'Havalimanındaki Tezgah'

'Havalimanındaki Tezgah'
Samanyoluhaber.com yazarı tarihçi Eyüp Ensar Uğur, yurt dışı seyahati dönüşünde Atatürk Havalimanı'nda yaşadığı ilginç olayı 'Taze Yaşanmış Gerçek Bir Hikaye: Havalimanındaki Tezgah' başlığıyla kaleme aldı.
İşte Eyüp Ensar Uğur'un o yazısı: 

Bir hafta kadar süren Balkanlar gezisi sonrası Saraybosna’dan İstanbul'a döndüm.

Sosyal medyadaki takipçilerim bilirler; geçen sefer ki gibi uçakta bir macera yaşamadım. Çünkü bu sefer koridor kenarında oturdum. Ama macera beni indikten sonra bekliyordu.Geç vakit olduğu için dost, akran, akraba kimseyi rahatsız etmek istemedim. Biliyorum ki haber vermem yeterli idi ama saat 00.00'ı güneş saati itibariyle geçmişti. (Sosyal medyada son paylaşımım, Saraybosna’daki 00.00’ın akşamın başlangıcı olduğunu gösteren ay saatli kule idi.)

Atatürk Havalimanı'ndan oturduğum Anadoluhisarı'na epey bir mesafe var. Taksi ücreti yüksek bir rakam tutar diyerek toplu taşımayla gitmeyle karar verdim.Asansörle metro’ya giden kata indim. Kapı açılır açılmaz karşıma çıkan iki adamdan biri:"Abi metroya mı?" diye sordu. “Evet” deyince bu saatte metro kalmadığını söyledi. Nereye gideceğimi sordu. Anadolu yakası olduğunu söyleyince"Abi gel seni biz bırakalım" dedi.

Bunun nasıl olacağını söyleyince, "Taksimizle. Ben devredeceğim nöbeti, eve gideceğim, giderken bırakmış oluruz, zaten bu saatten sonra başka türlü de gidemezsin” dedi.Ben de taksinin yüksek bir rakam tutabileceğini söyleyince, o,"atarsın bir çorba parası" dedi.Yorgunluk ve uyku hali, üstümde bir hayli fazla olduğundan fazla direnmedim.

Birlikte Asansörle yukarı çıkmaya başladık.. Burada tekrar ücreti sordum ve:
"Şimdiden fiyatı anlaşalım sonra birbirimizi üzmeyelim" dedim. O,
"Önemli değil abi paran yoksa dahi seni götürürüm" dedi. 
Ben de, "Böyle deme cebimde ne varsa veresim geldi " dedim. 
Hoş sonra cebren hepsini vermek zorunda kaldım ya!!.
Hikayenin sonunu söylemiş olsam da devam edeyim.  
Neyse yukarı vardık . 

Taksi durağındaki bir taksiciyle konuştu. Eşyalarımı yerleştirip yola koyulduk. Ama arabayı o kişi kullanmıyordu. Birkaç kilometre yol aldıktan sonra demez mi şöföre, "Abi sen dinlen ben kullanayım.” O da " vallah iyi olur" dedi. Hani nöbeti o devredecekti!?. Tabi bunu içimden diyorum. Velhasıl şöför değişimi oldu yola devam ettik. 

Bu arada beklenti içinde olup tüm çetrefilli işler yapanlar gibi laf açmaya, laubali olmaya çalışıyor. 
"Abi nerden geliyon. Ne iş yapıyorsun. Memleketin neresi.??; gibi. 
Hıh! desem kahkaha ile mukabelede bulunuyor. 
Eyvah dedim, yine .... basacağım. Daha doğrusu bastım.

26 Nisan 2016 15:40
DİĞER HABERLER