis cezası öngörülebilir diyor. Bunun da tek istinası nefret söylemi ve şiddet çağrısı. Bu hallerde hapis öngörülebilir ama bunlar dışında medyada yer alan ifadeler hiçbir şekilde hapis cezası mümkün değildir." şeklinde konuştu.

Türkiye'de daha çok basın ve gazetecilerin hedef alındığını belirten Karakaş, "Türkiye'nin şuan ki gündeminde sanatçılar, akademisyenler, insan hakları aktivistleri var. Özellikle Avrupa Konseyi'nin kaldırın dediği 125/3 ve 299 çerçevesinde bir sindirme politikası ve ifade özgürlüğü üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılıyor gibi duruyor. Bu kadar yoğun bir pratik ne Türkiye'nin geçmişinde var ne de diğer ülkelerde var. Bu hapis cezaları Türk mevzuatına da Avrupa Konseyi belgelerine de uygun değil. Hapis cezaları artış gösteriyor. Cumhurbaşkanına ayrıcalık tanımak, AİHM'in de dediği gibi modern hukukla bağdaşmıyor." ifadelerini kullandı.

HAKARET SUÇLARI CEZA YASALARINDAN ÇIKMALI

Hakaret suçlarının ceza yasalarından çıkması gerektiğini söyleyen Karakaş, şöyle devam etti: "Tazminat davalarında orantılılık gerekiyor. Siyasi kişilikler cumhurbaşkanı, başbakan, kamu görevlileri gibi genel şeyler artık Avrupa'da kabul edilen bir eğilim değil. Bunlara ayrıcalıklar kalkıyor. Dolayısıyla cumhurbaşkanına hakareti, genel bir hakaret merkezi dışında korunmasına ne gerek var? Yine, siyasi kişilere hakarette cezai yaptırım kabul edilmiyor. Türkiye'de mevzuat değişikliği şart. TCK 299 mutlaka kaldırılmalı. Ayrıca TCK 125'deki cezalar çok orantısız. Bizde maalesef sert eleştiri kültürü yok. Tahammül edemiyoruz. Vatandaşın tahammül etmeme hakkı var. Sinirlenirsek tazminat yoluna başvurabilir de siyasetçinin yok. Siyasetçinin sert eleştiriyi hoş görmesi gerekiyor. Siyasetçi, siyaset meydanına çıkmışsa her türlü sert eleştiriye katlanacak. Yapacak bir şeyi yok. Bu kültürün gelişmesi lazım. Yargı organlarının da bunun içinde yer alması lazım."
CİHAN
19 Şubat 2016 16:55
DİĞER HABERLER