Bayram Mülahazaları

Samanyoluhaber.com yazarlarından Ertuğrul İncekul, yeni köşe yazısını 'Bayram Mülahazaları' başlığıyla kaleme aldı.
Bayram, insanın ruhunu hüzünle karışık neşe ile kucaklıyor.  “Bayram” kelimesi, Orta Farsça pağram veya Soğdca patram sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Bu kelimeler “neşe”, “huzur”, “mutluluk” ve “sükûn” anlamlarını taşır.

Îd (Eid) Arapça îd kelimesi, “geri dönmek, tekrarlanmak” anlamına gelen awd kökünden türemiştir. Bu, bayramların her yıl tekrar edilmesine işaret eder. Îd kelimesi, Maide Suresi’nin 114. ayetinde de geçmektedir. Farklı kökenlere sahip olmalarına rağmen, “bayram” ve “îd” kelimeleri kültürel etkileşimlerle benzer anlamlar kazanmış ve toplumların ortak sevinç ve kutlama günlerini ifade etmek için kullanılmaya başlanmıştır.

Hüznümüzün sebebi ise; ülkemizde ve dünyada bir türlü dinmeyen hukuksuzluklardan, ahiret yok gibi yaşayan zalim idarecilerden ve buna sessiz kalan pragmatist kalabalıklardan yüzünden oluşuyor. Mağdur ve mazlum edilen kendi ülkemizdeki masum insanlarımız da ruhumuzu ayrıca yaralıyor. Neşemiz ise, geleceğe dair güçlü ümidimizden, gerçek ve sınırsız merhamet sahibi olan Rabbimizden kaynaklanıyor. Dünya cehenneme dönse de yine gerçek Hakk’a inanan bir gönül, Hak rızası için gönül kazanmayı, insanlara faydalı olmayı esas vazife bilir. Goethe, "Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir" der, bu sözüne katılmıyorum. Hassas ruhlar her zaman ruhlarında bir huzur ve çevresinde cennetler oluşturma hummaları yaşarlar ve hep ateşlerin içinde gül bahçeleri derme peşindedirler.

Günler, küreselleşme dediğimiz oluşum sayesinde, uzakların yakın olduğu ve pek çok şeyin anında yaşandığı bir dönemde çok hızlı geçiyor. Zamanın hakimleri, zamanını iyi yöneten ve değerlendirebilenler, dünyayı da yönetir hale geliyorlar. Artık sınırlar izafileşiyor, dünyanın herhangi bir yerine iletişim araçları ve sosyal medya yönüyle ulaşabiliyor ve etki edebiliyoruz.

Otokrat ve diktatör rejimler her yerde etkisini gösteriyor. İnsanlar da akıl almaz şekilde bir otokrasiye ve aşırı sağ hareketlere yöneliyorlar. Popülizmin artması ve insanların günübirlik yaşıyor olmasının da bunda etkisi var. Bugün iyi vaatlerde bulunana, ağzı iyi laf yapana, iyi yalan söyleyene insanlar hemen inanıyorlar. Sathilik dediğimiz, dehşetli bir sığlık yaşanıyor. Bunun bir diğer sebebi de insanların gelecek kaygısının artmış olması olabilir. Halbuki iyi inanmış bir gönül, elinden geleni yapar ve sonrasını tevekkül eder. Yani gemiyle giderken yükünü ayrıca sırtında taşımaz. Ama güven ve iç huzur, insanın inancı ve Rabbi ile münasebetinin sağlam olmasıyla çok ilgili. Yoksa insan bir sebeppereste dönüşebilir ve her şeyin sahibi kendiymiş gibi davranmaya başlar. Bu da bizim gibi aciz insanların kaldırabileceği bir yük olmasa gerek.

Dünyanın bunalmışlığına inat, Hizmet Hareketi, bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi, Amerika, Avustralya, Kanada ve Avrupa başta olmak üzere pek çok yerde çok önemli etkinliklere imza atıyor. Entegrasyon konusunda çok güzel örnekler var. Eskilerin tecrübesi, yenilerin dinamizmi ile birleşince harika işler ortaya çıkıyor. Hizmet Hareketi’nin ne kadar farklı alanda güzel işler yaptığını, güncel şekliyle anlamak için, Kemal Gülen’in MC TV’de sunduğu İftar Zamanı bölümlerine tekrar bakılabilir. Ayrıca gençlerin bu faaliyetlerin merkezinde yer alması da gelecek adına çok ümit verici. Gençlerin inovasyona açık projeleri ise çok dikkat çekici.  Etkinlikler ve toplu iftarlarda en çok öne çıkan Asr-ı Saadet dönemine ait örnekler, atıflar ve sözler.

Yeni kurulan dünyalarda lokal dostlarımızla daha da güçleniyoruz. Hizmet Hareketi'nin kurumsallaşması çok daha iyi noktalara geliyor. Yeniden işimize baktıkça, evrensel ortak değerler etrafında bir araya geldikçe, bunun meyvelerini hızlıca görüyoruz. Vifak, aynı çizgide bir araya gelme demek; ittifak ise bunu bir fıtrat ve tabiat haline getirmek için gayret etme, demektir. Yeniden bu bir araya gelişler, hem kendi rönesanslarımızı hem de dünyanın çehresinin aydınlanmasını sağlayacak çok geniş imkânlar ve yepyeni teveccühler, yönelişler, fırsatlar sunuyor bizlere.

İnsandaki varlık bilgisi aksiyona, aksiyon marifete dönüşmeli. İman namaza, namaz marifete… Bu yaşam ile ahiret kodlarımızı yazıyoruz. Hayat bir senfoni gibi, varlık ve hadiseler enstrümanlar gibi, acı tatlı tınıları var. Bekaya bakan projeler, ruha ve kalbe pencereler açıyorlar. Ruhumuz, kalbimiz bu pencerelerden nefes alıyorlar. Aklımızın, semavî beyana ihtiyacı var.

Bu duygularla hem dünyayı hem de öteleri inşa etme fırsatı yakalıyoruz. Baharda vuran fırtınalar misali, dört bir yana kemale ermek için saçılan tohumlar gibi, bir meyve veriş, yepyeni oluşumlar var. Gözlerini kapatanlar, panjurlarını indirenler gece yaşamaya mahkûm oluyorlar ve bir darlığa kendilerini mahkum ediyorlar.  Baharı duyan ruhlar için, eğer kurumamışlarsa, kulakları sağır eden çağrılar zemzemesi içindeyiz. Kıblesini kaybeden insanlığa ve ruhlarımıza eşsiz bir davettir bayram.

Bayramın yeniden okumaya, birbirimizi sevmeye ve özümüzdeki hakikatleri keşfetmeye vesile olması dileğiyle, bayramınızı kalbi duygularımla kutluyorum
02 Nisan 2025 10:57
DİĞER HABERLER