Hazır gıdalardaki mısır şurubu gut hastalığına davetiye çıkarıyor

Hazır gıdalardaki mısır şurubu gut hastalığına davetiye çıkarıyor
Ucuz olduğu için gıda sektöründe sıkça kullanılan mısır şurubunun gut hastalığına davetiye çıkardığı belirtildi.

Antalya'da düzenlenen 16. Ulusal Romatoloji Kongresi'nde konuşan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Sedat Kiraz, gıda sektöründe kullanılan mısır şurubunun ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını söyledi. Kiraz, ağrılı ve tekrarlayan bir hastalık olan gutun erkeklerde kadınlardan 3 ile 9 kat daha fazla görüldüğünü belirterek, gut hastalığına zemin hazırlayan unsurlardan birinin de mısır şurubu olduğunu kaydetti. Kiraz, beslenmede mısır şurubu içeren ürünlerden uzak durulması gerektiği uyarısında bulundu.

Kongre Başkanı Kiraz, ilk olarak ayak başparmağında ani başlayan ağrılı kızarık ve şişlik olarak kendini gösteren hastalığın, ayak bilekleri, dizler, el bilekleri ve el küçük eklemlerinin de etkilendiğini söyledi. Kiraz, hastalığın eklemlerde hasara sebep olduğunu ifade etti. Hastalığın tam olarak iyileşmediği ve uzun dönemde tekrarlanabildiğini belirten Kiraz, ileri yaşlarda kadın ve erkeklerde görülme sıklığının birbirine yaklaştığını kaydetti. Onkoloji ilaçlarının ve onkoloji hastalarının artması, ürik asit yüksekliğinin gut hastalığının görülmesinin en önemli nedenlerinden biri olduğunu aktaran Kiraz, "Sadece ürik asit yüksekliği eklem şikayetine sebep olmuyor, damarın içindeki endotel dediğimiz hücrelerin yapısını da bozarak hipertansiyona ve erken ölümlere kadar giden bir takım ürik asit yüksekliğine sebep olan hastalıklara sebep olabiliyor." şeklinde konuştu.

İlk ataktan sonra hiçbir şey yapılmasa dahi hastalığın geçtiğine işaret eden Kiraz, "Daha sonra ataksız bir döneme hasta girebiliyor. İkinci bir atağın ne zaman geleceğini öngörmek çok mümkün değil ama ürik asit ne kadar yüksek ise o kadar ikinci atak yaşama şansı sık oluyor ve hastaların yüzde 97'si ikinci bir atakla karşılaşıyor." ifadelerini kullandı.

Bu hastalığın tedavisinde en önemli unsurun düzenli beslenme olduğunu vurgulayan Kiraz, "Tedavide proteinden fakir gıdalar vermek gerekiyor. Alkol alımını kısıtlamak gerekiyor. Uzun dönemde ürik asidi düşürmek içinse Türkiye'de sadece bir ilaç var, ikinci ataktan sonra genelde hastalara bu ilacı kullanıyoruz." dedi.

MISIR ŞURUBU GUT HASTALIĞINA ZEMİN HAZIRLIYOR

Beslenme alışkanlıklarının değişmesi, obezitenin artması, alkol, uzun yaşma hipertansiyon, kalp hastalıkları gibi faktörler nedeniyle gut hastalığının görülme sıklığının arttığına dikkat çeken Kiraz, "Süt ve süt ürünleri, peynir gibi kullanımı daha rahat olan proteinler ile hayvansal gıdalar, özellikle; sakatat, kabuklu deniz ürünleri bunlardan biraz daha uzak durmak gerekiyor." diye konuştu.

Ürik asidin düşürülmesi için 'üründen fakir diyet' uygulanabileceğini hatırlatan Kiraz, şu uyarılarda bulundu: "Onu da yapmak çok kolay bir şey değil. Ürik asiti düşürücü tedavi vermek için de geç kalmamak gerekiyor. Mısır şurubu çok tehlikeli gerçekten ve çoğu hazır gıdalarda, hazır içeceklerde var, mısır şurubunun içinde fruktoz mevcut. Fruktoz aldıktan sonra, vücuda girdiğinde glikozun tam tersine doyma hissi oluşturmuyor ve dolayısıyla bu tür mısır şurubu şekerini alanlarda obezite daha sık görülüyor. Karaciğer yağlanması, buna bağlı ürik asit yüksekliği, hiperlipidemi, bunlar daha fazla karşımıza çıkabiliyor, onlardan uzak durmak lazım. Ucuz olduğu için de gıda sektörü bunu daha çok tercih ediyor."

BEHÇET HASTALIĞI ÖLDÜREBİLİYOR

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Hamuryudan ise behçet hastalığına dikkat çekti. Türkiye'de bu hastalığın çok sık görüldüğünü ifade etti. Behçet hastalığının nedeninin tam olarak bilinemediğini vurgulayan Hamuryudan, şöyle konuştu: "Behçet hastalığının en belirgin özelliği ise ağızda tekrarlayan yaralardır. Diğer belirtileri ise cinsel bölgede ve göğüste çıkan, tekrarlayan yaralardır. Bir taraftan yaptığı bu belirtilerle yaşam kalitesini bozmakta, hastayı rahatsız etmektedir."

Hastalığın sakatlık ve ölüm riskini de taşıdığını aktaran Hamuryudan, "Erken tanı ve zamanında tedavi yapıldığı takdirde organ bozuklukları ve daha ciddi rahatsızlıkların hafifletilip önlenmesi mümkün olabiliyor." dedi.
CİHAN
03 Kasım 2015 16:30
DİĞER HABERLER