Eğitim İş: Öğretmenlerin ekonomik-sosyal hakları AK Parti iktidarında geriledi

Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, 5 Ekim'in 'Dünya Öğretmenler Günü' olarak kutlanmasına rağmen öğretmenlerin hak ettiği ilgi ve değeri görmediğini ve taleplerinin karşılandığını söylemenin mümkün olmadığını söyledi.

Bugün muhalif ve örgütlü öğretmenlerin devletin gözünde sakıncalı görüldüğüne işaret eden Veli Demir yazılı değerlendirmesinde, "Öğretmen, kendisini daha da yetiştirecek ve toplumda saygınlığını sürdürecek maddi olanaklardan yoksun bırakılmakta; öğretmenin mesleki ve demokratik haklarını savunacağı örgütlenme hakkı engellenmektedir. Küresel güçler ve onlarla aynı doğrultuda hareket eden siyasi kadrolar, eğitimi çökertirken öğretmeni de ezmektedir." dedi.

Demir, öğretmenlerin toplumsal statülerinin, ekonomik, sosyal ve özlük hakları, AK Parti iktidarı döneminde ciddi şekilde gerilediğini ifade ederek, şöyle devam etti: "Eğitim sisteminde yaşanan köklü değişiklikler, 4+4+4 gerici eğitim yasasıyla Öğretim Birliği'ne vurulan darbe, okul dönüşümleri, siyasi kadrolaşma, yandaş yönetici atama gayreti, eğitimin dini referanslara göre şekillendirilmek istenmesi öğretmenlerin yaşadığı sorunları daha da derinleştirmiştir. Aday öğretmenin yetiştirme süreci siyasallaştırılarak çökertilmiş, öğretmenliğin saygınlığı da bundan büyük zarar görmüştür. Son yıllarda siyasi iktidar tarafından öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeleyen söylem ve tutumların süreklilik kazanması, Alo 147 gibi isimsiz ihbar hatlarının kurulması, öğretmene yönelik şiddet eylemlerini artırmıştır. Bu tür olaylar sonucunda hayatını kaybeden ya da ciddi sağlık problemleri yaşayan öğretmenler bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir."

Genel Başkan Demir, meslek grupları içinde öğretmenlik mesleğinin 13 yıllık AK Parti iktidarı döneminde sistematik bir şekilde aşağılara çekildiğini vurgulayıp, "2002 yılında en düşük devlet memuru maaşından yüzde 100 daha fazla maaş alan öğretmen, bugün en düşük devlet memuru maaşını almaktadır." dedi.

VERİLERE GÖRE ÖĞRETMERLER DESTEĞE MUHTAÇ

Eğitim-İş'in 2014 yılında yaptığı "Öğretmenlerin gelirlerine ilişkin öğretmen görüşleri" adlı araştırma sonuçlarına dikkat çeken Demir, şu verileri aktardı: "Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 73'ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını, yüzde 61'i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, yüzde 69'u ise daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtmiştir. Öğretmenlerin yüzde 81'i kredi kartına, yüzde 79'u bankaya, yüzde 41'i esnafa, yüzde 39'u ise şahıslara borcu olduğunu belirtirken, yüzde 40'ı ise annesinden ve babasından maddi destek aldığını belirtmiştir."

Öte yandan tamamen yandaşlarını kayırma amacını taşıyan, değerlendirme ölçütleri belli olmayan bir mülakat yöntemiyle yöneticilerin kıyıma uğratıldığına işaret eden Veli Demir, "İktidarın taşeronluğunu yapan Hükümet-Sen, Memur-Sen kendi kadrolarına yer açabilmek için bu kıyımda etkin rol almıştır. Çağdaş, ilerici, devrimci, Atatürkçü yöneticiler tasfiye edilerek AKP'nin kapıkulu zihniyetine uygun yöneticiler atanmıştır.
AKP'nin yandaş kadro merakı, yalnızca yöneticilerle sınırlı kalmamış, torba yasayla yandaş öğretmen dönemi de başlatılmıştır. Aday öğretmenlerimiz ilk yıl performans değerlendirmesine tabi tutulacak ve şaibeli bir 'mülakattan' sonra kadro güvencesi kazanabileceklerdir. Aday öğretmenler, okul müdürü maarif müfettişi ve okul müdürünün belirleyeceği bir öğretmen tarafından performans değerlendirmesine alınacak, performans değerlendirmesini geçemeyen öğretmenler yazılı sözlü sınava katılamayacak ve devlet memurluğu ile ilişiği kesilecektir. Mülakatta aranacak temel ölçüt ise yandaşlık olacaktır. Böylece AKP torba yasalarla devlet memurlarının iş güvencelerini ortadan kaldırmaya, kapitalizmin en acımasız emek sömürüsü olan taşeronluk sisteminin içerisine eğitim emekçilerini de almaya çalışmaktadır." açıklamasını yaptı.

EĞİTİM İŞ'İN TALEPLERİNİ SIRALADI

Veli Demir, Eğitim-İş olarak taleplerini ise şöyle sıraladı: "Eğitimin ulusal, demokratik, bilimsel, laik ve kamusal esaslara dayandırılmasını, her aşamasında parasız olmalı. Öğretmenlerin sosyo-ekonomik statülerini yükseltecek önlemler alınmalı. Eğitim çalışanları arasında ayrımcılık yaratacak uygulamalara son verilsin. Gerici, ırkçı ve bölücü kadrolaşmanın önlenmesini, eğitim yöneticiliği için nesnel ölçütler geçerli kılınmalı. Eğitim kurumlarımızın personel ihtiyacının gerçekçi bir biçimde belirlenerek, yeterli sayıda öğretmen ve yardımcı personel istihdam edilmeli. Okullarda 'kölelik sistemi' veya 'mevsimlik işçi' olarak adlandırılan ücretli öğretmen uygulamasına son verilmeli. Ülkemizin koşulları göz önünde bulundurularak, yeni bir öğretmen yetiştirme sistemi geliştirilmeli. Eğitimde etnik kimlik ve mezhep-tarikat gibi kimlikleri öne çıkartacak ithal müfredat programları yerine, ulusal, laik, bilimsel ve halktan yana programlar uygulanmalı. Eğitim çalışanları ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme haklarının önündeki bütün engellerin kaldırılıp, grev ve toplu sözleşme hakkının tanınmasını istiyoruz." CİHAN
04 Ekim 2015 14:41
DİĞER HABERLER