Doların son günlerdeki ateşi düştü... Ama bunun bir bedeli var....

ABD Doları’nı mayıs ayında tırmandığı 4,92 TL seviyesinden 4,50 TL eşiğinin altını indirmek için ödenen bedel çok ağır.


SEMİH ARDIÇ- TR724.COM

ABD Doları’nı mayıs ayında tırmandığı 4,92 TL seviyesinden 4,50 TL eşiğinin altını indirmek için ödenen bedel çok ağır.

Merkez Bankası (TCMB) 7 Haziran itibarıyla haftalık repo faizini yüzde 17,75’e çıkardı. 44 gün evvel yüzde 8 idi. Repo faizi yüzde 121 arttı.

Merkez Bankası’nın faizleri peş peşe artırması bile piyasada eski günleri geri getirmeye kâfi gelmedi.

4,50 TL’NİN ALTI ARTIK HAYAL

Dolar 4,50 eşiğinin altına bir türlü inmiyor. Piyasanın yeni zemini bu seviyenin etrafında ve kısmen de üzerinde şekilleniyor. Döviz kurlarını seyrinde yakın vadede siyasî gelişmeler (seçim) ve büyük merkez bankalarının faiz kararları belirleyici olacak.

Ekonominin temelden sarsıldığı bilgisi ile yorumlanacak her nevi dahilî ve haricî gelişme. Akşamda sabaha bayram ihtimali kalmadı.

Türkiye iktisadî hatalarının bedelini kendi nevinden ödemeye başladı. Günbegün artıyor ödenecek bedel.

HAZİNE’NİN BORÇLANMA MALİYETİ YÜZDE 20 OLDU OLACAK

Hazine faizinin yüzde 20 eşiğini geçmesi an meselesi. Dolardaki artışa nazaran faiz şoku biraz daha geç hissedilir.

Ekonomik aktörlerin davranışlarını değiştirmesinde döviz artışı 30-40 günde tesirli oluyorsa faizde bu müddet 180 günü bulabilir.

Kamu maliyesi de ağır yara alıyor faizden. Hazine geçen seneye kıyasla en az 15 milyar TL ilave faiz ödeyecek. Hazine’nin nakit açığı katlanacak. Borçlanma ihtiyacı azalmak bir tarafa artacak. Bütçeden faize gidecek tutar 70 milyar TL’yi bulacak.

Daha evvel de ifade ettiğim gibi tahvil faizinin yüzde 1 puanlık artması Hazine’nin kasasından 1,6 milyar TL eksiltiyor.

TÜRKİYE FAİZ ARTIŞINDA ARJANTİN, VENEZUELA VE İRAN’IN PEŞİNDEN GİDİYOR

Kırk katır mı, kırk satır mı? Türkiyesinde iktidarın tek derdi seçime kadar vaziyeti idare etmek. Faizde dünya rekoru kırılırken döviz artışı esnasında olduğu gibi iktidar ve Saray cenahında “aymazlık” rekoru kırılıyor.

Repo faizi; Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) 30 milyar dolar acil kredi talep eden Arjantin’de yüzde 40, yüksek enflasyonla boğuşan ve halkın ekmek için çuval dolusu para ödemek mecburiyetinde kaldığı Venezuela’da yüzde 21,7, parası dolara karşı bir günde yüzde 50 eriyen ve 10 Nisan’da sabit kur rejimine geçen İran’da yüzde 18.

Türkiye krizin göbeğindeki üç ekonominin hemen peşinden yüzde 17,75 faiz veriyor. Aynı ligde Endonezya yüzde 5,50, Romanya yüzde 2,50 faiz ödüyor.

BU ŞARTLARDA KİMSE ÇİVİ ÇAKMAZ

Bu tablo ufukta daha karanlık günlerin Türkiye’yi beklediğini gösteriyor. Faizi bu kadar fahiş bir ekonomide kimse çivi çakmaz. Senelik yüzde 25-30 kredi maliyetine hiç bir işletme katlanamaz.

Hükûmetin ‘inkâr’ stratejisi sebepsiz değil. 24 Haziran 2018 Pazar günü yapılacak ‘partili cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği’ seçimine kadar işler düzelmiş gibi bir hava estirmeye çalışacak.

“Bakın dolar 5 TL olmadı, kur oyunun bozduk.” diyorlar şimdiden. Oysa doların 5 TL olmaması için Merkez Bankası’nın bankalara vereceği faiz son bir senede yüzde 10 arttı. Bir aylık artış yüzde 5’i aştı.

