'Bittik' çığlıklarını duyan var mı?

''Ekonomik kriz daha derin ve etkileri çok daha fazla olduğu halde neden bir türlü esnafın, memurun, üreticinin sorunları gündeme getirilemiyor? İsraf harcamaları niçin eleştirilemiyor? İşin sırrı medyada...''

Ali Emir Pakkan / samanyoluhaber.com
Bittik çığlıklarını duyan var mı?

Sosyal medyada izledim. Bursalı bir tekstilci, makinaların önünde, "biz bittik, asıl gündem biziz, yolla, köprü ile, andımızla gündemi değiştirmeyin." diye ağlıyor... Rejimin kanallarını yalan söylemekle suçluyordu.

Trabzon'da Tomyakoop süt fabrikası iflas etmiş. Kadınlar toplanmışlar, ellerinde kalan sütü sokağa döküyorlardı.

Bandırma'da kağıt toplayarak geçimini temin eden 17 yaşındaki genç açlıktan bayılıp yere düşmüş. Yoldan geçenlerin yiyecek ikramı ile kendine gelebilmiş.

İşsizlikten bunalıma girenler, evine ekmek götüremediği için intihar edenler, çaresizlikten kendini ateşe verip yakanların sayısı artıyor.

Dev fabrikalar, ünlü markalar, asırlık işletmeler peşi peşine konkordato ilan ediyor...

Diğer yandan Okluk köyü, Saray için tamamen kapatılmış, kamulaştırma başlamış. Cumhurbaşkanlığına 44 yeni araç alınacakmış.
Vesaire, vesaire...

2001'de Başbakanlık önünde yazar kasayı 'artık işime yaramıyor' diye fırlatan esnafın bu eylemi nerede ise Bülent Ecevit hükümetini düşürecekti. Ana akım medyada günlerce bu eylem vesilesi ile ekonomik kriz gündem oldu!

Peki şimdi ekonomik kriz daha derin ve etkileri çok daha fazla olduğu halde neden bir türlü esnafın, memurun, üreticinin sorunları gündeme getirilemiyor? İsraf harcamaları niçin eleştirilemiyor?

İşin sırrı medyada...

27 Mayıs sabahı darbecilerin ilk duraklarından biri Ankara Radyosuydu. Bir cemse asker gece yarısından sonra radyoyu ele geçirdi. Darbe bildirisi radyodan okunduğunda her şey bitmişti.

Gazetecileri Çankaya’ya çağırdı ve bir mutabakata imza attırdılar. ‘Darbe ve Yassıada mahkemeleri’ konusunda cuntacıların istediği haber ve yorumlar yapılacaktı!

12 Eylül 1980’in hedefinde önce basın vardı. Yayın yasaklarına uymayan gazeteler hemen kapatılıyor, gazeteciler hapse atılıyordu.

28 Şubat 1997 post modern darbesinde tankların yerini bazı medya kuruluşları almıştı.
"İrtica" ile topyekün mücadele basın kullanılarak yapıldı.

Erdoğan rejimi de darbecilerin yolunu izledi.
Türkiye'de bağımsız medya organı kalmadı.
Takrir-i sükun günleri yaşandı... Yaşanıyor...

Gazete ve televizyonlar tek tek kapatılıp, gazetecilerin ellerine kelepçe vurulurken sessiz kalan yığınlar, yanlış politikaların etkileri kendilerine ulaştıkça hareketlenecek. Ancak artık çok geç, "bittik", "yandık" çığlıklarını kimse duyamayacak...

12 Kasım 2018 17:57
DİĞER HABERLER