Davutoğlu: Türkiye, darbe mahsulü bir anayasa ile yol alamaz, almamalı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 2016 Ocak ayı 'Yeni Türkiye Yolunda' konuşmasını yaptı. Davutoğlu, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun 4 Şubat'ta toplanacağını belirterek, "Türkiye, darbe mahsulü bir anayasa ile daha fazla yol alamaz, almamalı. Başkanlık sistemi de dahil olmak üzere her şeyi demokratik bir olgunluk içinde tartışabilmeliyiz." dedi.

Cenevre'deki Suriye görüşmelerine PYD'nin de katılma tartışmaları için Davutoğlu, "PYD'yi illa ki masanın bir kenarına oturtmak isteyen birileri varsa, PYD'ye o masada yakışan yer, insanlık onuru adına mücadele eden muhaliflerin yanı değil, Suriye halkına büyük acılar yaşatan rejimin yanıdır. Çünkü onlar hep rejimle işbirliği yapageldiler. Gitsinler katil Esad rejiminin yanına otursunlar." tepkisini gösterdi.

Konuşmasının başında milleti selamlayan Davutoğlu, Türkiye'nin yaşadığı gelişmeleri paylaşmanın mutluluğu içinde olduğunu söyledi. Ocak ayının yine çok yoğun geçtiğini iç ve dış temaslarla dolu dolu ve ekonomik meselelerin ağırlık kazandığı bir ay olduğunu aktardı. 14 Ocak'ta üretimde nitelik artışı amacıyla hazırladıkları Ar-Ge Reform Paketini kamuoyuna açıkladıklarını belirten Davutoğlu, ülke olarak koydukları büyük hedeflere ulaşmak için daha yenilikçi, ileri teknolojiyi kullanan ve yüksek katma değer üreten üretim anlayışına geçmenin şart olduğunu vurguladı.

"BİR BİLİM ADAMI OLARAK BU RAKAMLARDAN ŞAHSEN BEN MEMNUN DEĞİLİM"

Davutoğlu, "Ar-Ge demek geleceği bugünden düşünmek demek, yarınların sorunlarına çareleri bugünden üretmek demek. 2002 ile kıyasladığımızda bu alanda tam zamanlı araştırmacı sayımız 4 katına, bilimsel yayın sayımız ise 3 katına çıktı. Bir bilim adamı olarak bu rakamlardan şahsen ben memnun değilim. Çok daha ileri düzeylere bu rakamları taşımamız şart." dedi.

15 Ocak'ta ülkemizde yatırım yapan yabancı yatırımcılarla İstanbul'da bir araya geldiklerini söyleyen Davutoğlu, Türkiye'nin 2002 yılından bu yana yakaladığı istikrarlı büyüme seyrini detaylarıyla anlattığını ve yatırım yapmaya davet ettiğinden söz etti. Davutoğlu, "Türkiye'nin yabancı yatırımcıları için bugün istikrarıyla, potansiyeliyle her zaman olduğundan daha da cazip bir ülke haline geldiği bir gerçek. Yabancı yatırımcılar da bu konuda övgüyle Türkiye'den bahsediyorlar. Ekonomimiz 2003-2014 arasında görülmemiş boyuttaki küresel krize rağmen yıllık ortalama yüzde 4,8 oranında büyüdü. 2015 yılında beklentilerin üzerinde bir performansı sergileyen ekonomimiz 2. çeyrekte yüzde 3,8 ve 3. çeyrekte yüzde 4 büyüyerek en hızlı büyüyen ülkeler arasındaki yerine aldı. Küresel krizin başladığı 2007 yılından buyana birçok ülke istihdam kayıplarını telafi edemezken biz 6,6 milyon bin kişiye ilave istihdam imkanı sağladık. Sadece geçen yıl 2015 yılında yaklaşık 1 milyon vatandaşımıza istihdam oluşturduk. 2007 yılında yüzde 40,4 civarında olan istihdam oranı son açıklanan verilerde yüzde 46,2 seviyesine ulaştı. İstihdam demek iş demek, ekmek demek, mutlu aileler demek, yüzü gülen insanlar, geleceğe umutla bakan çocuklar demek." ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası rezervini 2002 yılında 28 milyar dolardan 2015'te 113 milyar dolara çıkardıklarını kaydeden Davutoğlu, 2002 yılı öncesinde çift haneli olan enflasyonu tek haneye indirdiklerini ve OVP ile daha da aşağılara çekmekte kararlı olduklarını söyledi.