Faiz artışının da ekonomiye bir bedeli olacak. Yüksek faiz müteakip aylarda ‘kredi maliyetinde artış, yatırımların durma noktasına gelmesi, işsizlikte patlama ve nihayetinde ekonomide finansman krizinin nüksetmesi’ şeklinde herkesten çıkacak.

“SEÇİMDEN SONRA HESAPLAŞACAĞIZ.” DERKEN…

Bütçe açığı (4 ayda 23 milyar TL), cari açık (55 milyar dolar) ve 228 milyar dolar net döviz borcu gibi göstergelere rağmen, “Faizi indireceğiz.” diyen Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan, seçimden sonra birileri ile hesaplaşacağını söylüyor.

İsim vermese de dolar alanları kastediyor ve seçimi kazandığı takdirde büyük bir kıyım olacağını ima ediyor.

Kambiyo kontrol rejminden (döviz hesaplarına el konulması) sıcak paraya vergiye kadar çok radikal kararlar alınabilir. Zira Erdoğan seçildiğinde piyasanın bayram etmeyeceğini biliyor.

Yeni şoklara karşı İranvari adımlar atarak piyasaları tecrit etmeye çalışacağı ve top yekûn malî imha stratejisine yeltenebileceği anlaşılıyor.

YABANCILAR “HER AN HER ŞEY OLABİLİR” DİYOR

Yabancı yatırımcılar, “Türkiye’de her an her şey olabilir.” endişesini taşıyor.

Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, “Enflasyondaki hızlanma önümüzdeki aylarda devam etmeye hazırlanıyor.” beyanı fazla söze hacet bırakmayacak kadar endişe kaynağı oldu…

Cümlenin hangi tarafından tutacaksınız ki! Bu yüzden Türkiye’nin krizi sadece iktisadî sebeplerle izah edilemez. İnsan krizine düçar olduk…

Devleti ayakta tutan hukuk ve müessese nizamının yıkılması herkesi ürkütüyor.

Yabancılar bu belirsizlik ikliminde tedbiri elden bırakmıyor. Faiz artışına rağmen Borsa’ya, tahvile hücum etmiyorlar.

Erdoğan’ı bir numaralı risk faktörü olarak yazıyorlar listenin başına. Onunla ya da onsuz senaryoları çalışıyorlar bugünlerde…

Merkez Bankası faizleri yüzde 20’ye çıkarsa bile dolar bu saatten sonra 4,50 TL yörüngesinde hareket edecek.

Borsa İstanbul (BIST) bu haftayı da ekside kapattı. Almaya değil satmaya gelenlerin piyasası olarak tanımlanan ayı piyasasının yeni adresi BIST oluyor.

Kurdaki istikrar için Türkiye hal-i hazırda top yekûn bir restorasyon (ıslahat) reçetesine muhtaç.

HARİÇTE PARA MUSLUKLARI BİR BİR KAPANIYOR

Hariçte para muslukları anbean kapanıyor. ABD’nin ucuz dolar musluğunu kapatması ile Türkiye’nin son üç senede nelere maruz kaldığı ortada.

ABD Merkez Bankası’nın (FED) para musluğunu kapatacağını ilan ettiği 2013 yılı Mayısı’nda dolar 1,97 TL idi. 8 Haziran 2018 Cuma ise 4,48 TL. Aradan geçen zaman zarfında TL yüzde 130 erimiş.

FED’in vanayı kısma hamlesine rağmen şu ana dek Avrupa Merkez Bankası (ECB) aylık 30 milyar TL tahvil almaya devam etti. Mamafih ECB de sonbahardan itibaren tahvil alımlarını sıfırlamaya hazırlanıyor.

Tahvil alım programı okyanus ötesinden olduğu gibi kıta Avrupasında da nihayete eriyor. Akabinde de faiz artışları gelecek.

BÖYLE GİDERSE TÜRKİYE, IMF’DEN KREDİ TALEP EDECEK

Türkiye’ye Avrupa mahreçli fon girişini daha da azaltacak ve yurt dışından kaynak teminini pahalı hale getirecek bir döneme girilirken memleket hudutlarında siyasetçiler günü birlik hesapların peşinde koşturuyor.

Gelin görün ki Türkiye’nin bir sene içinde 130 milyar dolar bulması şart. Şakası yok bunun. Aksi takdirde IMF’nin kapısına gitmek mecburiyetinde kalabilir.

Mevcut şartlarda az çok nakiti olanlar namına dövizde kalmaktan başka bir çare görünmüyor.

En iyisi ortalıkta fazla görünmeyin ve riskleri azaltabildiğiniz kadar azaltmaya bakın.


09 Haziran 2018 19:12
DİĞER HABERLER