[Arif Asalıoğlu] Bali’den Delhi’ye G20’de değişen Rusya stratejisi

Samanyoluhaber.com yazarı, Rusya Uzmanı Arif Asalıoğlu'nun yazısı

ARİF ASALIOĞLU

Dünyanın en büyük ekonomilerini temsil eden G20 liderleri geçen hafta Yeni Delhi'de gerçekleşen zirvede Rusya-Ukrayna savaşının sonlanmasına ya da en azından müzakerelerin başlamasına yönelik bir reçete ortaya koyamadılar. Zirve sonrası kabul edilen sonuç bildirgesinde Rusya’ya karşı ortak bir tavır alınamaması, G20 ülkelerinin farklı yaklaşımlar sergilemesi olarak algılandı. Kiev yönetimi karara tepki gösterirken, Moskova memnun kaldı. Kremlin yönetimi, bu şekliyle G20 liderlerinin, gerilimin çözümünde katkı sağladığını söyleyerek, zirve sonu deklarasyonunu övdü.

G20, Rusya açısından geçen yılki Bali zirvesine kıyasla daha olumlu sonuçlandı. Bu kez liderler, Rusya'yı doğrudan cephe alan ifadeler kullanmadan, barış çağrısı yapan bir bildiriye imza attı. Bali’de ise Rusya'nın G20'den çıkarılması gerektiğine dair istekler gelirken,  zirve öncesi bazı Batılı ülkeler Rusya'nın G20'ye katılımının engellenmesi talebinde bulundu. Bu tartışmalara tepki gösteren Kremlin, Rusya devlet başkanı Vlademir Putin'in G20 zirvesine katılmayacağını açıkladı. 
Rusya ile yakın ilişkileri göz önüne alındığında Hindistan, ilk başta Ukrayna konusunda bir çıkmazla karşı karşıya kaldı. Nihayetinde bir uzlaşma metnine varılamaması halinde yönetim açısından büyük bir başarısızlık olacağı açıktı. Ama uzun süren bir bürokrasi mekiği sonucu bütün taraflar mutabık kaldı. Ukrayna krizi zirvenin en tartışmalı başlığıydı. Hintli bir yetkili, aralıksız 200 saatin üzerinde müzakere yürütüldüğünü, 300 ikili görüşme yapıldığını, taslağın 15 kez değiştirildiğini söyledi.



Son 50 yılın kalıplaşmış anlayışları değişti

Sonuç olarak bu bildiri Hindistan için önemli bir diplomatik kazanım olarak nitelendiriliyor. Ayrıca kıtalar arası ilişkilerde son 50 yılın kalıplaşmış bazı anlayışlarını değiştirdi. Zirveden haftalar önce yaşanan bazı jeopolitik gelişmeler bildirinin bu şekilde kabulüne zemin hazırladı. BRICS grubu, Ağustos ayındaki genel kurul toplantısında altı yeni üyeyi bünyesine katma kararı aldı. Yeni üyeler Arjantin, Etiyopya, Mısır, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, BRICS’in devamlılığını sağlayan Çin ve Rusya ile yakın bağlara sahip. Batılı devletler, daha fazla baskıcı tutumun psikolojik bir kopmaya dönüşmesini düşünmüş olabilirler. Belki bu nedenle Afrika Birliği, AB gibi bir statü ile üyeliğe dahil edildi. Batı açısından BRICS’in 11 üyeye genişlemesi, G20'yi bölmek ve G7'ye karşı bir denge kurma çabası olarak algılandı.

Başka bir husus Batı, Hindistan'ı Çin'e karşı bir denge unsuru olarak görüyor ve Delhi’nin bir uzlaşı sağlamasına yardımcı olmayı kendi çıkarları açısından fayda bekliyor. Rusya zaten savaştan kendisini sorumlu tutan bir açıklamayı kabul etmeyeceğini belirtmişti.

