Davutoğlu, seçim ekonomisi uygulamadıklarını savundu, muhalefeti eleştirdi

ANKARA (CİHAN)- Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçimler öncesinde iktidar partisini bekleyen tuzaklardan birinin seçim ekonomisi uygulamak olduğunu söyledi. Davutoğlu, "Hükümetim adına şunu söylüyorum ki biz seçim ekonomisi uygulamadık. Birçok müjde verdik ama hiçbirisinde bütçe disiplininden kopmadık. Bu iktidar partisi için bir tuzaktı. Böyle bir taktik geçici bir uygulama. Biz bu tuzağa düşmedik." dedi. Muhalefet partilerinin ise tam tersini yaptıklarını savunan Davutoğlu, "Maalesef bugün muhalefet bu tuzağa düştü. Sayın Kılıçdaroğlu'nu muhalefet liderlerini ne zaman dinleseniz, ya ekonomik bakımdan bir bilgisizlik örneği olarak hangi kaynaklardan neyi temin edeceğini bilemeden yapılan vaatler görürsünüz ya da tipik bir şekilde geniş kitlelere böyle bir mavi boncuk dağıtan anlayış görürsünüz." şeklinde konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, TOBB Genel Merkezi'nde düzenlenen VIII. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası'na katılarak konuşma yaptı. Aday listelerinin teslim edilmesine de değinen Davutoğlu, "Dün bütün partiler aday listelerini YSK'ya verdiler. Dün itibariyle saat 5'te bir heyecanla bu neticeyi bekleyen aday adayları bu neticeleri kamuoyumuz ile birlikte gördü. Her şeyden önce sadece AK Parti olarak değil bütün bu adaylık sürecinde bütün partilerimize yaptıkları tercihler dolayısıyla hayırlı olmasını diliyorum." değerlendirmesinde bulundu.

'ADAY LİSTELERİ HAYIRLI OLSUN'

Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Ne olursa olsun aslında dün ilan edilen aday listeleri her bir partinin ülke yönetimi için düşünüğü vizyonu yansıtacak kadroları oluşturuyor. Şimdi dünkü bu listelerin açıklanması sonrasında önümüzdeki dönemde her bir parti Türkiye'nin geleceği ile ilgili vizyonunu paylaşırken ekonomik görüşlerini de dile getirecek. İşte orada farklar ortaya çıkacak. Aday listeleri nihayet insan unsurunu ortaya koyar. Dediğim gibi hayırlı olsun ve ülkeye hizmet etmek niyetiyle ortaya çıkan hangi siyasi görüşten olursa olsun herkese saygı duymak icap eder."

Bundan sonra herkesin vizyonunu ortaya koyması gerektiğini kaydeden Başbakan Davutoğlu, "Vizyonu ortaya koyarken bu vizyonu gerçek hayatta nasıl yansıtacağını da ortaya koymalı. Seçim dönemlerinde iki tehlike vardır. İki yaklaşımı da göreceksiniz. Bir kısa vadeli yaklaşım, iki uzun vadeli yaklaşım." şeklinde konuştu.

Seçimler öncesinde de iki tehlike olduğunu kaydeden Davutoğlu, şunları söyledi: "İktidar partisini bekleyen tehlike veya tuzak, seçim ekonomisi uygulamasıdır. Yani kısa dönemde mümkün olan en geniş kitleyi tatmin edeyim, oyları alayım, ondan sonra ne olursa olsun anlayışı. Bu 90'lı yılların Türkiye'sindeki iktidar partilerinin anlayışıydı. Çünkü onlar seçim sonrasında tekrar iktidar olup olmayacaklarını bilemiyorlardı ya da ümitleri yoktu. Ama AK Parti hiçbir seçim öncesinde son 12 yıl içinde 3 genel seçim 3 yerel seçim referandumlar geçirdi. Tarih de millet de kayıtlar da şahittir ki hiçbirisinde seçim ekonomisi uygulamadık. Neden biliyor musunuz? Etik ve ekonomik olarak bu doğru değil onun için yapmadık. Bir gerekçe de şu: AK parti iktidarları seçim sonrasında yine o sorunun kendisinde olacağının bilinciyle hareket etti."

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi yapacağımız her bir seçim ekonomisi uygulamasının bütçede yol açabileceği açıkların bedelini yine biz ödeyeceğiz. 8 Haziran günü bu inancı taşıdığımız için arkadaşlarımla 62. Hükümeti kurarken yaptığımız ilk tartışma şuydu. Acaba 8 aylık 9 aylık 10 aylık bir hükümet programı mı açıklayacağız? Yoksa 8-9 yıllık bir hükümet programı mı? İlk daha hükümet programınını yazılışı sırasında verdiğim talimat şuydu. Sakın ola ki Eylül 2014'den Haziran 2015'e kadar dönemi kapsayan bir seçim hükümeti programı hazırlamayacağız. Aksine 2014'ten 2023'e bir dokuz yıllık hükümet programı açıklayacağız. Şimdi herkes baksın hükümet programına, hiçbir yerde 9 aylık perspektif görmezsiniz. Böyle bir durumda ben seçime de çok az kalmışken hükümetim adına şunu söylüyorum ki biz seçim ekonomisi uygulamadık. Birçok müjde verdik ama hiçbirisinde bütçe disiplininden kopmadık. Bu iktidar partisi için bir tuzaktı. Böyle bir taktik geçici bir uygulama. Biz bu tuzağa düşmedik. Çünkü biliyoruz ki bu tuzak nihayetinde bizim önümüze gelecek. Halkımıza bedel ödetecek."