ENFLASYON CANAVARI CEBİMİZDEKİ PARAYA ADETA ORTAK OLMUŞTU

Başbakan Davutoğlu, "Milletimiz geçmişte bu enflasyonun çilesini çok çekti. Enflasyon canavarı cebimizdeki paraya adeta ortak olmuştu. Allah'a şükür bugün çok başka seviyelere geldik, inşallah daha da büyük iyileşmeler yaşayacağız. Önemli olan başarıları sürekli kılmak ve ülke ekonomisini dalgalanmalardan etkilenmeyecek sağlamlıkta bir zeminde tutmak." dedi.

Davutoğlu, 2008 yılındaki finansal krizde hiçbir Türk bankasının ciddi bir sıkıntı yaşamadığını hatırlatarak, "Bankacılık ve finans sektörümüz çok sağlam bir zeminde işliyor. Bütün bu tablo uluslararası yatırımcılar için en elverişli yatırım şartlarını oluşturuyor. Hükümet olarak yatırımı teşvik eden politikalar izlemeyi daima önceliğimiz olarak gördük. Türkiye'nin yatırımcı dostu politikaları son 14 yılda giderek yükselen çizgide meyvelerini veriyor. yatırım bugünün küresel ekonomik şartlarında ülkelerin hayat damarı demek. Daralan bir dünya ekonomisinde tek güvence kaynağı yatırımların artacak olması. Diğer bütün ekonomik gelişmeler ülkelerin ne kadar yatırım çektikleriyle doğrudan ilgili. Yatırım alamıyorsanız bir süre sonra musluğun suyu kesiliyor. Türkiye her geçen gün o çeşmenin daha gür akmasını temin etmeye çalışıyor. Ve Allah'a çok şükür güzel bir seyir içerisindeyiz. 1984-2002 yılı arasında Türkiye'ye sadece 14,8 milyar dolar doğrudan yabancı yatırımcı gelmişti. 2003-2015 yılları arasında ise 163 milyar dolar doğrudan yatırım geldi." açıklamasını yaptı.

İNSANI ODAĞINA ALAN, GÜZEL BİR BÜTÇE ORTAYA KOYACAĞIZ

Bütçe gelir ve giderlerinin dengeli seyrinden söz eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, AB ülkeleri başta olmak üzere dünya kamu bütçe göstergeleri ile kıyaslandığında Türkiye'nin içinde bulunduğu dezavantajlara rağmen çok başarılı bir performans gösterdiğini anlattı. Davutoğlu, "2015 yılında ne küresel krizin getirdiği problemler, ne seçimler, ne de komşu ülkelerdeki sıkıntılar mali disiplinimizi bozamadı. şu sıralar TBMM'de görüşülen 2016 bütçesi AK Parti hükümetlerinin hazırladığı 14. bütçe olacak. 2016 bütçemizde de aynı disiplinli tutarlı anlayışı sürdürüyoruz. Yine insanı odağına alan, sadece bir yılı değil geleceği hesaba katan güzel bir bütçe ortaya koyacağız." dedi.

