Bahçeli: Türkiye'ye seçilmiş despot değil, yeni bir anayasa gerekmektedir

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni anayasaya; kimliğini kaybetmiş bir ülkeye kimlik yapımı, rejim ve sistemini bulamamış bir ülkeye yenisini kurma yol ve eşiği olarak bakılmamasını istedi. Bahçeli, "Yeni anayasada bir devlet veya bir millet tarifi yapmak yerine, devleti daha süratli ve etkin çalıştırmak; birey, toplum ve devlet ilişkilerini demokratik standartlara kavuşturmak asıl ve esas olmalıdır. Türkiye'ye seçilmiş despot değil, yeni bir anayasa gerekmektedir." dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli başkanlığında Kızılcahamam'da 8-9-10 Ocak tarihlerinde toplanan Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu, TBMM Grubu toplantıları sona erdi. Basın toplantısı düzenleyen MHP lideri Bahçeli, yeni Anayasa çalışmalarına değindi. "Eş zamanlı olarak başkanlık sistemi Erdoğan güdümündeki AKP tarafından tedavüle sokulmuştur." diyen Bahçeli, şöyle devam etti: "Tam bu aşamada, Davutoğlu, 'Nasıl bir ülke olmak istiyoruz sorusunun cevabını yeni anayasa metnine, ruhuna ve lafzına yansıtmak durumundayız.' sözlerini ağzından çıkarmıştır. Bizim nasıl bir ülke olduğumuzu hala bilmeyen bir şahıs Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'dır. Sayın Davutoğlu, bizim nasıl ülke olduğumuzu ya öğren ya da biz sana sabır ve sebatla kesinlikle öğreteceğiz. Davutoğlu Afyonkarahisar'dan konuştu, biz de kendisini başkent Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinden milli bir sesle uyarıyor ve kendine gelmesini diliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti milli ve üniter bir devlettir. Bu bir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, üzerinde tartışma götürmeyecek bir ilke ve tarihi iradedir. Bu iki. Türkiye Cumhuriyeti devleti bağımsız yaşama ülkümüzün, birlik ve beraberlik içinde var olmamızın muhteşem bir eseri ve payidar kalacak bir ecdat yadigârıdır. Bu da üç. Davutoğlu yeni anayasaya bakınca nasıl bir ülke olmamız gerektiğini değil, milletimizin ve devletimizin bocaladığı sorunları aşma, hukuki ve siyasi engelleri tesirsiz hale getirme fırsatı olarak görmelidir. Her zaman dediğimiz gibi Anayasa, toplumsal ve siyasal bir mutabakatın zamanlar üstü belgesidir. Bu belge kişiye özel hazırlanamaz. Bu belge yalnızca bir siyaseti gözeterek yazılamaz. Yeni anayasaya; kimliğini kaybetmiş bir ülkeye kimlik yapımı, rejim ve sistemini bulamamış bir ülkeye yenisini kurma yol ve eşiği olarak bakılmamalıdır. Yeni anayasada bir devlet veya bir millet tarifi yapmak yerine, devleti daha süratli ve etkin çalıştırmak; birey, toplum ve devlet ilişkilerini demokratik standartlara kavuşturmak asıl ve esas olmalıdır."

"BİZ ANAYASA YOLUYLA MİLLET OLMADIK"

"Biz anayasa yoluyla millet olmadık. Biz anayasa yoluyla devlet kurmadık." diyen Bahçeli, "Ve bu yolla da ne devletimizi ne de milletimizi kaybetmeye, heba etmeye, yeni baştan 36 etnik kimlik çürümüşlüğüne göre bina etmeye tahammül edemeyiz, izin veremeyiz. Yeni anayasa bir ihtiyaçtır. Buna diyeceğimiz bir şey yoktur. 140 yıldır süren bu tartışma geniş katılımlı bir mutabakatla sonuçlandırılmalıdır. Buna da itirazımız olmayacaktır. Fakat Türkiye'nin yeni anayasa kılıfı altında başkanlık sistemine geçmesine; demokrasiyi özünde benimsememiş, muhalif seslere katlanamayan, parlamenter sisteme kilit vurmak için her kumpastan medet uman ilkel zihniyetlere ortak olamayız, göz yumamayız. Türkiye'ye seçilmiş despot değil, yeni bir anayasa gerekmektedir. Türkiye'nin sorunu sistem değil, var olan sistemin makul ve ahlaki çalıştırılmaması, devletin rasyonel ve hızlı karar alacak ehil ve milli ellerde olmamasıdır. Bugün başkanlık isteyenler, yarın hanedanlık kuracağız derlerse ne yapacağız? Bugün başkan olacağım diyenler, yarın Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihi ve milli mirasını tamamıyla ters tasarruflarla dağıtırsa ne yapacağız? Bugün başkan olanlar, yarın krallık iddiasında bulunurlarsa buna nasıl mani olacağız? Her yönetim ve sistem tercihinin coğrafi, sosyolojik ve tarihsel bir temeli vardır. Bu temel dinamitlenmeden, ki bunun adı darbe veya devrimdir, var olan devletimizin adını, ruhunu, ilke ve esaslarını değiştirmek kesinlikle imkansızdır. Bu itibarla AKP'nin başkanlık hayalinden vazgeçmesini, Davutoğlu'nun ise Erdoğan'ın oyununa gelmemesini istemek en tabii beklentimiz ve tavsiyemizdir. Biz yeni anayasada vatandaşlık tarifiyle oynanmasına karşıyız. Biz Anayasa'dan Türk ifadesini çıkarma provalarına sonuna kadar karşı çıkacağız. Ve biz Türkiye Cumhuriyeti'nin simge ve özeti olan Anayasa'nın ilk dört maddesinin tahrip edilip kurnazca alaşağı edilmesine de direneceğiz. Şunu unutmayalım ki, yeni anayasayı Türk milleti adına yapmayı istiyoruz. Hal böyleyken yeni anayasa, yeni Türkiye derken; Türk milletinin ve Türklüğün horlanıp aşağılanması teşebbüs aşamasında bile olsa bizim için aşılması imkânsız bir sınırdır." şeklinde konuştu.