Diğer bir husus daha fazla diplomasi geriliminin küresel gıda ve enerji güvenliği üzerindeki olumsuz yansımalarına sebep olma ihtimali. İngiltere Başbakanı Rishi Sunak bildirinin "savaşın gıda fiyatları ve gıda güvenliği üzerindeki etkisini vurgulayan güçlü bir dile sahip olduğunu" söyledi. BM, 48 ülkede ileri düzeyde açlık riski olduğunu açıkladı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ise olumlu manada Delhi zirvesini bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. 
Bu gelişmeler temelde Moskova, Pekin ve Yeni Delhi tarafından istenen hususlar. Bali’den Delhiye kadar bu bir yıllık süre içerisinde Rusya, Çin ile odaklandığı BRİCS’i geliştirme kararında sonuca vardı. Üye ülke sayısı artırıldı. Yeni üyelerle blok, küresel ekonomiyi zorlayacak güce erişti. Ayrıca ABD hakimiyetini ortadan kaldırıp doların küresel düzende etkisini kırma ve global bazda ekonominin yeniden dizayn edilmesi reel perspektife oturdu. Petrol ve doğal gaz üreten aktörler, ortak hareket edecek ve enerji satışlarında dolar yerine başka para birimlerine yönelme eylemi artacak. Suudi Arabistan, Arjantin, BAE, Mısır, İran ve Etiyopya gibi farklı alanlarda değer atfeden ve bölgesel etkileri olan ülkelerin BRICS'e üye olmaları Doğu-Batı arasında güç dengelerini değiştirecek. Çin ve Rusya lokomotif olmaya devam ederken küresel etkileri artacak. 
G20 dönem başkanlığı Hindistan’dan Brezilya’ya geçti. Rusya ile iyi ilişkilere sahip BRICS üyesi Hindistan’dan bir başka BRICS üyesi Brezilya’ya geçmesi Rusya açısından önem arzediyor. Zira, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM), Putin hakkında ‘Ukrayna'da savaş suçu işlediği gerekçesiyle’ tutuklama kararı çıkarması Putin’in yurt dışı gezilerini etkiledi. Rusya'yı G20 zirvesinde iki yıldır Dış İşleri Bakanı Sergey Lavrov temsil ediyor. 
G20 yeni dönem başkanı Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, Vladimir Putin'in gelecek yıl G20 zirvesi için Brezilya'ya gelmesi halinde Uluslararası Ceza Mahkemesi kararı gerekçesiyle tutuklanmayacağı garantisi verdi. Sonrasında bu açıklamasının yanlış anlaşıldığını söylemiş olsa bile Brezilya’nın Putin’e yaklaşımının farklı olacağı açık bir konu.



İpek Yolu'na karşı Hindistan'ın Baharat Yolu

Yeni Delhi'de düzenlenen G20 zirvesinda liderler, Hindistan'ı Orta Doğu ve Avrupa'ya bağlayacak bir ulaşım projesini de duyurdu. Projenin Hindistan, Suudi Arabistan, BAE, Ürdün, İsrail ve AB arasındaki nakliye ve tren rotalarını göreceği ve ülkeler arasındaki ticareti artırması bekleniyor. ABD'nin aracılık ettiği anlaşma, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin küresel altyapıya yönelik hamlesine bir meydan okuma niteliğinde. 
Orta Doğu'daki ülkeler, artan bağlantı, turizm, ticaret veya enerji güvenliği yoluyla bu projeden faydalanacak. Yeni proje elektrik ve hidrojen boru hatlarını da içerecek. Bilindiği üzere Ortadoğu aynı zamanda maden ve enerji kaynakları açısından da zengin. Bu konuda hem Avrupa hem de Hindistan büyük alıcılar ve dolayısı ile bölgeden enerji ihracatının artmasına katkı sağlayacak. Proje aynı zamanda Körfez ekonomilerinin çeşitlenmesine ve uluslararası yatırım çekmesine yardımcı olacak ve Arap ülkeleriyle İsrail arasında diplomatik normalleşmeyi artıracak.
Son olarak ise bu gelişme Erdoğan'ı pek memnun etmedi. Çünkü Doğu'dan Batı'ya giden en iyi rotanın Türkiye üzerinden olduğu yaklaşımı değişmiş oluyor. Ankara'nın ancak uzaktan gözlemlediği bu hat, haliyle enerji koridoru adına bir alternatif oluyor. Tahıldan enerjiye kadar Türk yöneticiler tarafından uzun yıllar kullanılan jeopolitik imkan, belki uzun vadede ellerinden kayacak. Bu imkan aynı zamanda hem Türkiye’nin kendi ihtiyacını karşılıyor hem de başka ülkelere aktarım hattı olarak ekonomik veriye dönüşüyor. İşte, Hindistan'dan başlayıp Avrupa’ya kadar ulaşacak “Baharat Yolu” Türkiye’ye bir alternatif oluşturacak. 

18 Eylül 2023 13:41
DİĞER HABERLER