'Saldırılara maruz kalınan her devirden sonra hizmet...'

'Saldırılara maruz kalınan her devirden sonra hizmet...'
Fethullah Gülen Hocaefendi 'nin "İnsanlık Şefkate Muhtaç" başlıklı yeni sohbeti yayınlandı...

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi bugünkü sohbetinde önemli noktalara değindi. 

Hocaefendi'nin bugünkü sohbetinin önemli satır başları şöyle:

Namık Kemal’in sözüne küçük bir ilave yapıyorum: “Bir adaletgâh-ı vâsidir bu dâr-ı imtihan / Bugün milleti kurban edenler yarın olurlar millete kurban!” Onun için, kurban olacak kimselere acımak lazım; öfkelenmemek, kızmamak, sitem etmemek, “Niye ettiler?” dememek ve acımak lazım. Fuzulî şeylerle yorulmak yerine acıyıp şefkat etmek lazım.


İnsanın imanı mahlûkata şefkatiyle mepsuten mütenasiptir (doğru orantılıdır.) Şefkat Hazreti Pir’in vaz’ ettiği dört ana unsurdan bir tanesidir. Hatta ekosistem mülahazasıyla belki cansız varlıklara karşı bile bir hiss-i şefkatle, re’fetle, kucaklayıcılıkla yaklaşmak gerekir. Bir ağacı, otu, karıncayı o şefkatle mülahazaya almak lazım gelir.

Başkaları mütalaalarında sizi farklı şekilde değerlendirebilirler. Belki öyle bir şey içine çekmeyi de düşünebilirler. Damara basarlar; “Bunları tahrik edelim, cinnete sevk edelim; mecnun gibi davransınlar!..” diyebilirler. Fakat temel ahlak ve karakteriniz itibarıyla, gezerken, karıncalı yerlerde karıncaya basmamak için bile bir hassasiyet sergiliyorsanız, eğer ahlakınız o ise, yırtınsalar da dövünseler de, sizi başka bir zemine çekemezler, çekmesinler; size çizgi değiştirtemezler, değiştirtemesinler.

Bir taraftan hızı artırırken, bir küheylan gibi şahlanırken, kalb durasıya hareket ederken, beri taraftan da yürüdüğümüz yollarda neyin karşımıza çıkacağını, nelerle karşılaşabileceğimizi ve çok farklı ihtimallerle, nelerin olabileceğini hesaba katmamız lazım. Hakka ve insanlığa hizmette hızımızı katlarken, makuliyette ve insanî değerlere saygıda da aynı ölçüde vitesi, ibreyi yükseltmemiz lazım.

Günümüzde İslam dünyasında ve kendi ülkemizde öyle bir kargaşa yaşanıyor ki, o tabloya bakınca, Hadis kitaplarında “Kitabü’l-fiten ve’l-melâhim” başlığı altında anlatılan, Peygamber Efendimiz’in âhir zamanda cereyan edecek olan dehşetli hadiselerle alakalı ifade buyurduğu kareleri görüyorsunuz. Sanki Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bugünleri anlatıyor. Çok korkunç ayrıştırmalar, küstürmeler, birbirinden koparmalar, bir tarafı karalamalar, insanları birbirine karşı suç işlemeye yönlendirmeler ve cinayete sevk etmeler var. Gelecek nesillerin de tevarüs edebilecekleri şekilde bir kin ve nefret üretme var. Bu, gelecek nesillere de bu formatta intikal ederse, kavga devam edecek demektir.

Böyle bir dönemde hiç olmazsa aklı başında, milletini seven, millet-i İslamiye’ye ve insanlığa saygı duyan, bir huzur dünyası arkasından koşup duran insanların aradaki köprülerin bütün bütün yıkılmaması için sabırlı, temkinli ve şefkatli davranmaları gerekmektedir.

Varsın desinler, varsın etsinler. Vakıa, meşru müdafaa hakkınızı kendinize yakışır şık üslupla ortaya koyabilirsiniz. Yerinde bir tavzih, tashih veya tekzipte bulunabilir; hatta çok ileri giderek bazı şeyleri tekrar edip duruyorlarsa bir tazminat diyebilirsiniz. Fakat bütün bunları yaparken panjurları az aralık bırakmalısınız. Bir gün dönüp geldiklerinde ya da siz bir kere daha münasebet adına şansınızı denemek istediğinizde, birbirinize bakarken başınızı yere eğmeyecek şekilde davranmalısınız; şimdiden ona göre plan ve projeleriniz olmalı.

Toplum çapında öyle yırtıklar meydana geldi ki, bunların mesleğimizin de esası olan şefkatten başka bir şeyle yamanabilmesi mümkün görünmüyor.

Hazreti Üstad’dan günümüze kadar değişik dönemlerde Hizmet erlerine hep hücum edildi; fakat Allah’a şükürler olsun, zulüm ve saldırılara maruz kalınan her devirden sonra Hizmet daha bir güçlenip büyüdü.

Öncekiler gibi bu mazlumiyet ve mağduriyet döneminin de atlatılacağı inancı içinde hizmetlerinizi katladığınız gibi, insanî değerlere saygı ve mahlûkata şefkat ibrenizi de yükseltmelisiniz. Siz buna niyet ederseniz, Cenâb-ı Allah o yolda yürümeyi kolaylaştıracak, kader yolunuza su serpecek ve Allah’ın izn u inayetiyle gittiğiniz her yeri birer çemenzar gibi göreceksiniz. Zaten gayeniz de diken tarlalarını tımar ederek, bağistan, bostan ve gülistan haline getirmek değil mi?

Şair der ki: “Bir bağ ki görmezse terbiye, tımar / Çalı çırpı sarar, hâristan olur.” Ülkenin hâristan olmaması ve dünyanın bir diken tarlasına dönmemesi için, öncelikle gönlünüzü bir gül bahçesi haline getirme, sonra da diyar diyar dolaşıp etrafa güzel kokular duyurma azminde bulunmalısınız. Evet, gönlünüz gül gibi olursa, gezdiğiniz her yer de ıtriyat çarşısına döner.

21 Ağustos 2015 10:15
DİĞER HABERLER