Esirler ülkesi

''Herkesin esir olduğu bir devirde, zincirini birazcık gevşeten kaçacak ama şu anda mümkün değil. Ahmet Taşgetiren gibi puslu havayı iyi soluyabilen hisleri güçlü yandaşlar ufaktan tornistan etmeye başladılar lakin, nereye öyle. Sıkıysa bir iki adım uzaklaşsın bakalım. Yok efendim, az da olsa haksızlık filan yapılıyormuş da, yanlış tutuklamalar filan varmış da, bik bik bik…''

“Dedim ki; şair aşka boyun eğer, zulme değil!”
(Cahit Zarifoğlu)

Nasıl bir devlet oldu Türkiye böyle!

Manzaraya bakın hele, herkes herkesin esiri, tüm ülke de Tayyip beyin esiri. 

Bir insan koskoca devleti esir aldı ve her gün, her dakika derine çekiyor, her dakika bir dikişini patlatıyor memleketin. 

İnsan fani elbette. 

Yarın bir gün çekip gittiklerinde kim bu yamaları dikmeye çalışacaksa Allah yardımcısı olsun. 

Hukuk çoktan rahmetli oldu. 

Eğitim sizlere ömür…

Spor bitti, ahlak bitti, saygı bitti, sevgi zaten bitmişti yerini nefret doldurdu. Akıl, iz’an, vicdan, mantık gibi kavramların yerinde yeller esiyor. 

Ekonomi ölmüş ama ağlayanı yok. Az kaldı ateş halkımızı ufaktan yakmaya başlayınca seyreyleyin vaveylaları.

Devlet ciddiyeti diye bir şey kalmadı. 

Koskoca savcılar birer sosyal medya trolüne dönmüş. 

Ülkenin en ciddi mahkemesinin ve anayasayı korumakla görevli kişisi otorite karşısında iki büklüm. 

Siz hala bu ülkenin adaletinden bir şey bekliyorsanız artık sizlere ağzımızla gülmeyeceğimizden emin olabilirsiniz. 

Hala utanmadan “Bu ülkede yargı bağımsız, hukuk var” diyen bakan filan çıkmıyor mu, artık acımak bile yetmiyor bunlara. 

Memleket muhaberat devletine döndü. 

Eğitim veliahtın hortumcu derneğine peşkeş çekilmiş. Türgev’de yönetici olmayana milli eğitimde vazife verilmediğini herkes biliyor. 

Bütün okullar imam hatip, imam hatipler Tayyip beyin sebze bahçesi. 

Muhtarlar desen…. 

Devlet kaldı mı bilmem!

Ne kadar kamu arazisi varsa Türgev/Tügva gibi saray kurumlarına peşkeş çekiliyor. 

Geri kalanı da Ensar hallediyor zaten. 

Herkesin esir olduğu bir devirde, zincirini birazcık gevşeten kaçacak ama şu anda mümkün değil. 

Ahmet Taşgetiren gibi puslu havayı iyi soluyabilen hisleri güçlü yandaşlar ufaktan tornistan etmeye başladılar lakin, nereye öyle. Sıkıysa bir iki adım uzaklaşsın bakalım. 

Yok efendim, az da olsa haksızlık filan yapılıyormuş da, yanlış tutuklamalar filan varmış da, bik bik bik…

Vesayetin enerji kaybetmeye başladığını Etyen Beyin arazi olmasıyla anlayabilirsiniz. O da çok uzağa gidemez, bir iki adım attı, ne Ermeniği kaldı, ne liboşluğu. 

Dolayısıyla iktidarın aguşundan kaçamaz, kaçarsa önemli bir işarettir. 

Ardından Taşgetiren de kirişi kırdıysa güç kaybı ciddi bir eşiğe gelmiş demektir. 

Gülerce gibiler işlerini sağlama alırlar. Gemi iyice su almadan atlamazlar…

O zaman belki diğer esirler de homurdanmaya başlar. 

Aksi durumda oturun oturduğunuz yerde der Reisleri hepsine. 

Hulusi Akar’ın son fotoğrafını gördünüz mü?

Hani eşinin başını şalla kapamaya çalıştığı enstantane…

Karı koca ikisi birden gözlerini sehpadaki çiğköfteye dikmişler hani.

Tam olarak devletin şu andaki yansımasıydı o foto. 

MİT’i kendine bağlamasının sebebini herkes çok iyi biliyor. Ahmet Davutoğlu bu sebeple mecburen katılıyor her çağrıldığı yere. Fazla ya da eksik değil. Her yerde görülmesine gerek yok, Reis nereye çağırırsa oraya gitmek zorunda. Sıkıysa gitmesin. Esir çünkü…

Hulusi Akar gitmek zorunda, o sebeple turizm toplantılarına bile katılmak durumunda kalıyor. 

Abdullah Gül şimdilik bahane filan üretebiliyor ama yakında görünmemekte ısrar ederse, hele bir de arada sırada çıkıp cemaate hakaret etmezse onun da işi yaş. Esir olduğunu bir şekilde hatırlatırlar ona da…

Bakın en son darbenin iki numarası denilen Mehmet Dişli’nin kardeşi Şaban Dişli saraya danışman oldu. 

Bu ne demek herkes çok iyi biliyor artık. 

Yakınına, kontrolüne alıyor Reis…

Hapisteki bir terslik yapar maraza çıkarırsa problem olacaktır illa ki. 

Düşünün, Atayün ailesinin neredeyse kundaktaki bebesini bile tutukladılar. 

Darbenin iki numarasının kardeşi ise sarayda… 

Bir numarası nerde anladınız siz!

Kabile hukukunda bile olmayan, suçladığın kişiyi bulamazsan yakınlarını hapset, uygulamasını pek sever Tayyip Erdoğan.
 
Nefreti kişisel değildir, kan davası şeklindedir. 

En iyi de bunu kankileri bilir. 

Davutoğlu gibi.

Sıkıysa denilenin dışına çıksın. 

Bakın kundaktaki bebelere acımayan size mi acıyacak yani!

Mesaj budur.. Net…

Esirlik çağını tekrar başlattı sağ olsun Erdoğan. 

Şöyle demişti vaktiyle saçma sapan kararı imzalamak zorunda kalan hakimin biri. 

“Kardeşim bu millet bu adamı daha on yıl tutar burada, ne yapayım başka şansım yok!”

Belki de başka şansı yok Akar’ın, Dişli’nin hatta Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın.. Davutoğlu’nun Gül’ün…

Uzatabilirim listeyi; Bahçeli, Baykal, Yıldırım, Fidan, Doğan (Aydın), Hakan (Ahmet) Bıcır Mücayit vs vs… 

Akşam eve gittiğinde yengeye “Ne yapayım yine gidip yalamak zorunda kaldım” diyorlardır kim bilir?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron verdiği son mülakatta ne dedi biliyor musunuz?

“Bu işi (Cumhurbaşkanlığını) sevmiyorum, düşünsenize 10 günde bir Tayyip Erdoğan’la muhatap olmak zorunda kalıyorum!”

Elin Fransız cumhurbaşkanı bile illallah demiş yaka silkiyor. 

Allah bu millete acısın. 

Tüm esirleri tez zamanda kurtarsın. 

Amin. 

Seyfi Mert

01 Eylül 2017 11:45
DİĞER HABERLER