Futbolu Ziraat Bankası'yla kurtarma planı: Taraftara şirin görünme telaşı

Devletin futbol kulüplerinin borç yönetimleri için Ziraat Bankası’nı devreye sokmasını ekonomist Mustafa Sönmez yorumladı
Ekonomist yazar Mustafa Sönmez, Sputnik radyoda katıldığı programda devletin kulüplerin borç yönetimleri için Ziraat Bankası’nı devreye sokmasını yorumladı. Sönmez, devletin Ziraat Bankası aracılığıyla kulüplerin borcunu ödeyerek seçimlerden hemen önce taraftara şirin gözükmeye çalıştığını vurguladı.

Türkiye'de futbol endüstrisi derin bir borç batağına doğru ilerliyor. Kulüplerin milyarlarca liralık borcu, yarattıkları değerlerle ödenemez hale geldi. Bu borç batağı içinde UEFA Türk kulüplerini giderek daha sıkı takip ederken futbol kalitesi de aynı oranda giderek düşüyor. Buna çare olarak kulüplerin borçlarının Ziraat Bankası vasıtasıyla yapılandırılması ve kulüplerin mali disiplinlerinin yine bu banka tarafından takip edilmesi gündeme geldi. Ekonomist yazar Mustafa Sönmez, kulüplere verilen paraların yine vatandaşın cebinden çıkacağını, sağlık ve eğitim harcamalarından kesileceğini söyledi. Sönmez, toplumları yönetmenin önemli yollarından biri olan futbol sayesinde iktidarın 31 Mart seçimleri öncesinde oy almaya çalışacağını ve seçmene şirin gözükmeye çalışacağını iddia etti:

‘ZİRAAT BANKASI KURULUŞ AMACININ İYİCE DIŞINA ÇIKTI'

"Genel olarak futbol endüstrisi, bizim çocukluğumuzdaki arsadaki oyun değil. Herhangi bir sanayi dalı gibi bir eğlence sektörü. Küreselleşmiş bir endüstri. Türkiye'nin yaşadığı kriz sürecinde futbol endüstrisi de bundan payını aldı. Futbol kulüpleri de normal firmalar gibi gelir ve giderlere sahipler. Döviz borç ve yükümlülükleri var. Onlar da sektördeki birçok firma gibi AKP'nin gazına gelip dövizin artacağını düşünmeden hem yerli hem yabancı oyuncularıyla döviz yatırımlarını artırdılar. Buna karşılık döviz gelirine de sahip olamadılar. Döviz borcunu karşılayacak kadar Türk Lirası geliri de elde edemediler. Borçlarının önemli bir kısmı döviz borcu. Böyle olunca zaten iyi yönetilmeyen futbol endüstrisi çıkmaza girdi. Açıkların bazılarını kapatmak için ellerindeki iyi yerli oyuncuları sattılar ama döviz yükümlülükleri çok fazla. Alacaklarını tahsil edemeyen yabancılar UEFA'ya gitmeye başladı. UEFA mali disiplin istedi. Bu mali disiplini standartlara getiremeyen kulüpler turnuvalardan dışlandı. Bu da Türkiye imajının sarsılmasına neden oldu. Türkiye'nin risk primi arttı.
Ziraat Bankası, Demirören Doğan grubunu satın alırken de onlara kredi verdi. Ziraat bankasının işi midir bu sorusunu o zaman da sorduk. Bir türlü açılmayan yeni havalimanını da destekledi. Ziraat bankası kuruluş amacının dışına çıkmış bir araç. Rejimin bir aparatı gibi çalışıyor. Bu tamamen sarayın bir talimatıdır. Kulüplere yönelik operasyon da sarayın talimatıdır. Küresel krizin Türkiye'nin imajını sarsmasını engellemeye çalışıyoruz. Prestij kaybını önlemeye çalışıyoruz. Aynı zamanda kulüpleri kuşatmak ve küçükler üstünde vesayet sağlamak.

