'Bağımsız Yargı' nasıl katledildi

Gazeteci - Yazar Erhan Başyurt Türkiye’de yaşanan hukuk katliamını yazdı.


‘BAĞIMSIZ YARGI’NIN TABUTUNA SON ÇİVİ!

Türkiye’de apaçık ‘yargılama’ adı altında hukuk katliamı yaşanıyor.

Nisan 2015’te gazeteci Hidayet Karaca ve 62 polis hakkında mahkemenin verdiği tahliye kararı uygulanmadı.

Kararı veren hakimler, ‘silahlı terör örgütü’ suçlamasıyla bir hafta içerisinde hapse atıldı.

Tahliye veren hâkim Metin Özçelik, Perinçek’e Ergenekon’da tutuklama kararını veren isimdi ve özellikle Silivri’de Perinçek’in yattığı 17 no’lu koğuşta tecride alındı.

Eşi de görev yaptığı sağlık kurumundan gerekçesiz ihraç edildi.

Hâkim teminatı resmen yok edildi.

Hakimlerin hukuka uygun karar vermelerinin önü kesildi.

***

Geçtiğimiz hafta aynı hukuk katliamı tekrar edildi.

Mahkemenin tahliye kararı verdiği 21 gazeteci cezaevinden salıverilmedi.

Savcı, hukuken itiraz hakkı olmadığı halde itiraz etti ve kendisinin tahliye talebinde bulunduğu 13 isim de dahil, tamamını cezaevinden çıkarmadan 7 günlük gözaltına aldı.

Böylece 21 gazetecinin tahliye kararı uygulanmadı.

Daha önce sanıkların bir kısmına tutuklama kararı veren hâkim, bu kez tahliye kararı verdiği için HSYK tarafından açığa alındı.

Hâkim teminatı bir kez daha açıktan ihlal edilirken, hukuk katliamının sistematik hale geldiği de tüm dünyayı gösterilmiş oldu.

***

Antalya’da da haklarında tahliye edilen 8 gazeteci de aynı şekilde, bir hafta sonra tutuklandı.

***

AK Parti iktidarı, hukuku intikam aracı olarak kullanırken, yargının bağımsızlığını da tamamen yok etti.

***

Hukuksuzlukları ‘yargı’ eliyle icra edebilmek için 2014’te Sulh Ceza Hakimliği sistemi kuruldu.

Özel yetkili hakimler eliyle, tüm tutuklamaları delilsiz ve siyasi talimatla yapmaya başladı.

Mahkemeler kurulmadan önce, dönemin Başbakanı Erdoğan, düzenlemenin Cumhurbaşkanı’nın önünde olduğunu ve ‘’yüzlerce, binlerce dava açılacağını’’ ilan etmişti.

Öyle de oldu…

Bu hakimler eliyle hukuk ve hak katliamı gerçekleştirildi.

Hukuk kılıfında, sosyal katliam gerçekleştirildi.

***

15 Temmuz darbesi sonrası, OHAL kararnameleriyle yargı bağımsızlığı telafi edilmeyecek şekilde tamamen yok edildi.

Hâkim ve savcıların üçte biri açığa alındı ve iki bine yakını tutuklandı.

Dokunulmazlığı olan Anayasa Mahkemesi üyelerinin ikisi bile delilsiz şekilde tutuklandı ve hapse konuldu.

***

‘Proje’ Sulh Ceza Hakimliği eliyle iktidarın nasıl bir hukuk katliamı yapıldığını, 15 Temmuz sonrası ihraçlar ve tutuklamalar daha iyi gösterdi.

Yargının üçte biri tasfiye edilirken, 800’ü aşkın hâkim ve savcının görev yaptığı ‘proje’ hâkim ve savcılardan sadece biri açığa alındı.

Bu çelişki yeni yayınlanan Avrupa Komisyonu Venedik Raporu’nda da ifade edildi.

***

Hepsi bu da değil.

Adil yargılama, tarafsız ve bağımsız yargı olmadığı gibi, mağdurların savunma hakları da elinden alındı.

Mağdurları savundukları için delilsiz ve yargılama olmadan 400’ü aşkın avukat hapse atıldı.

Çoğu mağdur avukat bulamıyor. Kimi barolar avukat görevlendirmiyor.

Barolar, hukuksuz isnatlarla tutuklanan meslektaşları için tepki bile göstermiyor.

Avukat ve tutuklu mağdurların cezaevi görüşmelerine de sınır getirildi ve gizli görüşme hakkı kaldırıldı.

AK Parti iktidarı o kadar pervasız ki, Dünya Avukatlar Günü’nde önceki gün 30 avukatı ‘inadına yapar’ gibi tutukladı.

***

Türkiye’de artık tarafsız ve bağımsız yargı bitmiş durumda.

Gazeteciler başta ‘’silahlı terör örgütü’’ suçlamasıyla siyasi talimatla delilsiz tutuklanan 47 bin mağdur için artık yargı yoluyla adaletin gerçekleşmesini beklemek ham hayal.

tabut çivi spot

***

Kamudan ihraçlar ile ilgili Danıştay’ın verdiği ‘işe iade’ kararları uygulanmıyor.

Anayasa Mahkemesi’ne hak ihlalleri nedeniyle bireysel başvurular 100 bini geçmiş durumda.

AYM de siyasi baskı altında, emsal olabilir endişesiyle, hukukun tahakkukunu kasti geciktirerek, zulmün icrasına zaman kazandırıyor.

***

21 gazetecinin tahliye edilmemesi ve cezaevinden nezarete alınmaları, hukukun varlığına dair son ümitleri tüketti ve ‘bağımsız yargı’nın tabutuna son çiviyi çaktı.

Mahkemenin tahliye kararını bir kez daha engelleyerek AK Parti iktidarı, yargıyı siyasi bir intikam aracına dönüştürdüğünü ve yargı süreçlerinin büsbütün siyasi talimatlarla yürüdüğünü şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tüm dünyaya gösterdi.

Umarım AİHM bir an önce inisiyatif alarak, adaletin daha fazla gecikmesini, tutukluluk cezaya dönüştürülerek masumların siyasi intikam amaçlı hapiste tutulmalarını önler.

07 Nisan 2017 15:43
DİĞER HABERLER