Bir kez arandığı için tutuklanan var... Askerler ankesörle nasıl suçlanıyor?

İktidarın ‘suç’ uydurmak için açtığı ankesör soruşturmaları tam bir kördüğüme dönüştü. İpin ucu kaçtı.

Tr724'ten İlker Doğan'ın haberine göre hakim ve savcılar da ne yaptığını bilemez halde. Hakkında başka hiç bir suçlama olmadığı halde sadece 2012’de 1 kez ankesörlü telefondan arandığı gerekçesiyle tutuklanan asker de var, defalarca arandığı halde ‘manipülasyon amaçlı’ olduğu düşünülüp bırakılan da… Birbiriyle çelişen mahkeme kararları, hukuksuz soruşturmalar, mesnetsiz iddialar birbirini takip ediyor. Hukuki hiç bir temeli olmayan sözde soruşturmalar içinden çıkılmaz hale geldi.

En son geçtiğimiz hafta yapıldı ‘ankesör’ operasyonu. Yine onlarca gözaltı ve ardından tutuklama kararları. Son operasyonda hakkında gözaltı kararı çıkarılan 200’den fazla ismin tamamının muvazzaf asker olması dikkat çekti. Gözaltına alınan 129 askerden tamamına yakını tutuklandı. Bu kişiler hakkındaki tek iddia büfe, pastane vs. gibi yerlerdeki ‘sabit’ hatlardan aranmış olmaları. İçlerinde 60 kez aranan da var, 2 kez aranan da…

6 YIL ÖNCE 2 KEZ ARANMIŞ

Tutuklananlardan biri 2014-2017 yılları arasında bir Avrupa ülkesinde NATO’da görev yapmış. 2017’de Türkiye’ye çağırılıyor ve Güneydoğu’da görevlendiriliyor. Hiç tereddüt etmeden ülkesine dönüyor ve verilen görevi yerine getirmek için Güneydoğu’ya gidiyor. Ancak hakkında gözaltı kararı çıkarılıyor. Suçlama 2012 yılında Bahçelievler’den ankesörlü telefonla sadece 2 kez aranması. Bir görüşmesi 30 diğeri ise 50 saniye sürmüş. Bunun dışında dosyada tek bir delil yok. Aradan 6 yıl geçtiği için kendisi söz konusu telefonları bile hatırlamıyor.

Bir başka asker yine görevde olduğu Suriye’de gözaltına alınıyor. O da tıpkı diğerleri gibi ‘ankesörlü telefonla aranmakla’ suçlanıyor. 2012 yılında 15 kez aranmış. Hakkında başka hiçbir delil yok. Bank Asya’ya para yatırmamış (ki bu suç değildir), çocuklarını ‘cemaat’in eğitim kurumlarına göndermiş (ki bu da suç değildir), Bylock programını kullanmamış! (ki bu da suç değildir.)

HAKİM VE SAVCILAR SUÇ İŞLİYOR

Ankesörlü telefon soruşturmalarında hukuk yerle bir ediliyor. Öncelikle bir kişi hakkında ‘iletişimin denetlenmesi’ kararı verilebilmesi, HTS kayıtlarının istenebilmesi için söz konusu şahısla ilgili bir soruşturma ya da kovuşturma olması gerekiyor. Ancak ankesör soruşturmalarında bu kural tamamen ihlal ediliyor. Herkes peşinen suçlu kabul edilerek şüpheli veya sanık sıfatı bulunmayan kişiler ve telefon numaraları hakkında HTS kayıtları hukuk dışı elde ediliyor. Yargıtay’ın ‘hukuka aykırı delil’ gerekçesiyle bugüne kadar bozduğu yüzlerce dava var. Ayrıca suç işlendiğine dair somut delillerin olması gerektiği kuralı da çiğneniyor. Zira yukarıda da aktarıldığı üzere, suçlanan kişiler hakkında savcının ‘zannından’ başka hiçbir somut delil yok.