Davutoğlu, 2016 Ocak ayı Reel Kesim Güven endeksinin yüzlerini güldürdüğüne işaret ederek, detaylarına değindi. Bütün bu göstergelerin Türk ekonomisinin sağlam bir zeminde büyümeye, gelişmeye devam ettiğini gösterdiğini belirten Davutoğlu, "Bu tablo bizi memnun ettiği kadar uluslararası ekonomik çevrelerinin, büyük yatırımcıların da dikkatini çekiyor." diye konuştu.

YURTDIŞI ZİYARETLERİ

Davutoğlu, 10 Ocak'ta İngiltere, ardından Davos'a sonrasında Berlin'e gittiğini hatırlatarak, buradaki temasları hakkında bilgiler verdi. Yurtdışı ziyaretlerinde Türkiye'ye dönük çok büyük bir güven hissi olduğunu görmenin kendilerine memnun ettiğini söyleyen Davutoğlu, yabancıların özellikle İstanbul'un önümüzdeki dönemde en önemli küresel başkentlerden biri olacağını ifade ettiklerini aktardı.

Başbakan Davutoğlu, Almanya ziyaretine de değinerek, Türkiye ile Almanya arasında ilk defa gerçekleştirilen Hükümetler Arası İstişare Toplantısı'nın iki ülke ilişkileri adına önemli ve tarihi bir adım olduğunu söyledi. Davutoğlu, "Türkiye'nin yalnızlaştığını iddia edenlerin bu tablodan ciddi dersler çıkarması gerekiyor. " dedi. Üç ülkede de mülteci dramını da bir kez daha dünya kamuoyunun dikkatine sunma imkanı bulduklarını ifade eden Davutoğlu, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile İstanbul'da yaptığı görüşmeyi hatırlattı.

PYD'Yİ GİTSİNLER KATİL ESAD REJİMİNİN YANINA OTURSUNLAR

Suriye'nin geleceğinde terör örgütlerine yer olmadığını bir kez daha ortak olarak vurguladıklarını söyleyen Davutoğlu, terör örgütlerine karşı hiçbir ayrım gözetmeden mücadele etmeyi sürdüreceklerini belirtti.

Davutoğlu, şöyle konuştu: "Malesef Suriye'deki durumu içinden çıkılmaz bir hale getirme çabası içinde olan ülkeler var. Bu yanlış tavırlara karşı Türkiye, Suriye'de yaşanan dramın bir an önce son bulması yönünde elinden gelen tüm çabayı göstermeye çalışıyor. Biz ilgili tüm taraflara ifade ettiğimiz gibi Suriye için kurulacak masanın sağlıklı bir şekilde oluşturulmasını önemsiyoruz. Bu net duruşumuza rağmen belli çevreler maksatlı bir şekilde bizim Suriye'de Kürtlere yönelik ön yargılı bir tutum içinde olduğumuzu söylemeye devam ediyor. Bu sözleri gerçeği yansıtmıyor. Biz Suriye'de Kürtlerin masada olmadığı bir çözümü ilkesel olarak zaten kabul etmiyoruz. Sadece Kürtlerin değil Türkmenlerin, Arapların, Sünnileri, Nusayrilerin, Hristiyanların olmadığı bir masa tam bir Suriye masası olmaz. Bütün etnik ve mezhebi kökenlerin bir masa etrafında buluşması şarttır. Ancak biz PYD'nin masaya oturmasına masaya oturmasına karşı çıkıyoruz. Bunun için de çok haklı gerekçelerimiz var. Bir terör örgütünün, muhalif hareketlerin arasına katılarak bu müzakerelere katılması bizim açımızdan kabul edilebilir değildir. PYD'yi illa ki masanın bir kenarına oturtmak isteyen birileri varsa, PYD'yi o masada yakışan yer insanlık onuru adına mücadele eden muhaliflerin yanı değil, Suriye halkına büyük acılar yaşatan rejimin yanıdır. Çünkü onlar hep rejimle işbirliği yapageldiler. Gitsinler katil Esad rejiminin yanına otursunlar. Onlara yakışan budur. Halkına karşı katliam yapan bir rejimle yaptıkları işbirliğinin doğal sonucu da bu olmalıdır."

