Doktorla tartışan lösemili gence hastane ambargosu

Ümraniye'de, lösemi hastası 23 yaşındaki Ferhat Rollas, tedavi gördüğü hastaneden doktorlarla tartıştığı gerekçesiyle atıldığını öne sürdü. Kanamaları olan genç, başvurduğu 3 hastaneden de geri çevrildiğini dile getirdi. Ailenin iddialarına göre, kendilerine, rızalarıyla hastaneden ayrıldıklarına yönelik evrak imzalatıldı. Doktorların 'kanaman olursa ölümünü izleriz' diye uyardığı genç, acil tedavi altına alınması ve gözetimde bulunması gerektiğini belirterek yetkililerden yardım bekliyor. İstanbul Anadolu Kuzey Kamu Hastaneleri Birliği yetkilileri ise konuyla ilgili açıklama olursa kamuoyu ile paylaşacaklarını söyledi.

İddiaya göre, Ferhat Rollas geçtiğimiz Haziran ayında halsizlik, kanama ve bayılma gibi şikâyetlerle Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu. Burada tetkikleri yapılan genç, teşhis edilen bir rahatsızlığı olmadığı gerekçesiyle evine gönderildi. Aralık ayının sonunda aynı şikâyetlerle yeniden hastaneye başvuran Rollas'a bu kez durumun ciddi olduğu, kanın trombosit üretmediği, kanaması olması durumunda ciddi sonuçlarla karşılaşacağı söylendi. Genç, aynı hastanede tedavi altına alındı.

Daha önce sinirsel hastalıkları olduğu yönünde teşhis konan Rollas, odasında sıkıldığı için kendisini ziyarete gelen arkadaşları ile görüşmek için kantine indi. Buradan da arkadaşlarının aracına binerek biraz dolaşmak istedi. Ancak dönüşte polis, Rollas'ın da içinde bulunduğu aracı durdurdu. GBT taramasında aranması bulunan Rollas karakola götürüldü. Yatılı hasta olduğunu söylemesine rağmen gece boyunca karakolda tutuldu.

Mahkemede ifade verip hastaneye döndükten sonra, hastane yetkilileri odasını terk ettiğini gerekçe göstererek hastaneden atmak istedi. Çıkan tartışmanın ardından bir evrak imzalatılarak hastaneden gönderildi. Doktorlarla tartıştığı için de kendisine iddiaya göre, 'Seni hiçbir hastane kabul etmeyecek' denildi.

Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran Rollas, buradan da doktor olmadığı gerekçesiyle geri çevrildi. GATA'ya başvuran Rollas buradan da ret cevabı aldı. Son olarak Kartal Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran gence 22 Ocak'a yatış için gün verildi.

HASTANEDEN ÇIKARIP POLİSE TESLİM ETTİLER

Haziran ayında 16 gün hastanede yattığını anlatan Rollas, Aralık ayında yeniden hastaneye başvurduğunu kaydetti. Rollas, yaşadıkları ile ilgili şunları söyledi: "İkinci kez yatışa alıp, bu kez 'trombosit seviyelerin düşmüş' dediler. 'Nötrofil seviyelerin düşmüş, kanaman olursa durduramayız' dediler. Yatış yaptık. Bende de rahatsızlık var kapalı alanda çok fazla duramıyorum. Doktorların söylediğine göre şizofreni başlangıcı idi rahatsızlığım. İlaç da kullandım bunun üzerine ben.

Bir gün arkadaşlar ziyaretime geldi, odada çok daraldığım için yanlarına gittim. Bir saat civarında odada yoktum bana tutanak tutmuşlar. Geldim, hemşire ilaçlarımı verdi. Hemşireye söyleyip arkadaşımın yanına gittim. Arkadaş 2 dakika bir şey almak için markete gitmek istedi, ben de 'beni gezdir bur tur attır' dedim. Orada polis çevirmesine takıldık. Askeri bir sebepten dolayı ifade vermem gerektiği için beni aldılar. Hastaneden, benim yatan hasta olduğum halde nasıl çıkışımı yapabiliyorlar? Beni hastaneden komple çıkardılar. Gerekçeyi bilmiyoruz. Bir gerekçe de sunamıyorlar.

'SEN ARTIK BEZİM HASTAMIZ DEĞİLSİN' DEDİLER'

Beni bu halde karakola götürdüler ama polisler durumumu öğrenince pişman oldular. Daha sonra ifademi verdim ve olayım kapandı. Geri döndüm yeniden yatış yaptırmak için hastaneye. Ama bana 'sen artık bizim hastamız değilsin, sana bakmayız' dediler.

'Hastasın, bir yerin kesilirse ölümünü izleriz' diye bilip, 'bir yere çarparsan kanaman olur, durduramayız' deyip de beni nasıl hastaneye almazlar? 'Gidin başka hastaneye, bizim hastamız değilsin' deyip bakmadılar bana.