"AKP-PKK ORTAKLIĞININ GAYESİ"

"Küreselleşmenin alt etnik kimlikleri ortaya çıkarma yönünün kışkırtıcı rol oynadığı şu günkü ortam Türk milli kimliğinin ve milli devletin aleyhine işlemektedir. Bu çok açıktır." diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: "İktidara hâkim olan AKP, milli perspektife sahip olmadığından bölücü talepleri sırası geldiğinde karşılayacak adımlar atarak mahvoluşa doğru bodoslama gitmektedir. Anayasa'dan Türklüğün ayıklanması ahlaksızca planlanırken, dikkat etmemiz ve çok yakından takip etmemiz gereken önemli gelişmeler vardır. Geldiğimiz ve ilerlediğimiz süreç yalnızca Türk olmayanların kimlik kazanımlarına değil maalesef asırlar içinde kazanılmış Türklük kavramının da zayıflamasına neden olmaktadır. Küresel çevrelerin kukla gibi oynattığı AKP-PKK ortaklığının gayesi de budur. Yıllardır çok aktörlü yürütülen bölücülük operasyonuyla Türklük bir alt kimlik olarak sunulmaya çalışılmaktadır. Büyük ve asli unsur Türkler kendi devletlerinde göçmen, sığıntı, misafir ve etnik kalıntı muamelesine maruz kalmaktadır. Erdoğan'ın Türklükle karşıma gelmeyin pervasızlığı bunun için seslendirilmiştir. Türklerden sözüm ona ayrışmama adına kimliklerinden ve değerlerinden taviz üstüne taviz vermeleri istenmektedir. Açılım, yıkım ve çözülme süreçleriyle istenen ve ölçülen tepkiler bu tavizi derinleştirmek içindir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu tavizin son durağının belirlenmesi ve durulacak yerin somut olarak tespit edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Aksi halde yüz yıl sonra ortada Türk'ten eser kalmayacaktır. Bu gidişle kimim sorusunun cevabı Türk'üm olamayacaktır. Ve bu Türklüğün tarihten silinmesi demektir."

MHP'NİN KARIŞTIRILMASI, OYALANMASI

Türk devletinin kurucusu, Türk milletinin kurtarıcısı ve Türk vatanının garantörü olan Türk milliyetçiliğini dizginleme, engelleme ve terbiye etme eğiliminin kontrolsüzce ilerletilmekte olduğunu dile getiren Bahçeli, şunları söyledi: "MHP'nin karıştırılması, oyalanması, hatta susturulup içine kıvrılması için haricimizde faal ve sinsi bir çalışma vardır. Tertemiz vicdanına, sağlam iradesine, isabetli kararına güvendiğim hiçbir dava arkadaşım bu akıntıya kapılmayacak, sebebi ne olursa olsun fırsat vermeyecektir. Milliyetçi Hareket Partisi Türk-İslam ülküsüne adanmış, millete ve vatana feda edilmiş ömürlerin şeref ve namus yuvasıdır. Bu yuvayı bozmak kimsenin harcı olmadığı gibi, buna göz de yumulmayacaktır. Biz boyunduruk altına girmeyecek bir davanın, el etek öpmeyecek bir ecdadın, mücadelesinin bedelini canıyla ödemiş binlerce ülkü şehidinin yaşayan neferleriyiz. Neferiz, çünkü biz bir sevdanın, bir hilal uğruna baş koymuş inanmışlığın temsilcileriyiz, kısacası Milliyetçi-Ülkücü Hareketiz. Hareket; durmanın, durgunluğa meyletmenin, duraklama yaşamanın tam zıttıdır. Hareket tökezlerse, ülkücü heyecanını kaybederse, hayat duracak, hilal vatanın semalarından inecektir. Allah'ın izniyle bu da olmayacak bir şeydir. Üzerimizde oynanan oyunları bozmak, hareketimize çelme takmak isteyen, duygusal hassasiyetleri kaşıyıp felaket tellallığı yapanlara kapalı durmak birlikte başaracağımız bir konudur. Milliyetçi-Ülkücü Hareket her zamankinden daha fazla birbirine kenetlenmelidir. Badireleri arzuyla, cesaretle, emin ve yerinde kararlarla aşacağımızdan kimsenin şüphesi olmamalıdır. Milliyetçiliğe kulp takma ve kara çalma yarışına girenlerin tercih ettikleri yöntem ve vasıtalar devlet ve milleti acıklı, sancılı, oldukça da kanlı bir parçalanmaya götürmektedir. Bizim yok oluşuna seyirci kalacağımız ne bir vatan, ne de bir millet vardır."

Bahçeli, konuşmasının sonunda çalışan Gazeteciler Günü'nü kutladı ve gazetecilerle fotoğraf çektirdi. CİHAN
10 Ocak 2016 14:48
DİĞER HABERLER