Bismillah ve Arzi-Semavî Musibetlere Karşı Okunabilecek Bir Dua

"Her adımda, her işte ve her an içimizde Allah ile beraberliğimizi ifade için söylediğimiz bir cümle besmele.."
Hüseyin Yağmur ile Dua Köşesi
Bismillah

Sevgili dostlar, mübarek Ramazan-ı Şerife adım adım yaklaşırken bismillah deyip, bismillah ile başlayan bir dua ile başlayalım inşallah..
Bismillah Allah’ın adıyla.. demek.
Yani her şeye Allah’ın adıyla başlarım, her işimi Allah’ın adıyla yaparım, Allah’ın adıyla, Allah’ın izniyle hareket ederim, demek..
Bismillahı Kur’an’ı Kerim’in girişinde Fatiha suresinin ilk ayeti olarak görürüz..
Onu her gün beş vakit kıldığımız namazlarımızda tekrar tekrar okuruz..
Kur’an’da Tevbe suresi hariç bütün surelerin başında yer alır..
Neml suresinde Hz. Süleyman (a.s)’ın Sebe melikesi Belkıs’e gönderdiği mektubun başında başlangıç cümlesi olarak görürüz..
Efendimizin besmele okunmadan başlanılan her bir işin, hayırsız ve bereketsiz olacağı konusunda uyarıda bulunduğuna da hatırlayalım.. 
Her adımda, her işte ve her an içimizde Allah ile beraberliğimizi ifade için  söylediğimiz bir cümle besmele..

Arzî ve Semavî Musibetlere Karşı Okunabilecek Bir Dua

Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Kim her gün sabah ve akşam şu duayı üç defa okursa artık ona hiçbir şey zarar vermez, ansızın ve beklenmedik bir bela, musibet başına gelmez.” Buyurdu. İşte o dua:

“Allah’ın Nam-ı Celîlinin anıldığı yerde, ne arz ne de semadaki hiçbir şey insana zarar vermez. O Semi’ ve Alim’dir” (Tirmizî, daavât 13; Ebû Dâvûd, edeb 100; İbn Mâce, dua 14) 

Efendimizin bu duası maddî-mânevî, dünyevî-uhrevî bütün tehlikelere karşı korunmak için Allah’ın (celle celâluhu) himayesine girmeyi ifade etmektedir.. Duanın sonunda Cenâb-ı Hakk’ın Semi ve Alim isimlerinin zikredilmesini ise şöyle anlayabiliriz: 

“Cenâb-ı Hak, arzdan (yerden) çıkacak ve semadan inecek her türlü tehlikeye karşı, halisane bir niyetle kendisine sığınan kulunun dua ve yakarışını işiten ve her şeyi kuşatan ilmiyle kulunun bu duasını en iyi bilendir.” 

Bu dua hadis-i şerifini rivayet eden Hz. Osman Efendimizin oğlu Ebân (radıyallâhu anhümâ) bir gün hafif bir felç olur. Bu hadis-i şerifi kendisinden öğrenen bir zat sokakta Hz. Ebân’ı bu hâliyle görünce kendisine manalı bir bakışla bakmaya başlar. Bu bakıştaki maksadı sezen Ebân o zata şöyle bir izahta bulunur: “Hadis, rivayet ettiğim şekildedir. Fakat ben, bu musibetin bana gelip isabet ettiği gün onu okumamıştım. Allah da (celle celâluhu) hakkımda bu şekilde takdir buyurdu.” (Tirmizî, daavât 13; Ebû Dâvûd, edeb 100; İbn Mâce, dua 14).

Sahabe efendilerimiz sabah akşam bu duayı okuyor ve bu duayı okuyan insanın felç olmayacağına yürekten inanıyorlardı. 
Afât-ı semaviye ve âfât-ı aradiye, yani yerden ve gökten altımızdan ve üstümüzden gelebilecek her türlü bela ve musibete, özellikle felce karşı sabah akşam bu duanın okunması tavsiye edilmiştir..

Kendimizi kötü hissettiğimiz zamanlarda, meselâ tansiyonumuzun yükseldiğinde hemen bu duayı okuyarak Rabbimiz’in sonsuz rahmet ve kudretine sığınabiliriz. 

Ayrıca bilinmesi gereken bir husus şudur: Duada istenilen şeyin hemen gerçekleşeceğini beklemek doğru değildir. 
Bir Hadis-i Şerifte Efendimiz şöyle buyurur: 
“Kul, Rabbinden bir hayır dileyince Cenab-ı Allah üç şekilde mukabelede bulunur; ya dünyada dileğini yerine getirir, ya ahirete saklar,  ya da o dua ile başından bir kötülük ve zararı def’eder”. (Hadîs-i Şerif)
Fakat sonuçta biz bir sıkıntıya maruz kaldığımızda hemen duaya yönelerek bir ibadet, zikir ve fikir dairesine girmiş oluruz.
Cenab-ı Şafi her birerlerimize sıhhat-i tamme ve afiyet-i daime ihsan eylesin.Amin!
 
Not: Bu duanın hikayesini YouTube'da Hüseyin Yağmur Hoca Kanalından seyredebilirsiniz. Abone olmak için tıklayınız
21 Nisan 2020 10:52
DİĞER HABERLER