Cumhuriyet yazarları Charlie Hebdo davasında ifade verdi

Fransız Charlie Hebdo mizah dergisinin, Hz. Muhammed'in tasvir edildiği belirtilen karikatürleri köşelerinde yayınladıkları için açılan davada Cumhuriyet Gazetesi yazarları Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan ifade verdi.

Cumhuriyet Gazetesi yazarları Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan'ın 14 Ocak tarihli köşe yazılarında, Fransız Charlie Hebdo dergisinde yayımlanan Hz. Muhammed'e ait olduğu iddia edilen, karikatüre yer vermeleri nedeniyle açılan davanın görülmesine devam edildi.
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma, dosyada bin 280 şikayetçinin bulunması nedeniyle büyük salonunda görüldü. Duruşmada, sanıklar Ceyda Karan, Hikmet Çetinkaya ve avukatları ile 21 şikayetçi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan'ın ailesinin avukatları hazır bulundu. Mahkeme, sanıkların eylemlerinden doğrudan etkilenmedikleri gerekçesiyle 15 yaşını doldurmamış şikayetçilerin davaya katılma taleplerini reddetti. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alınan duruşmada, ilk olarak sanık Hikmet Çetinkaya ifade verdi.

50 yıllık gazeteci olduğun ve köşelerinde yazdıklarından kendilerinin sorumlu olduğunu belirten Çetinkaya, "Bu 50 yıllık süreçte demokrasiyi, özgürlükleri, din ve vicdan özgürlüklerini savundum. 28 Şubat sürecinde, korkularından okullarının anahtarlarını Çevik Bir paşaya teslim edenlerin gerçek kimliklerini ben biliyorum. 40 yıl onlarla mücadele ettim. 250 davada yargılandım. Bugün Türkiye terörle iç içe yaşıyor. Her gün onlarca asker polis şehit düşüyor. İki ateş arasında kalan Kürt yurttaşlarımız eşyalarını alıp kaçıyor. Terör nereden gelirse gelsin insanlık suçudur. Bu adliyede savcı Mehmet Selim Kiraz DHKP-C terör örgütü tarafından öldürüldü. Yarın çıkacak yazımda yine terörü yazdım. 12 Mart, 12 Eylülleri işkencelerle geçirdim. O zaman niye benim yanımda olmadınız? Düşmanınız mıyım ben sizin?" dedi. Çetinkaya'nın bu sözleri üzerine salondaki şikayetçiler ve avukatları tepki göstermesi kısa süreli gerginliğe neden oldu.

Hakim Abdurrahman Orkun Dağ, Çetinkaya'ya karikatürlerin gazetede basılacağı söylentileri üzerine Türkiye'de oluşan tepkilerden haberi olup olmadığını sordu. Çetinkaya, "Böyle bir şey olduğunu anımsıyorum. Gazetenin basıldığı matbaada, polisler dağıtıma çıkmadan gazetenin filmlerini çekerek savcıya göndermiş Savcılığın da bir suç unsuru tespit etmediği için dağıtıma engel olmadığını duydum." dedi.

Hakim Abdurrahman Orkun Dağ, daha sonra Çetinkaya'ya, Malatya eylemi, Maraş katliamı, Turan Dursun cinayeti, Bahriye Üçok'un öldürülmesi, Ankara'daki gar saldırısı gibi olayları gazetedeki köşesine taşıyıp taşımadığını, bu konularla ilgili genel bir tavrı olup olmadığını sordu. Bunun üzerine Çetinkaya, "Gazetemiz, daha önce bombalandı. Bombalayan şahıs daha sonra Danıştay saldırısını üstlendi. Şu an gazetemiz abluka altında, polis koruması altında yaşıyoruz. Öğretmenlerim bana İslam dinin barış ve hoşgörü dini olduğunu öğretti. Ben bu suçu işlemedim. O karikatürdeki kişi peygamber efendimiz değildi. O IŞİD terörünü lanetleyen bir Müslümandı." dedi.

Çetinkaya'nın ardından sanık Ceyda Karan'ın ifade verdi. Karan, Charlie Hebdo dergisine yapılan saldırının ardından ülkemizdeki tartışmaların içerisinde olmadığını söyleyen Karan, "Ben yazımı yazdım. Ben Müslümanları her şeyden tahrik olan şahıslar olarak algılamak istemiyorum. Her insan gibi teröre karşı çıkmışımdır. Bizler şeriatla değil laiklikle yönetilen bir ülkede yaşıyoruz. Daha önce İran gibi farklı ülkelerde peygamberin suretleri yayınlanmıştır. Yani bu ilk değildir. Ben inançlı bir insan değilim. O inancın kuralları da, o inanca inanan insanları kapsıyor." ifadelerini kullandı.

Charlie Hebdo, anarşist, uç mizah anlayışına sahip bir dergi olduğunu belirten Karan, "Ben çok beğenmem bu dergiyi. Kışkırtıcı, provakatif bir dergidir. Misyonları da odur zaten." dedi.

Karan, mahkemeye sunduğu yazılı ifadesinde ise "Geçen sene Ocak ayında vahşice katledilen Charlie Hebdo'daki meslektaşlarımın yazdıklarını ve çizdiklerini beğeneyim yahut beğenmeyeyim. Yaşam haklarına kast edilerek canlarının alınmasını kınamak da insan olarak görevimdir. Charlie Hebdo'nun terörist saldırısı sonrası çıkan ilk sayısındaki kapak çizimine de belirttiğim bu sebeplerle yani meslek onurum ve ahlakım, insan olarak haysiyetimin, inandığım değerlerin bir sonucu olarak yer verdim." ifadelerini kullandı.

Sanıkların savunmalarının tamamlanmasının ardından şikayetçilerin ifadelerine geçildi. Şikayetçilerden Necla Ölçeryiğit, suç konusu karikatürlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini söyledi. Ölçeryiğit, "Bu kadar yıllık gazetecilik deneyimi olan yazarların, peygamber efendimizin suretinin resmedilemeyeceğini bilmemesi imkansızdır. Böyle iğrenç bir karikatürü hoşgörüyle karşılamam." dedi.

Duruşmada daha sonra avukatlar söz alarak, sanıklar Karan ve Çetinkaya'ya sorular sordu. Zaman zaman gerginliklerin yaşandığı salonda, bir avukat "Bunların Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar casusluk suçundan tutuklanmıştır. Ayrıca, 'cumhuriyet' kelimesi bizim yönetim şeklimizdir ve özel bir isimdir. Bu gazetenin adının ilgili yerlere yazı yazarak kaldırılmasını istiyoruz." dedi. Hakim Dağ, bu talebin davayla ilgisi olmadığını söyleyerek reddetti.

Mahkeme verdiği ara karada, Diyanet İşleri Başkanlığı'na müzekkere yazılması yönündeki talebi redderken duruşmayı Mart ayına erteledi.
CİHAN
21 Ocak 2016 16:37
DİĞER HABERLER