En önemli refleks ve 5 Nisan…

Bir insanın fikirleri, düşünceleri, sözleri önemlidir ama karakterini öğrenmek istiyorsak bunlar yetersiz kalır. O insanın hayatına ve reflekslerine bakmamız gerekir. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin refleksleri; vaazları, sohbetleri, kitapları kadar önemlidir. Fevkalade disiplinli bir hayat. Hiçbir işte dakika fevt etmemek, her işi “itkan” ölçüleri içinde özenle ve usulüne uygun biçimde yapmak.
VEYSEL AYHAN-YORUM

Ben şahit olduğum 90’lı yılları göz önüne aldığımda, onun hayatında özensiz yapılan bir işe müsamaha gösterdiğini, işleri oluruna bıraktığını veya bir işi ertelediğini hatırlamam.

Neleri hatırlarım…

Yapılmasını istediği bir işi söylediğinde bunun muhatabı “Çayımı bitirip kalkıp gideyim!” diye düşünerek az beklediğinde ikaz ettiğini, “Hemen!” dediğini hatırlarım.

Kalabalık bir cemaate namaz kıldıracakken aklına gelen bir işi, unutma endişesiyle geri dönüp telefon ettiğini sonra namaza döndüğünü hatırlarım.

Hizmet’in mülkiyetinde bir binanın bir kısım sui niyetlerle istismar edilmeye kalkıldığını duyduğunda o gece sabahı beklemeden, o problemi çözmek için pek çok işi geç saatlere rağmen yaptırdığını, neticesini uyumadan beklediğini hatırlarım.

Yurt dışında bir okulda öğretmenler ve idareciler arasında ihtilaf ve uyumsuzluk çıktığını duyduğunda fevkalade üzüldüğünü, onların hepsini yurtdışından eksiksiz olarak Altunizade’ye getirttiğini, o gece hepsinin salonda yattığını ve birkaç gün aralarındaki problemi çözene kadar oradan ayrılmalarına müsaade etmediğini hatırlarım.

Yine hizmete ait bir kurumun hisselerinde birilerinin ileride sıkıntı doğuracak bir probleme imza attığını cuma akşamı duyduğunda pazartesiyi beklemeden M. Başarı Bey’e “Bir noter bul!” dediğini, onun da ne yapıp edip noter bulup getirdiğini ve problemi çözdüğünü çok iyi hatırlarım.

Havaalanında karşılanacak bir aile alınmamış, ortada kalmış. İş, birine sonra bir başkasına havale edilmiş. Bu ihmallerden dolayı sevdiği bir insanı çok sert sözlerle tekdir ettiğini iyi hatırlıyorum.

Harem’e otobüsle bir kız öğrenci gelecek. Kızı karşılamaya gitmesi gereken şahıs unutmuş veya ihmal etmiş. Bunu duyduğunda o kadar öfkelenmiş, o kadar endişelenmişti ki Harem’e kız öğrenciyi bulmak için birçok insanı göndermişti. Gece, geç saatlerde kız bulunana kadar salonda beklediğini sonra gece yarısı kız bulununca odasına döndüğünü hatırlıyorum.

En sevmediği şey, yavaşlık ve ihmalkârlıktı. Bunu “aheste revlik” tamlamasıyla kibarca ifade ederdi.

EN ÖNEMLİ REFLEKSİ

Hocaefendi’nin en önemli refleksine gelelim…

O yıllarda medyada Hizmet’in üstüne her gelindiğinde Hocaefendi’den en çok duyulan iki kelime vardı: ‘Tavzih’ ve ‘Tekzip’. Tirajı 1-2 bin olan marjinal bir gazetedeki haberi veya yorumu bile ciddiye alır, önemser, tekzip yayınlanması için elden gelen her şeyin yapılmasını isterdi.

Tekzip edilmemiş değil tekzibi gecikmiş bir haberden dolayı çok sevdiği bir insana Altunizade’nin terasında geniş bir kalabalığın önünde ağır bir dille dakikalarca itap ettiğini iyi hatırlıyorum.

Istırabı şuydu: “Siz, şahsınıza atılan bir iftira karşısında sabaha kadar uyumazsınız. Uykunuz kaçar. Onurunuz zedelenir. Kendi nefsinize karşı böyleyken Hizmet’e atılan bir iftira karşısında nasıl gamsızca uyuyabiliyorsunuz? Niçin bu kadar duyarsızsınız!”

