Gönül İnsanı kendisine yapılan zulümler, işkenceler karşısında...

"Gönül insanları Allah’tan başka kimseden Korkmazlar... Telaşa paniğe kapılmazlar... Kimseye zulmetmezler... Mahlukata, hatta nebatata bile şefkatle muamelede bulunurlar. Kendilerine yapılan zulümler, işkenceler karşısında, “Bu dünya darılma değil, (hak yolunda) dayanma dünyasıdır” derler, sabreder, dişini sıkar, alternatif çıkış yolları ararlar, strateji üretir, teklifler sunarlar."
Mehmet Ali Şengül | samanyoluhaber.com
Diriltici Ruh!

“ Gevşeklik göstermeyiniz, tasalanmayınız; İnanıyorsanız mutlaka üstünsünüz!”

Allah’ın gösterdiği yol bu. Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan’ın bu dirilten nefesi dışındaki her şey, aldatan bir hevesten ibarettir.
Gerçek manada inanan, Allah’a dayanıp güvenen insan, yürür hak bilip iman ettiği, sorumluluğunu vicdanında duyduğu yolda. Sebeplerde kusur yapmadan, neticeyi Hakimi mutlak Allah’tan bekler, nefsinin arzu ve isteklerinden uzak durmaya gayret eder ve Allah’ın Rızasını kazanmaya çalışır.

Kur’an ruhuyla dirilen mü’min, inandığı, gönül verdiği davası istikametinde duruşunu, tavrını değiştirmeden yerinde sebat edip durmalı, başkalarına güç ve ümit kaynağı olmalıdır. Böylesine davasına gönül vermiş, ye’s’ten uzak adanmış ve hasbi ruhlar karşısında, küfür ve nifak bozguna uğramış, musibetler rahmete inkılap etmiştir.

Bugün dünyanın bazı yerlerinde nifak ve ihanet şebekeleri, inananların yollarını daraltabilirler, işlerini zorlaştırabilirler. Ne var ki, imanlı, azimli, kararlı ümit kahramanları, bir gün ellerinden her şeylerinin alınacağını, yuvalarının ve yollarının tahrip edileceğini bilerek bu yola çıkmışlardı. Çünkü; Rehberleri, insanlığın iftihar tablosu, kainatın yaratılış vesilesi Hz. Muhammed’in (sav) ve Ashab-ı Resulüllah’ın başlarına gelenleri bilerek inanmış, bu davanın varisleri olduklarını da imanlarıyla ilan etmişlerdir.

Kalp kafa, ruh beden, dünya ahiret bütünlüğü içinde yaşayan, özü sözü müstakim bu insanları, inandıkları değerlerden asırlar var ki vazgeçirmeye kimsenin gücü yetmemiş ve yetmeyecektir de. Çünkü, temsil ettikleri davanın sahibi Allah’tır. Onun için, bu yolda dostlar bile düşman olsa, onlar sarsılmadan hep yerinde duracak, hedeflerine yürüyeceklerdir. Nedir hedefleri? İnsanlara yaratılış gayelerini anlatmak, dünya mutluluğunu, ahiret saadetini anlatmak, bu yolla Rabb-ül Alemin olan Allah’ın Rızasını kazanmaktır.
Nebiler Sultanı Efendimiz(sav) “Kullarına Allah’ı sevdirin ki, Allah da sizi sevsin.(sizden hoşnut ve razı olsun)" buyurmaktadır.

Gönül insanları Allah’tan başka kimseden Korkmazlar... Telaşa paniğe kapılmazlar... Kimseye zulmetmezler... Mahlukata, hatta nebatata bile şefkatle muamelede bulunurlar. Kendilerine yapılan zulümler, işkenceler karşısında, “Bu dünya darılma değil, (hak yolunda) dayanma dünyasıdır” derler, sabreder, dişini sıkar, alternatif çıkış yolları ararlar, strateji üretir, teklifler sunarlar.

Onlar, kinden, gayzdan, kıskançlıktan, tenkitten, gıybetten, nefret ederler. Ateşin yağı erittiği gibi, bunların da sevapları erittiğini bilirler. Değmez dünya için ahireti mahvetmeye derler, kötülük yapanlara bile güçleri yettiği ölçüde iyilik yapmayı, afetmeyi tercih ederler.

“Yoksa siz, daha önce geçmiş ümmetlerin başına gelen durumlara maruz kalmadan cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar öyle ezici mihnetlere, öyle zorluklara düçar oldular, öyle şiddetle sarsıldılar ki, Peygamber ile yanındaki müminler bile “Allah’ın vadettiği yardım ne zaman yetişecek?” diyecek duruma geldiler. ( ama şikayet etmediler)İyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır.” (Bakara Suresi 214)

“ Elif, Lam, Mim. Müminler sadece “ İman ettik” demeleri sebebiyle kendi hallerine bırakılıverileceklerini, imtihana tabi tutulmayacaklarını mı zannettiler? Biz elbette kendilerinden önce yaşamış olanları denedik. Allah, şimdiki müminleri de imtihan edip iman iddiasında sadık olanlarla, yalancıları elbette ortaya çıkaracaktır.” (Ankebut Suresi 1-4)

Hem biz neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki, yürüdüğümüz bu doğru yola bizi O hidayet etti. Öyle ise biz de, sizin vereceğiniz her türlü sıkıntıya sabredip katlanacağız. Zaten, tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül ederler. Bizim gibi iman edenler sadece Allah’a dayanıp O’na güvenirler.” (İbrahim Suresi 12)

Abdullah b. Mes’ud (ra) Peygamber Efendimizin (sav) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Dünya ile benim ne alakam var. Ben dünyada, bir ağaç altında gölgelenip de bırakıp giden bir yolcu gibiyim.”

Allah iman nasip etsin. Hepimiz bu dünya ağacının altında dinlenen yolcularız. Muhtemelen yarın veya bugün kapımız çalınabilir. Ölümle sona erecek dünyadan dolayı ahiretimizi kaybetmeyelim. Fırsatları en iyi şekilde değerlendirip Rabbimizin huzurunda mahcup olacak, Efendimizi (sav) mahcup edecek duruma düşmeyelim. Vahdeti ruhiye, kardeşlik, şefkat ve merhametle, kavli leyyinle, küfür ve dalalet yangınında perişan neslimizin imdadına yetişelim.

08 Aralık 2020 13:00
DİĞER HABERLER