'MUHALEFET MAVİ BONCUK DAĞITIYOR'

Davutoğu, muhalefet partilerini eleştirerek, "Seçim öncesinde daha sonrası ile ilgili hele umutları yoksa olabilecek en geniş vaatleri vermek. Ekonomi bunu kaldırır mı kaldırmaz eğer bize emanet düşerse bunu yerine getirebilir miyiz diye düşünmeden en geniş en uçuk vaatlerde bulunmak. Maalesef bugün muhalefet bu tuzağa düştü. Sayın Kılıçdaroğlu'nu muhalefet liderlerini ne zaman dinleseniz, ya ekonomik bakımdan bir bilgisizlik örneği olarak hangi kaynaklardan neyi temin edeceğini bilemeden yapılan vaatler görürsünüz. Ya da tipik bir şekilde geniş kitlelere böyle bir mavi boncuk dağıtan anlayış görürsünüz. Ekonomi, benim adım şu, teminatı benim diyerek yönetilen bir şey değildir. Ekonomide bir vaatte bulunacaksanız karşılığını göstereceksiniz. 90'lı yıllarda her kişiye iki anahtar dediler, 25 sene geçti biz o vaatlerin sosyal güvenlik sisteminde açtığı yaralarla uğraşıyoruz. Onu kapatmaya çalışıyoruz. Biz sorumluluk sahibi bir iktidar olarak buradan sadece TOBB yöneticilerine işadamlarına değil bütün milletimize seslenerek diyorum ki bizden sonraki neslin bedel ödeyeceği hiçbir kararı almayacağız. Bizden sonraki yöneticilerin bir şekilde ödemek zorunda oldukları mali açıklara, sosyal güvenlik açıklarına yol açamayacağız. Çünkü biz sorumluluk sahibiyiz. Bizim meselemiz geçici bir iktidar hevesi değildir. Bizim meselemiz Türkiye'yi yeniden inşa etme meselesidir." dedi.

'ALLAH KERİMLİĞİNİ GÖSTERMEK İÇİN SORUMLU LİDERLERİ VESİLE KILAR'

Davutoğlu, bu konudaki sözleri şöyle noktaladı: "Şunu da ifade etmek isterim, değişik toplum kesimlerine verilen sözlerden hareketle, hayalci sözler, hani Kılıçdaroğlu'nun bir ifadesi var, 'Bana 4 yıl verin yeter' diyor. Bir siyasetçinin vizyon sahibi bir insanın söylememesi gereken bir söz. Yani 4 yıl içinde 4 yıllık bir perspektif. Ben 62. hükümeti kurarken 9 aylık bir perspektifi değil 9 yıllık perspektifi ve biz hükümet olarak 2071'i planlarken 4 yıllık perspektif demek şu demek: Ben şu ana kadar birikmiş olan Merkez Bankası rezervlerini, hazineyi, Türkiye ekonomisinin geldiği düzeyi 4 yıllık kısa vadeli kitleleri tatmin edici görülen ama uzun dönemde yara açan politikalarla heba edeceğiz. Sonrası Allah Kerim. Allah her zaman Kerim ama o kerimliği göstermek için sorumlu liderleri vesile kılar. Biz 4 yıl için söz istemedik hiçbir zaman. Bize emaneti verin, emaneti yaptığımız sürece bize destek olun, yapmadığımız anda da bizden bunu alın. Ne 4 yıl ne 4 dakika ne 40 yıl. Emaneti sürdürürsek 2017'e kadar biz buradayız. Ömrümüz vefa etmezse bizden sonraki AK parti kadroları. Ama eğer sözümüzü emaneti yerine getiremezsek de 4 yıl değil 4 dakika bizi tutmayın. Aradaki perspektif farkı budur. Kısa dönemli taktik hesaplar içinde yapılacak siyasetin ekonomiye verdiği büyük zararlar var. Bizler uzun dönemli kalıcı istikrar için dünya ekonomik krizle boğuşurken o kriz karşısında en doğru kararlar alabilmek için her türlü istişareyi yapıyoruz, bakanlar kurlumuzda bunu siyasi anlamda yaptığımız gibi şimdi de sizlerle yapıyoruz." CİHAN
08 Nisan 2015 13:23
DİĞER HABERLER