Avatar için inandırıcı hikayeler bulun!

Samanyoluhaber.com yazarı Kadir Gürcan'ın yazısı
KADİR GÜRCAN

Eski hükümetin pek bir şey vadetmeyen yeni kabine üyeleri görev ve sorumluluk çerçevelerini tanımaya çalışıyorlar. Görevi teslim aldıkları bir önceki mevkidaşları eğer bütünüyle insani kalitelerini kaybetmedilerse, Saray'ın hassasiyet ve kırmızı çizgileri ile alakalı uyarılarını koltukdaşlarıyla cömertçe paylaşmış olmalılar. Zira, yorgun hükümette görev süresi, Saray'ın memnun edilmesi ve Saray eşrafının nasırlı ayaklarına basmamaktan geçiyor.

Her zaman olduğu gibi yeni kabinenin de birinci gündemi ekonomi. Ağzını her açan “Eğitim önemli!” diyerek işi Milli Eğitim Bakanlığı'ndan başlatıyor görünse de üniversite imtihanlarının yüz kızartıcı sonuçları gelene kadar kimsenin eğitim-öğretim ile ilgilenmeye niyeti yok. Bu yüzden yeni milli eğitim bakanının hayatına serpiştirdiği başarı hikayesini (!) paylaşmak için zamanı var. Aynı hükümetin bir kaç önceki milli eğitimden sorumlu bakanının çocukluk hayali, kamyon şoförü olmakmış. İktidar rüzgarı ile kendisini bakanlıkta bulmasını başarı sayıyordu, hatırlarsınız. Meslek sınıflarından hiçbirini küçümseme, hafife alma gibi bir kibrimizin olmadığını peşinen söyleyelim de elitist salgınına yakalandığımız düşünülmesin. Helal kazanma derdi ile ter dökülen ve ömür tüketilen bütün meslekler mukaddestir.

Türkiye'de seçim sonrası enkaz hala olduğu yerde duruyor. Sistem arızaları, bürokratik tıkanıklık, kontrolden çıkan iç güvenlik, nereye gittiği belli olmayan ve hesap dökümü yapılamayan terör ve listenin aşağısına indikçe önemini kaybeden hayati problemler hiç gündeme gelmeyecek. Bütün yönleriyle kirli ve elinize bulaşmasından tiksineceğiniz bir durum söz konusu. Yeni kabinenin çekingenlik ve isteksizliği bu yüzden. Herkes ekonomiden sorumlu bakanın işi bir yerden tutmasına bakıyor.

Eski Ekonomi Bakanı, Saray ve Merkez Bankası ortaklığında Kapalı Çarşı'dan dolar toplama trajedisine kadar düşen bir ekonomik görüntüyü seçim telaşı ötelemişti. Bir hafta süren ve tam bir balayı havasına çevrilen kutlamalar da bitti. Zor sıkı cumayı bekleyen bakanlar için bundan böyle Pazartesi günleri sendrom olmaktan çıkıp tam bir kabusa dönüşeceğe benziyor.

Çiçeği burnunda ekonomi bakanı ayağının tozuyla “Türkiye'nin rasyonel zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır!” özetinde çerçevelediği çözüm planının Saray'ın rasyonellik IQ'sü ile sınırlı kalacağını biliyor olması gerekiyor. Hatırlarsanız bir önceki bakan döneminde “Epistomolojik bir kopuş!” yaşamıştık ve ardından geçirdiğimiz dolar, benzin ve soğan travmasından sonra sol yanımıza mal olan felç hala için için sızlıyor. Epistomolojik açıdan fena kopmuşuz da haberimiz yokmuş. İktidar ve Saray önderliğinde saplanıp kalınan akıl dışılıktan kurtuluş reçetelerine kısa vadede biz inanıyor görünsek de, benzer kopuşlara karşı dünyanın göstereceği tepki farklı olacak.

Kabine içinde ya da dışında kabiliyetli ve becerikli insanların olması bizi rahatsız etmiyor. Seksenbeş milyon Türk İnsanı idare ve hükümeti emanet edeceği insanları yetiştirmek için gerekli potansiyele sahip ve yatırımının karşılığını görmeyi hakediyor. Türkiye coğrafyasında yaşayan nesiller üç aşağı beş yukarı benzer şartların çocukları. İhtilalden demokrasiye, gaz lambasından elektriğe, benzin ve mazot kuyruklarının ya da temel gıda maddelerinin tekel ya da karaborsadan kurtulup serbest ekonomiye geçtiği günlerin hayat standardı herkes için aynı idi.

Bu yüzden aşırı dozda arabesk yüklü hayat hikayeleri ile kurtarıcı üretme hastalığını bir kenara bırakmak şart. Halihazırda ekonomiyi kurtarması için “Avatar” rolü yüklenen ekonomi bakanının fakir bir aile ve iki odalı bir evden geliyor olması aynı yılları yaşayan akranları için bir orijinallik taşımıyor. Sayın bakan ile akran ve şimdi orta yaş sınıfına dahil olanlar aynı mücadelenin mağdurları.

Saray'ın inada bindirip dayattığı ekonomik teklifler gelinen hal itibariyle iflas etmiş görünüyor. Sayın Cumhurbaşkanı ile eski bir hukuku olan ekonomi bakanının rasyonellik ısrarı Saray'ın koridorlarında nasıl yankı bulacak göreceğiz. Şu kadar var ki, eğer kabine dışında kaldığı süre içinde yeni numaralar geliştiremediyse, “İki odalı küçük bir evde!” yetişmiş olmak gibi kendine acındırmalar pek prim yapmaz. Hele o, hükümete yalakalığı serbest meslek haline getiren dış kapının mandalı tiplerin “Ağalar, şu ekonomiye bir el atın da motoru vurduralım, belki çalışır!” cazgırlarına karşı sayın bakanın uyanık olması gerekiyor. 

Hasbelkader saray kadrosundan kabineye girmiş olan numara erlerinin işi de zor. Ağızları ile kuş tutsalar, ekonomi bakanı için gösterilen ilgi ve alakanın öşrüne mazhar olmaları şimdilik hayal. Ekonomi rayına girip diğer bakanlıklara söz düşene kadar yeni kabine üyeleri Yalova kaymakamı kadar bile itibar görmeyecekler. Abartıyorum diye düşünmeyin. Eski mit müsteşarı ve yeni dışişleri bakanı için üretilen hikayenin kalitesine bakın ve siz karar verin; “Nargile içer ve her sabah bir cüz okur!” Kendisine yakın birini görürsem, üşenmeyip “Ezberden mi, yüzünden mi?” diye sormak yazarınıza şart oldu!

Yıllar önce Titanic filminin son versiyonu ile Oscar ödülü alan meşhur yönetmen James Cameron, Avatar-2 filmi ile yine gişe rekorları kırdı. Yazarınızın Sci-Fiction filmleri ile arası olmadığı için bu iki film ile sadece gişe ve uyardığı ilgi açısından ilgileniyor. Film 2.3 milyar dolarlık rekor geliriyle bütün zamanların en iyi üç filmi arasına girmiş. 

Ülke ekonomisinin anahtarları kendine teslim edilen ekonomiden sorumlu bakanın rasyonellik ısrarı yanında kendi kabiliyet ve kapasite sınırlarının da farkında olacağını ümit ediyoruz. Avatar rolüne özenince, başarı hikayesinin en az 2.3 milyar sınırını zorlaması gerekiyor. 

12 Haziran 2023 17:13
DİĞER HABERLER