Altan: Toplum 'sana anayasayı çiğnetmeyeceğiz' demeli

Özgür Düşünce Yazarı Mehmet Altan, hukukun üstünlüğü ile ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye'de hukukun üretilmediğini iddia eden Altan, "Bu toplumun 'sana anayasayı çiğnetmeyeceğiz' diye tek bir sesle konuşamadığı vakit Türkiye kötü bir yere doğru sürüklenmektedir. Türkiye'nin yarın ne olacağını bilmiyorum, ama bu çağın düşünce metoduna yani kuantum metoduna çok uyuyor aslında. Bu metodda sadece A noktası belli, o yüzden strateji ve yorumları aslında günübirlik yapmak lazım." dedi.

Özgür düşünce Yazarı Mehmet Altan, 34. Abant Platformu Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. Muhafazakarların önceden dayak yiyen toplum olduğunu aktardı. Altan, "Artık devletleştiler. Şu anda toplumda muhafazakarların bıraktığı boşluk üzerinden Türkiye demokrasiyi nasıl inşa edebilir? AKP döneminde 17 bin işçi öldü, kimse dönüp bakmıyor. Hükümet Cuma namazını bir genelgeyle düzenledi. Ama temel hak ve özgürlükler genelgeyle değil kanunla düzenlenir. Ama bizde bu hukuki meseleler konuşulmuyor, insani ve hukuki değil siyasi bakıyoruz olaylara." dedi.

Altan, Türkiye'de hukuk üretilmediğini iddia etti. Üretilen hukuku da bir tarafa atıldığını vurgulayan Altan konuşmasına şöyle devam etti: "Bu mevcut yapıda hukukun çiğnenmesine bu kadar rahat müsade ediyor bu toplum? Bunun böyle sürmeyeceği kesin. Yarın ne olacak? sorusunun çok umut veren cevapları yok. İç savaşa gidebilir, darbeye gidebilir. 21. yüzyıl nasıl bir dünya inşa ediyoruz analizi üzerinden de yarına bakmak gerekir. Türkiye'nin demokrasiyi birlikte inşa edebilecek miyiz sorusunun bendeki cevabı, bu hukuka vurgudaki aldırmazlığımız. Türkiye kaçak saray dedi, ama resmi olarak 100 bin kişilik bir mitingi bunun önünde yapamadı." ifadesinde bulundu.

Altan, demokrasi, yeni anayasa gibi tartışmalara bayıldığını ifade etti. Altan, sebebini açıklayarak konuşmasına şu şekilde sonlandırdı: "Hukuku bu kadar çiğneyen, anayasanın ırzına geçen bir adama meşruiyet vererek onunla yeni anayasa konuşmak, tartışmak için meşru bir zemin yok. Türkiye'de demokrasinin kırıntılarının da kalmadığı bir süreçteyiz. Alışkın olmadığımız için hukuksal demokrasi savaşı yapmaya, çok çabuk moralimiz bozuluyor. Türkiye'de herhangi bir gayrimeşru davranışa karşı 1 milyonluk bir miting yapsak her şey değişir. Bu şiddet neden artırıyor? Korkudan artıyor. Biz varken bu ne kadar rahatlıkla yürüyebiliyor? Temelde bizim ortak noktamız hukukun geçerli olmadığına inanmamız. Mutabık kaldığımız yer: Zaten hukuk yok? Suç işleyen ve suç işlemeye devam eden, gayrimeşru, anayasayı yok sayan bir cumhurbaşkanının kaymakamlara 'mevzuatı boşver' dediği bir Türkiye'yi nasıl içinize sindirebiliyorsunuz? Buradaki mesele sabah akşam bu hukuk üstünden mutabakatın sağlanması, hukuk ve demokrasi cephesiyle aslında bütün mağduriyetlerin ve kan davalarının bir tarafa bırakılarak, kaymakamlara 'mevzuatı bırakın' diyemeyeceğini, akademisyenlere alçak diyemeyeceğini ortaya koymak. Bu toplumun 'sana anayasayı çiğnetmeyeceğiz' diye tek bir sesle konuşamadığı vakit Türkiye kötü bir yere doğru sürüklenmektedir. Türkiye'nin yarın ne olacağını bilmiyorum, ama bu çağın düşünce metoduna yani kuantum metoduna çok uyuyor aslında. Bu metodda sadece A noktası belli, o yüzden strateji ve yorumları aslında günübirlik yapmak lazım." CİHAN
30 Ocak 2016 19:44
DİĞER HABERLER