Hidayet Karaca'nın avukatından Sabah'a yalanlama

Hidayet Karaca'nın avukatından Sabah'a yalanlama
Sabah gazetesinin bugün yaptığı şike haberi ile ilgili gazeteci Hidayet Karaca'nın avukatı Fikret Duran'dan açıklama geldi.

Avukat Fikret Duran'ın açıklaması şu şekilde:

"Bugün, müvekkile yöneltilen iftiraların amiral gemisi Sabah gazetesi adet edindiği üzere müvekkil Hidayet Karaca ile ilgili yalan ve düzmece bir habere daha imza attılar.

Söz konusu yalan ve iftira içeren haberde müvekkil Hidayet Karaca'nın, 2011 yılında gerçekleştirilen şike operasyonlarının medya ayağından sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Haberde yer verilen iddiaların tamamı gerçeğe aykırı ve iftiradır. Müvekkilin adı geçen operasyonla hiçbir ilgisi bulunmamakla beraber ilgisi olabilecek bir konumda da değildir.

Sabah gazetesi, geçtiğimiz hafta söz konusu haberdeki aynı iddialarla yayınlamış olduğu haberinde müvekkil Karaca'nın da söz konusu soruşturmanın şüphelileri arasında olduğunu kesin bir şekilde dile getirmişti. Medyada çıkan bu haberlerin gerçekliği ile ilgili savcılıktan bilgi talep ettik. Şu zamana kadar sözlü ve yazılı olarak yapmış olduğumuz başvurulara herhangi bir dönüş olmadı.

Durum böyleyken, müvekkil ve avukatı olarak bizlerin dahi haberi olmadığı böyle bir soruşturmadan havuzun amirali Sabah'ın muhabirinin haberinin olması hukuk adına kabul edilemez. Bu durum her şeyden önce soruşturmanın gizliliğini ihlal etmektedir.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi savcılıktan taleplerimize herhangi bir cevap alamadığımız için müvekkilin adının bu soruşturmada geçip geçmediği, haberde bahsi geçtiği gibi bir tanığın olup olmadığı, varsa haberde belirtildiği gibi bir ifade verip vermediği tarafımızca bilinmemektedir.

Bu duruma rağmen böyle bir tanığın ve ifadesinin var kabul edilmesi halinde dahi, bu tanık ifadesi, haberde geçtiği şekliyle çelişkiler ve mantık hatalarıyla doludur. Örneğin bu sözde tanık ifadesine göre; tanık hem Türkiye'nin çok önemli konularının konuşulduğu gizli bir toplantının olduğunu iddia ediyor, hem de yine kendisi böyle çok kritik konuların konuşulduğu bu gizli toplantıya "tesadüfen" katıldığını söyleyebiliyor.

Söz konusu yalan ve iftira dolu haberin kesin bir dille verilmiş olması gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Böyle bir tanık ifadesinin var olduğu kabul edilse dahi, kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmaksızın müvekkil hakkındaki bu tip suçlayıcı ifadelerin kesin olgular gibi lanse edilmesi masumiyet karinesinin açık bir şekilde ihlalidir. Kaldı ki ortada açılmış bir dava dahi yoktur.

Türkiye'de geldiğimiz nokta itibariyle, insanların önce yalan ve düzmece haberciliği ilke edinen belli başlı gazeteler üzerinden hedef gösterilip ardından bu haberler dayanak yapılarak aynı kişiler hakkında soruşturma başlatılması maalesef Türkiye gerçeği haline gelmiştir. Bu yanlış tutumdan bir an önce vazgeçmelidir.

Haberdeki tüm bu iddialar gerçekdışıdır, hayal mahsülü birer iftiradır. Hiçbir somut belgeye dayanmayan asılsız, çamur at izi kalsın mantığıyla oluşturulmuş haberlerle müvekkilimin şeref ve haysiyetine saldırılmakta, kamuoyu nezdinde suçluymuş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.

Bir insanı toplum nezdinde itibarsızlaştırmak ve suçluymuş gibi göstermek maksadıyla hiçbir somut belgeye dayanmadan iftira atmak alenen suç işlemektir. Gazetecilik meslek kurallarını dikkate almayarak yanlış algı oluşturmaya çalışmak ve bu şekilde müvekkilime iftira atmak suretiyle gerçeğe aykırı haber yapmak hiçbir hukuk devletinde basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Söz konusu habere ilişkin müvekkilim adına gerekli tüm yasal yollara başvuracağımızı da kamuoyuna saygıyla duyururuz.


30 Nisan 2016 14:53
DİĞER HABERLER