Kulüplerin durumu bilançolar ortaya çıkınca belli olacak. Siz kulüpleri yönetemiyorsunuz bir çekilin diyecekler belki de… Ziraat Bankası hızla batık bir banka durumuna geliyor. Yakın zamanda sermayesiz kaldığı için işsizlik sigortası kaynaklarını kullandı. İşsizlik sigortası fonunun banka tahvili alması hiç de doğru değil. Ama bu kamu bankalarının tahvilleri satıldı zorla. Kaynak bulmak için varlığa dayalı menkul kıymetler fonu yaratıldı. Bu anda en çok batak kredisi olan banka Ziraat Bankası. Bu bankanın umurunda da değil. Bu görev zararı adı altında hazineye, size bize yazılıyor. Eğitim harcaması sağlık harcamasından kısılıp bu harcamalara para aktarılıyor. Ziraat Bankası sermayesine göre kredi kullandırma sınırları çok daraldı. Sürekli borçlanma yoluna giden tahvil çıkaran banka konumunda. Bu bankanın umurunda değil çünkü kendi başına karar almıyor direktiflerle çalışıyor. Bu giderler hazine üstünden topluma yazılıyor.

‘PORTEKİZ DİKTATÖRÜ ÜLKEYİ SENELERCE FUTBOLLA YÖNETTİ'

Futbol yeri geldiğinde toplumu yönetmenin en önemli araçlarından biri. Portekiz diktatörü Salazar; ‘fado fiesta' ve futbolla ülkeyi yönetti. Futbol üstünden uyanış da sağlanabilir. Birçok şeyi dinlemez insanlar ama futbol üstünden anlatırsanız resmin farkına da varabilirler. Rejim futbol üstünden vesait kurarken biz can simidi attık diyor. Bunu 31 Mart öncesinde yaparak seçimlerde şirin gözükmeye çalışıyor. Ama arkasından kulüp yönetimlerini ele geçirerek şekillendirmek, kulüp taraftar organizasyonlarını da susturuyorlar. Yönetime hakim olduğunuzda kulübün omurgası olan taraftara yön verme tribünlere kadar uzanan muhalif sesleri susturma imkanı elde ediyorsunuz. Bugün medya kontrol altına alınarak ne yapılmak isteniyorsa futbol kulüplerini kontrol altına almak da aynı şeyi ifade eder.
Bunun farkında olan ve olmayan taraftar var. Çok farklı sınıf ve kimliklerden gelen taraftar kitlesi var. Taraftar aidiyeti değişiktir. Yan yana gelmeyen insanlar futbol kimliğinde bir araya gelebiliyorlar. Bunu yutacak insanlar var yoksa niye umurunda olsun iktidarın? Akmasa da damlar diyorlardır. Onun ötesinde bir endüstri çöküyor. Avrupa'da ülke imajını sürükleyen bir yapıdan bahsediyoruz. UEFA'nın dışladığı bir futbol yapısı kreditörleri uzaklaştırabilir.

Bu Ziraat Bankası ya da federasyonun olayı değil. Saray bu adımları atıyor. Kulüpler maalesef yanlış yönetilmiş. Bu müdahale olmazsa kulüpler kan kaybediyor. Endüstriye olan ilgi azalıyor. Kulüpler para bulmak için farklı sahipler de aramaya başladılar. Futbolun Türkiye gibi ülkelerde para getirmesi dışsal faydadan yararlanmak üzere futbola yönetici olunuyor para aktarılıyor. Bunu üstünden bir dışsal fayda sağlamak üzere bir takım sermayelerin gelme ihtimali de var. İngiltere'de bir kulübün alınması gibi değil bu. Çünkü bizde bu iş karlı değil. Kulüpleri yönetenlerin sorumlulukları var, kendilerine çeki düzen vermeleri belki küçülmeleri kendi kaynaklarına güvenip sağlıklı ekonomi politikasıyla endüstriyi ayağa kalmaları gerekiyor."
07 Ocak 2019 21:22
DİĞER HABERLER