HSBC'den 'Güvencenin Konforu: Geleceğe Güvenle Bakmak' raporu

Bireysel, işletme, kurumsal yatırım bankacılığı yapan HSBC Grubu'nun, 'Güvencenin Konforu: Geleceğe Güvenle Bakmak' raporu, bireylerin gelecek endişelerine ilişkin çarpıcı bulgular ortaya koydu. Aralarında ABD, Çin, Meksika, Birleşik Krallık, Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de bulunduğu 12 ülkeden 11 binin üzerinde kişi ile gerçekleştirilen araştırmaya göre, 'istikrarlı finansal durum' ve 'sağlık' en büyük iki endişe kaynağı.

Araştırma, zor durumlarda maddi güvence sağlanması konusunda kimin sorumlu olması gerektiğine dair beklentilerin ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini de ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 60'ı başka kişi ve kurumların finansal güvence sağlamakla yükümlü olması gerektiğine inanıyor. Buna göre, katılımcıların yüzde 26'sı sorumluluğu devletin üstlenmesi gerektiğini belirtirken, yüzde 20'si ailenin, yüzde 14'ü ise işverenin sorumlu olması gerektiğini düşünüyor.

Bazı ülkelerin ise finansal konularda kişisel sorumluluk üstlenmesi açısından diğerlerine göre daha öne çıktığı görülüyor. Örneğin Amerika'dan ankete katılanların yüzde 54'ü ailelerinin finansal istikrarından kendilerini sorumlu tuttuklarını söylüyor. Buna karşın, sorumluğun diğer kesimlerde (devlet, işveren veya aile) olması gerektiğini söyleyenlerin oranı Çin'de yüzde 77, Birleşik Arap Emirlikleri'nde yüzde 71, Arjantin'de ise yüzde 70 olarak ortaya çıkıyor.

KÖTÜ GÜNLER İÇİN HAZIRLIK YAPILAMIYOR

'Güvencenin Konforu' araştırmasına katılanların yaklaşık yarısı (yüzde 47) hayatlarında en çok endişe duydukları şeyin uzun vadedeki finansal durumları olduğunu kaydediyor. Bu endişeyi dile getirenlerin yüzde 49'u beklenmedik bir gelişme karşısında finansal durumlarını iyi yönetemeyeceklerini söylüyor. Söz konusu kişilerin yüzde 51'i buna gerekçe olarak kötü günlere karşı hazırlık yapabilecek maddi gücü olmamasını gösterirken, yüzde 31'i bilinmeze hazırlıklı olmak için yapabilecekleri hiçbir şey olmadığını ifade ediyor.

EN BÜYÜK ENDİŞE KAYNAĞI; SAĞLIK

Araştırmaya katılanların yüzde 65'i hayatlarındaki en büyük endişelerinin sağlık olduğunu dile getiriyor. Buna rağmen, söz konusu kişilerin çoğunun sağlıkları için herhangi bir tedbir almadığı görülüyor. Global ortalamada yüzde 41'lik bir kesim beklenmedik bir sağlık sorununa karşı finansal olarak hazırlıklı olmadığını belirtirken; yüzde 57'si finansal istikrara ilişkin yaklaşıma benzer şekilde, sağlıkları konusunda da sorumluğun başka kişi ve kurumlarda olması gerektiğine inanıyor. Bu kişilerin yüzde 26'sı devletin, yüzde 16'sı işverenlerinin yüzde 15'i ise ailenin sağlık harcamalarını karşılamakla mükellef olduğunu düşünüyor.

SİGORTA, HEM GÜVENCE HEM DE MALİYET OLARAK GÖRÜLÜYOR

Araştırma, bireylerin kendilerini güvence altına almak için sigorta poliçesi satın almayı düşündüğünü ama bunun için eyleme geçmediğini gösteriyor. Yüzde 53'lük bir kesim sigorta yaptırmalarının önündeki engelin maliyet olduğunu söylüyor. Sigorta satın alınmamasına gerekçe olarak gösterilen diğer unsurlar şöyle sıralanıyor; nasıl yapacağını bilmemek, sigorta kapsamı dışındaki durumlar, ödenen paranın karşılığını alamamak, ihtiyaç duyulmaması, öncelik olarak görmemek.

GELECEĞE GÜVENLE BAKABİLMEK ZOR DEĞİL

Söz konusu tespitlerin yer aldığı raporda geleceğe daha güvenle bakabilmek için atılması gereken adımlar ise 4 başlık altında özetleniyor. Buna göre; hayatla ilgili en büyük endişeleri ve gelecek beklentilerini belirlemek önem arz ediyor. Bunun yanı sıra, bu endişelere ve beklentilere ilişkin etkin bir plan hazırlamak ve bu planı değişen ihtiyaçlara paralel olarak düzenli olarak gözden geçirmenin önemine dikkat çekiliyor.
Cihan CİHAN
31 Mart 2016 12:05
DİĞER HABERLER