Çünkü tekzip edilmeyen yalanlar bir süre sonra bir kısım insanların zihninde gerçekliğe dönüşür. Buna duyarsız kalmak hatta ‘ölü taklidi yapmayı’ strateji sanmak hakikatin şahitliğine ihanet olur. Tek bir insanın bile zihninde oluşacak bir soru işareti, Hocaefendi için göz ardı edilebilecek bir şey değildi.
1 - 8

Gerçekliğini bizim bildiğimiz bir yalanı tekzip etmiyorsak o yalanın tüm tahribatından, insanların zihnini iğfalinden tek tek sorumlu oluruz. Medya kaidesidir: “Yalanlanmayan iddia gerçektir.”

Hocaefendi’nin bence tevarüs edilmesi gereken en önemli refleksi bu. Olabilecek en hızlı şekilde ‘tavzih’ ve ‘tekzip’ yapmak.

Son on yılı düşündüğümde Hizmet Hareketi’ne atılan iftira ve kara propagandanın boyutlarını hesaplamak imkânsız. Tüm gazeteler ve 24 saat yayın yapan televizyonlarla yalanlarla örgülenmiş bir tarih yazıldı, hala yazılıyor. Bu tarih karşısında suskun kalmak gençliğin ve gelecek nesillerin zehirlenmesi demek. Bunlar karşısında ‘tavzih’ ve ‘tekzip’ yapılabilecek bir yargı yok.

TARİHİ TASHİH ETMEK

O zaman bunları tekzip, bazı internet gazetelerine ve gazetecilere kalıyor. Yapılan haberlerin aslının bulunup yayınlanması, yüz binlerce sayfadan fazla tutabilecek iddianamelerin eksiksiz olarak okunması, her iftiranın didik didik edilmesi gerekiyor.

Bunlar için araştırmacı gazetecilik ve editörlük gerekiyor. Ama bu iş, bir başka meslek yapılırken part time yapılabilecek bir iş değil. İşinize konsantre olmanız, mümkün mertebe maddi sıkıntılardan kurtarılmanız gerekiyor.

Her yıl bu konuda gayret eden gazeteciler ve yayınlar için destek toplantısı yapılıyor. Bu yılki Cumartesi akşam yapılacak. (5 Nisan)

Medya bir bünyenin “ağzı ve sesi” demektir. Bir tiran veya bir diktatörün en büyük hayali ‘ağzı ve sesi’ olmayan kitleler veya sesi kontrol altına alınmış medyadır. Zulmün duyurulması için sesin gür çıkması gerekiyor. Bu ‘ses’e destek olmak zor değil. Her ay eksikliğini benim gibi bir mültecinin bile fark etmeyeceği miktarda (15 euro) yardım yapılabiliyor. Bir defalık yardımlar yeterli değil. Bu işlerin devamlılığı, sürekli bir geliri zaruri kılıyor.

İmkânı olanlar her aile bireyi için bu miktarı yatırabilir. Allah’ın kendilerine iyi imkân verdiği insanların sorumluluğu daha büyük. 50 veya 100 veya daha fazla destekçi gücünde yardımda bulunabilirler. Medyaya az veya çok destek olanlar, her türlü riski alıp yayın yapan gazeteci arkadaşlarla el ele, kol kola kader birliği yapmış olur. O bünyenin bir unsuru haline gelir.

IJA (lnternational Journalists Association) Almanya’da kamu yararı statüsü kazanmayı başarmış bir gazetecilik örgütü. Hesapları sürekli mali denetmenlerinin kontrolü altında. O nedenle yerini bulmayan bir bağış kesinlikle söz konusu değil.

Bu mini destekler bir araya geldiğinde gazeteci arkadaşlarımız uber yapmadan haber yapabilme, Amazon’da kitap satmadan yazı yazabilme imkanına sahip olacak. Kamera ve ekipmanlar profesyonel düzeye çıkacak.

Binlerce hikâye birikti. Yeterli destek sağlanırsa yapılmayı bekleyen pek çok belgesele başlanabilecek. Geçen yıl hedeflenen destek miktarına ulaşılamayınca maalesef az da olsa bazı donanımlı gazeteciler mecburen başka mesleklere yönelmek zorunda kaldı. Haber sitelerinde vites düşürüldü. Bazı projeler askıya alındı. Yarın akşam keşke bunları telafi edecek ve yeni adımlar atmaya teşvik edici bir destek gücüne ulaşılabilse.
04 Nisan 2025 18:10
DİĞER HABERLER