Faizi çaktırmadan yükseltti!

Merkez Bankası haftalık repo ihalesi açmayarak ve piyasaya verilen TL miktarını daraltarak lirayı dolar karşısında tutundurmaya çalışıyor. Ancak bir yandan da bankaları arayıp borçlanma maliyeti daha yüksek olan ve bugüne kadar şartlar itibariyle sadece 9 kez kullanılan 'geç likidite penceresi'ne yönlendiriyor. Bu borçlanma yönteminde faizler yüzde 10! Bankalar haftalık repoda yüzde 8'den borçlanıyorlar. Yani Merkez çok tartışılan faizleri kamuoyu önünde yükseltmiyor ama bankalara yüksek faizle borçlanma imkanını hatırlatıyor.
Erdoğan korkusu Merkez Bankası'na bunu da yaptırdı

Merkez Bankası hafta içinde piyasadaki TL varlığını azaltmaya yönelik önlemlere giderek Türk Lirası’nı dolar karşısında değerli kılmaya çalıştı. Merkez Bankası’nın bankalar aracılığıyla piyasaya iki türlü para veriyor. Bunlardan biri haftalık repo şeklinde diğeri ise gecelik repo şeklinde oluyor. Merkez bu hafta iki gün haftalık repo ihalesi açmadı. Yani bankalara sadece gecelik repo kullanma imkanı kaldı.

MERKEZ PİYASAYA NASIL PARA VERİYOR?

Gecelik repo ya Bankalararası Piyasa ya da BIST repo imkanlarıyla kullanılabiliyor.  Bankalara verilen paranın yüzde 40’ı haftalık repo, yüzde 60’ı gecelik repo üzerinden dağıtılmakta. Haftalık reponun faizi yüzde 8, gecelik reponun faizi ise yüzde 8.5. Yüzde 8 faizle haftalık repo ihalesi açmayan Merkez TL’nin ateşini düşüremedi.

UĞUR GÜRSES YAZDI

Hürriyet Gazetesi yazarı Uğur Gürses bugünkü yazısında Merkez Bankası’nın açılmayan repo ihaleleri ve sınırlamalar üzerine perşembe günü bankaları arayarak geç likidite penceresinden para alabileceklerini belirtti. Geç likidite penceresinin borçlanma maliyeti yüzde 10. Faiz haftalık ve gecelik borçlanma maliyetlerine göre yüksek.  Gürses ayrıca geç likidite penceresinin bugüne kadar sadece 9 kez kullanıldığını belirtiyor ve yapısı sağlıklı bir bankanın bu pencereyi kullanma durumuna düşmeyeceğinin altını çiziyor.

Geç likidite penceresini saat 16:00’a kadar açıklarını kapatamayan bankalar kullanıyor. Bu enstrümanda gecelik faiz yüzde 10. İşte Gürses’in yazısının ilgili bölümü: Geç likidite penceresine iki tür banka ‘düşer'. Biri, arızi olarak hesabını kitabını yapamamış ve gün sonunda TL likiditesini kapatamamış, borçlarını ödeyebilmek için akşam saatinde Merkez Bankası'ndan para almadan kapanamayacak olanlar. İkincisi de, mali durumu bozuk olduğu için likiditesi kalmayan zor durumdaki bankalar.Merkez Bankası perşembe bankaları arayarak, mealen şöyle demiş oluyor; “Bankalararası piyasada limitleri daralttım, fiilen gecelik vadede alınabilecek parayı sınırladım. Bugün de haftalık repo açmadım. Son kanal olan BİST'te sadece gecelik repo olanağınız kaldı. Orayı da sıkarsam açıkta kalacaksınız; ‘etiketli' geç likidite penceresine düşeceksiniz”.Hiçbir banka geç likidite penceresinden para alır duruma düşmek istemez.

Faizin yüzde 10 olmasının önemi yoktur. Yukarıdaki iki nedenden dolayı etiketlenir çünkü. Bu duruma düşecek bankanın yöneticilerini de kovarlar. Böyle bir ‘ima', Merkez Bankası'nın bankaları ‘kötü yola düşürmekle' terbiye etmeye kalkmak demek. Hiçbir merkez bankası bu kanalı para politikası kanalı olarak kullanmaz. 1990'dan bu yana geçen 7 bini aşan işgününde sadece 9 geç likidite kullanımı olmuş.Merkez Bankası'nın tüm para verme kanallarını kapatarak, bankaları ‘likiditesi olmayan bankalar' penceresine itmesi bir para politikası aracı olamaz.

Bir Merkez Bankası eski başkanı, “geç likidite penceresine düşecek bir bankaya Merkez Bankası müfettiş yollar” diyor. Ya Merkez Bankası bankaları buraya iterse? Bir başka eski başkan da, bunun doğru olmadığını ifade ediyor.2008'de Lehman'ın batışı ve devamındaki süreçte, ABD Merkez Bankası Fed, birçok para politikası aracı ilan etti. Ayrıca ‘iskonto penceresi' diye adlandırdığı bir pencere açtı. Bankalar bu pencereden para kullanmak istemediler. Çünkü buradan para almak, o bankaların ‘likidite zorluğu içinde' olduğunun ilanı demekti.

Merkez Bankası yöneticileri, yine ‘faiz artırmadan' artırılmış gibi bir etkinin, yani ‘simya' peşindeler. Fiyatını düzeltmediği piyasayı, likidite belirsizliği ile ‘terbiye' etme çabası, ilk ağızda mevduat ve kredi faizlerini hızla yükseltir. Sonunda ‘faiz artırılmadı' denilebilecek mi?
14 Ocak 2017 12:53
DİĞER HABERLER