Gültekin Avcı: Silivri’den önemli mektup – 2

Gültekin Avcı: Silivri’den önemli mektup – 2
"Özetle söylemek gerekir ki, milletin zekâsıyla alay etmenin anlamı yok. 2,5 yıl titizlikle çalışılan 55.000 sayfalık asrın ihanet ve casusluk dosyasında kimin dinlendiği, neden dinlendiği, kimin görüşmesinin hangi gerekçeyle tape yapıldığı mevcuttur."
Silivri’den önemli mektup–2

Silivri’den gelen mektuba dün kaldığımız yerden devam edelim:

“…Bu değerlendirmelerimizden sonra Selam-Tevhid soruşturma dosyasıyla ilgili bazı tespitlerde bulunmak istiyoruz.

1- Selam-Tevhid Kudüs Ordusu terör örgütü, bu devleti yöneten bakan sıfatındaki kişilerin ve bizimle ilgili soruşturmayı yürüten savcı ve hâkimlerin söylediği gibi ‘sözde’ bir örgüt değildir.

90’lı yıllarda Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Ahmet Taner Kışlalı gibi Türkiye’nin önde gelen aydınlarını katleden ve 2000 yılında yapılan operasyonlarla deşifre edilerek yakalan ve yargılanan ve Yargıtay’ın farklı tarihlerde (3 defa) “Bu silahlı bir terör örgütüdür” diye onadığı bir yapıdır.

2-Adli soruşturmanın sahibi ve yöneticisi C. savcısıdır. Soruşturmada kimin teknik dinmemeye alınacağına o karar verir. Hâkim onaylar ve bizim personelimiz de bu emri uygulayarak iletişimi tespit eder. Kayda alma işlemini ise biz değil TİB yapar. Şubedeki teknik personel dinlenen kişinin suç görüşmesini tespit eder ve savcıya gönderir.

Yani soruşturmadaki tüm tasarruf ve hâkimiyet C. savcısındadır.Adli görevli Emniyet şubeleri ile savcının konumu, hâkim ile kâtip gibidir. Kâtibin hâkimin söylediklerinin dışında davranma ve yazma yetkisi ve takdiri yoktur. Bunun gibi bize de kararlar ve emirler savcıdan gelir, biz de uygularız.

3-Soruşturma kapsamında240 civarında şahıs dinlenmiştir. Ama siyasilerin ağzına ve havuz medyasının manşetlerine bakınca, binlerce insan dinlenildi zannedilmiştir. Acı olan şudur ki, Çağlayan Adliyesi’ndeki başsavcı da bu yalana katılmış, zorlamalarla‘7000 kişi dinlendi’ yalanını2250’ye düşürmüş, ama240 kişi dinlendiğini ağzına bile alamamıştır.

4- Ülkemizde halen mevcut dinleme mevzuatına göre; dokunulmazlık hakkına sahip siyasiler dâhil, ülkedeki herkes suç şüphesiyle dinlenebilir. Durum bu iken dosyada dokunulmazlığı olan kişiler bile dinlenmemiştir. Ama C. savcısı, İran yapılanmasının devlet kadrolarına yerleşmesini sağlayan bazı bakanlık özel kalem müdürleri ile danışmanlarının suç şüphesiyle dinlenmesi emrini vermiştir. Bize düşen ise savcının emrini yerine getirmekti. Bunlarla ilgili yapılan tespitler de dosyada mevcuttur.

Suç görüşmesi olmayan ve devlet güvenliğine konu olan hiçbir görüşme tape yapılmamış, dosyaya konmamıştır.

Bunun yanında yaklaşık 3 yıl çalışılan dosyada, hiçbir görüşme veya konu basına sızmamış, herhangi bir yere servis edilmemiştir.

Dosyadaki bilgilerin servisi, Selam-Tevhid dosyasını kapatan ve operasyon talimatı veren savcı veya emniyetteki ekibi tarafından yapılmıştır.

Yani suç uydurulmuş, bizim kanun gereği tape yapmadığımız gizli görüşmeler tape yapılarak basına servis edilmiş, belki de İran vb. devletlere ulaştırılmıştır.

5- Selam-Tevhid soruşturmasında amaç, devleti ve hükumeti yıkmak veya gizli bilgi-belgeleri başka ülkelere servis etmek olsaydı, danışmanlar ve bürokratlar soruşturmanın başladığı tarihten 2 yıl sonra dinlemeye alınmazdı.

Böyle bir kötü niyet olsaydı, soruşturma başladıktan 1–2 ay sonra çeşitli gerekçelerle dinleme işlemi uygulanırdı.

Önyargıyla bakılmazsa çok net görülecektir ki, soruşturmada ilerleyen ilişkiler ve irtibatlar, konuyu devlet içinde yerleşmiş bir yapılamaya götürmüştür. Bu sofistike yapının hangi noktalara nüfuz ettiğini görmek ve faaliyetlerini takip etmek için soruşturma kapsamında bunların yapılması gayet doğaldır.

6- Bize yapılan operasyonu yürüten savcıya göre; Selam-Tevhid Kudüs Ordusu‘sözde’ bir örgüttür, ‘sözde’ olduğu için eylemi ve faaliyeti de yoktur. Kendisi de yoktur.

Devlete ve hükümete sızma girişimleri de bu sebeple hayalidir. Ayrıca hükümet içinde görev yapan hiç kimse suç işlemez, ihanet etmez, doğumundan ölümüne kadar masumdur. Bunlar gökten seçilerek inmiştir. Esasen bunların suç işleyebileceğini söyleyen ve bunlarla ilgili kanunun gereğini yapan herkes haindir, casustur ve örgütçüdür.

Bize operasyon yapan savcı böyle bakıyor.

Özetle söylemek gerekir ki, milletin zekâsıyla alay etmenin anlamı yok. 2,5 yıl titizlikle çalışılan 55.000 sayfalık asrın ihanet ve casusluk dosyasında kimin dinlendiği, neden dinlendiği, kimin görüşmesinin hangi gerekçeyle tape yapıldığı mevcuttur.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ
28 Temmuz 2015 09:00
DİĞER HABERLER