'Bir günlük işi bir dakikada yapanlar'

Barla Lâhikasında Sıddık, Santral Sabri Ağabeyimiz diyor ki: “Mucizeler deryası, kâinatın iftiharı Efendimizin (S.A.S.) ‘şu sisli asırda paslı ruhlarımızı nurlandırıp sürurlandıran’ ve ‘ebedî hayat vesileleri bulunan’ On Dokuzuncu Mektub’un beşinci parçasını alarak, üçüncüsünü iade ettim.
Fahr-i Kâinat Efendimizin (S.A.S.) mucizelerinden olan, parmaklarından su akıtarak ordusuna içirmesine dikkat ederek derin bir tefekküre daldım. O sırada kalemim boya şişesindeydi. Yazma vazifeme muvakkat bir fâsıla verecektim. Kalemimi tuttum, mürekkebiyle, yerinde, (koymamak için) kalemdeki mürekkep bitinceye kadar bir-iki kelâm daha yazayım da öyle bırakayım, dedim. 

Başladım, yarım sayfa yazdım, kalemden boya (mürekkep) kesilmedi. Bundaki hikmeti düşündüm kalem kurudu. Sonra bir çok defalar kalemi dikkatle boyaya batırarak yazdım, tecrübe ettim. Yarım satır, nihayet bir satıra kâfi gelebildi. Bu da, Hatîb-i Bağdadî’nin ‘Elli bin yıl tutan bir günde…’ (Meâric Suresi, 70/4) âyetinin sırrındaki tefekküründen meydana gelen (hârika) olayı andırır, Peygamber Efendimizin (S.A.S.) mucizelerini te’kid ve teyiddir, dedim. O tefekkür sırasında Hatîb-i Bağdadî bir günlük işi bir dakikada yapmış.”

Yani bast-ı zaman (zaman genişlemesi) olmuş… 

Nur’un Birinci Talebesi ve ihlâs abidesi Hulusî Ağabeyimiz diyor ki: “Şuraya bir işaret etmek isterim. Kur’an’ın kerametine bir nokta, bir zerre daha ilâve ediyorum: Gerek Eğirdir’de gerek burada bazen zihnime bir şey gelir ev kendisiyle hayli meşgul ettirir. Hemen (Aziz Üstadım) ilk mektubunuzda benim zihnimi meşgul eden bu şeyin cevabını bulurum. Bu, bir defada, beş defada kalmadı çok oldu. Onun için diyorum ki, kerâmet-i Kur’aniyedendir.”

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Barla Lâhikasındaki bir mektubunda diyor ki: “Bahtiyar kardeşim Hüsrev! Şu Risale (Barla Lâhikası) nûrânî bir meclistir ki; Kur’an’ın şu münevver, mübarek talebeleri, (bu meclisin) içinde birbiriyle mânen müzâkere be karşılıklı fikir alış verişi yapıyorlar. 

Ve yüksek bir medrese salonudur ki; Kur’an’ın talebeleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor. Ve Mucizeli Beyan Kur’an’ın, mukaddes hazinesinin sandukçaları olan Risalelerin satıcı ve dellâllarına  muhteşem ve müzeyyen bir dükkan ve bir menzildir. Herbiri aldığı, kıymetli mücevherâtı birbirine ve müşterilerine orada gösteriyor. Bârekâllah, sen de o menzili çok güzel süslendirmişsin.”

Gerçekten Lâhikalardaki mektuplarıda ağabeyler, okudukları Risaleleri birer akademisyen gibi özetleyip takdirkar ifadelerle Üstad’a ve arkadaşlarına takdim ediyorlar.
14 Aralık 2016 18:06
DİĞER HABERLER