MASUMİYETİNİ İSPAT EDENE KADAR HERKES SUÇLUDUR!

Kaldı ki, CMK 135’e göre, ‘iletişimin denetlenmesi’ kararı verilebilmesi için ‘başka suretle delil elde etme imkanının bulunmaması’ gerekiyor. Yani savcılık, haklarında hiç bir soruşturma vs. olmayan insanların HTS kayıtlarını istemeden önce yasaların elverdiği ölçüde elindeki bütün imkanları kullanarak delil toplamalıydı. Ancak sözde ‘ankesör’ soruşturmasında böyle bir çaba olmadığı gibi aksine hiç bir delil toplanmadan doğrudan HTS kayıtları isteniyor. Somut olayda, savcılık makamı bütün askerleri suçlu kabul ederek HTS kayıtlarını istiyor, eğer bir kez bile aranmışsanız başkaca bir delile gerek görmeden insanlar tutuklanıyor. ‘Suçu ispat edilinceye kadar herkes masumdur’ şeklindeki masumiyet karinesi artık yok!

HTS KAYITLARIYLA ‘HÜKÜM’ KURULAMAZ

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararlarına göre ‘hukuka aykırı olarak elde edilen iletişim tespit tutanakları, HTS kayıtları ve bunların sözde analizinden elde edilen deliller hiç bir şekilde hükme esas alınamaz. Yani bir hakim sırf HTS kayıtlarına ya da bu kayıtlara dayanarak savcılık makamının yaptığı ‘yorumlara’ bakarak hüküm veremez. Ayrıca delillerin hukuka uygun elde edilmiş olması da sorunu çözmüyor. HTS kayıtlarının içeriği de önemli. İçeriğinin ne olduğu bilinmeyen bir HTS kaydıyla hangi insanı neyle suçlayacaksınız?

ANKARA’DA FARKLI İSTANBUL’DA FARKLI!

Anayasa’ya göre herkes kanun önünde eşittir. Ancak ankesör soruşturmasında bu kural da tıpkı diğerleri gibi yerle bir ediliyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın geçtiğimiz aylarda Emniyet’e yolladığı bir karar medyaya yansımıştı. Buna göre  8’in üzerinde ankesörlü araması olanlar sözde ‘f.tö’ şüphelisi olarak değerlendiriliyordu. Bu sayı İstanbul’da ise 1! Ankara’da hakkınızda işlem yapılabilmesi için 9 kez aranmanız gerekirken, İstanbul buna hiç bakmıyor!

Adamına göre hukuk!

İnternette paylaşılan 2018 tarihli bir mahkeme kararı;2018/323 Esas. Yargılanan sanık ‘beraat’ ettiriliyor. Burada sorun yok tabi ki, ancak beraat gerekçesi önemli. Şöyle diyor mahkeme kararında: “Sanık Sertan ….’ın asayiş tim komutanı olarak bir dönem görev yapması ve çarşı iznine çıkan askerlerin telefon bulundurmasının yasak olması sebebiyle kontörlü telefondan kendisini aramış olabileceği yönündeki aksi ispatlanamayan savunması birlikte değerlendirildiğinde, sanık Sertan… ‘ın kontörlü telefondan aranması bilgisinin örgütsel eylem ve faaliyetlerini ispat etmeye yeter derecede olmadığı, (imam olduğu iddia edilen) şahsın askeri personeli aradıktan sonra tedbir amaçlı ilgisiz ve alakasız kişileri de telefonla arayarak bu bütün içerisinde hedeflerin kaybolmasını amaçladığı…”

Kararda ayrıca, sanığın kontörlü telefonla aranmasının amacının netleştirilemediği, ne konuşulduğunun yani HTS kayıtlarının içeriğinin bilinmediği de anlatılıyor. Mahkeme ‘hukuku’ hatırlamış bu davada. Peki aynı mahkeme(ler) buradaki sanık için uyguladığı hukuku neden diğerlerinden esirgiyor?

Tr724

24 Aralık 2018 13:26
DİĞER HABERLER