Davutoğlu, terörün giderek büyüyen küresel bir tehdit haline geldiğine dikkat çekerek, Sultanahmet'teki saldırıyı örnek verdi. "Terörün hedef insanlıktır" vurgusu yapan Davutoğlu 7 Haziran sonrası yoğunlaşan terör saldırılarında PKK ve IŞİD gibi farklı yapıdaki örgütlerin kargaşa çıkarmak için ortak hareket ettiklerini gördüklerini söyledi.

BAŞLATTIĞIMIZ KAPSAMLI OPERASYONLAR HALEN YOĞUN ŞEKİLDE SÜRÜYOR

Davutoğlu, "Bu eşzamanlı terör saldırılarına karşı başlattığımız kapsamlı operasyonlar halen yoğun şekilde sürüyor. Biz terörün her türlüsüne karşı demokratik hukuk devleti kuralları içerisinde mücadele ediyoruz, edeceğiz. Hiç kimsenin insanlarımızın birliğine, dirliğine, can güvenliğine, hak ve özgürlüklerine kast etmesine asla izin vermeyiz. Çukurlar kazarak, barikatlar kurarak, normal hayatını sürdürmeye çalışan insanlara zulüm ederek şehirlerimizde kargaşa çıkartılmasına rıza gösteremeyiz. İbadet yerlerine, esnaf dükkanlarına, hastanelere ve nihayet okullarımıza saldırabilen bir zihniyetin meşruiyetinden asla söz edilemez." şeklinde konuştu.

TÜRKİYE, DARBE MAHSULÜ BİR ANAYASA İLE DAHA FAZLA YOL ALAMAZ, ALMAMALI

Yeni Anayasa hedeflerine de değinen Başbakan Davutoğlu, "Türkiye, darbe mahsulü bir anayasa ile daha fazla yol alamaz, almamalı. Vatandaşlarını bir bütün olarak görmeyen, devleti milletten sakınan, vatandaşlık hukukunu esas almayan, buyurgan bir anayasa, Türkiye'nin anayasası, yol haritası olamaz. Temel önceliğimiz, demokrasimize yakışmayan mevcut anayasanın yerine demokratik, özgürlükçü, yeni bir anayasa hazırlamaktır. " diyerek bu konuda başlattıkları süreci anlattı.
Davutoğlu, 4 Şubat'ta Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun ilk toplantısını yapacağına dikkat çekerek, Meclis'teki her partinin, hatta her milletvekilinin Türkiye'ye yeni bir anayasa borcu olduğunu vurguladı.

Davutoğlu, "Başkanlık sistemi de dahil olmak üzere her şeyi demokratik bir olgunluk içinde tartışabilmeliyiz. Doğruyu bulmanın yolu her meseleyi samimiyetle, olgunlukla ve elbette makul çerçevede konuşmaktan geçer. Kişileri değil olguları konuşmak durumundayız. Çünkü bütün bu başlıklar altında aslında Türkiye'nin geleceğini konuşuyoruz. Türkiye'nin geçmişte her biri ağır bir yüke dönüşen komplekslerinden, ağırlıklarından kurtulması lazım. Devletin, her kesiminden insanımızı kucaklayan ve vatandaşların hak ve özgürlüklerinden çekinmeyen bir yapıya geçmesi gerekiyor. Artık anayasal zeminde de bu özgüveni kazanması şart. Artık bu demokratik kazanımları bir anayasa ile taçlandırmak şart." diye konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, konuşmasının son bölümünde 1 Kasım seçimleri sonrası hükümet programında yer alan reformların yüzde 30'unu ve vaatlerin de yüzde 60'ın gerçekleştirdiklerine işaret ederek, bunları sıraladı.

CİHAN
29 Ocak 2016 18:52
DİĞER HABERLER