'ANNEM RAHATSIZLANDI, 'SENİN HASTANA BAKMAYIZ' DEDİLER'

Bizim tartışmamız üzerine annem rahatsızlandı, yere düştü, kıvranıyordu. Acil servise götürdük, bana 'senin hastana bakmayacağız' dediler. Sonra rica edince annem, başka bir doktor gelip bakmış. Ben bu olayın üzerine sinirlendiğimi belirterek doktorlardan özür de diledim. Psikolojim zaten bozuk, kilo kaybediyorum, 76 kilodan 69 kiloya düştüm. Bir haftada oldu ve benim psikolojimi altüst etti.

'KENDİ İSTEKLERİ İLE ÇIKIYORLAR' DİYE İMZA ATTIRDILAR'

Bu hastane bakmayınca biz de başka bir hastaneye yöneldik. O sırada anneme, 'kendi rızası ile çıkıyor' diye imza attırmışlar. Kadının bilgisi yok, rastgele kağıtlar diye imzalamış.

Önce GATA'ya gittik, 'şu anda yerimiz ve doktorumuz yok' dedikleri için Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne gittik. Bir gece beni yatırdılar ve sonra 'burada bizim hemotoloji doktorumuz bir tane var, size burada bir şey yapamayız' dediler. Aynı şekilde gene anneme 'kendi rızası ile çıktı' diye kağıt imzalattırıp bizi gönderdiler.

Oradan Kartal'a Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gittik. Orada dahiliye doktoru benle biraz ilgilendi. Yeşil hat üzerinden beni hemotolojiye sevk etti fakat 22'sine randevu verdiler. Benim o güne kadar yatak döşek olmayacağım ne malum. Şu an yine iyi halim. Üç gün sonra elden ayaktan düşüp yollarda bayılıyorum. Kafamı çarpsam ölsem bunun sorumlusu kim?

'KANAMAN OLSA ÖLÜMÜNÜ İZLERİZ' DİYORLAR'

Şu an bir kanaman olsa durduramayız, ölümünü izleriz diyorlar. Buna rağmen beni hastaneye almadılar. Hastaneden çıkarken de anneme dedikleri şu, 'bu sonuçlarla gidin bakalım hangi hastane sizi yatıracak?' Sanıyorum tartıştığımız için bilgisayar üzerinden fişlediler.

Ben kimseden para yardımı istemiyorum sadece şu tedavimi yaptırmak istiyorum. Özel bir hastaneye gidecek durumum zaten yok. Ben çalışıyorum bir de kız kardeşim çalışıyordu ama kız kardeşim nereye kadar alime bakabilir? Bir sürü borcumuz da var ve çalışmak zorundayım. Benim tek istediğim tedavi olup aileme bakmak.

ANNE İLKNUR ŞAHİN: ÇOCUĞUM İÇİN DEVLETTEN YARDIM BEKLİYORUM

Anne İlknur Şahin de yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattı. Eşinden ayrı olduğunu, çocuklarına kendisinin baktığını anlatan İlknur Şahin de şunları söyledi: "Hastaneden çıkarken bana bunlar imzalanması gerekiyor dediler. Zaten ilkokul mezunu bile değilim. Neye imza attığımı bilmiyorum. Gittiğim her hastanede bana imza attırdılar. Kendi isteğimle çıkardığıma dair imza attırıyorlar bana. Kendileri hiçbir mesuliyet kabul etmiyor, her şeyi aileye yüklüyorlar.

Zaten doktorlar 'kanaması olduğu anda biz ölümünü izleyeceğiz' diyorlar. Bunu söyledikleri halde benim çocuğumu çıkardılar. Yüzüme karşı çocuğun kanser demediler ama 'kemik iliği nakli olması gerekiyor' dediler.

Çocuğumun makattan kan geliyor, dişleri kanıyor, burnundan kan geliyordu. Şu anda çocuğumu hastaneden çıkardılar, hala kanaması var. Ben çocuğuma çare arıyorum. Yardım istiyorum, çalışacak durumum yok. Kendim de hastayım. Devletten bir çare bekliyorum artık."

SEKRETERLİK: AÇIKLAMA OLURSA KAMUOYUNU BİLGİLENDİRECEĞİZ

İstanbul Anadolu Kuzey Kamu Hastaneleri Birliği basın bürosu, iddialara yönelik açıklama olursa kamuoyunun bilgilendirileceğini, iddiaların sıraya konduğunu ve yetkililere iletileceğini belirtti. İddialarla ilgili ayrıca bir bilgilendirme yapılmadı.
CİHAN
11 Ocak 2016 13:27
DİĞER HABERLER