İbrahim Kaboğlu: OHAL Komisyonu AKP’nin gaz odasına dönüştü

15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL’in bilançosu giderek netleşiyor. 1,5 yıla yaklaşan OHAL döneminde 50 binin üzerinde insan tutuklandı, 110 bine yakın kişi ihraç edildi.


Tutuklananlar arasında çok sayıda akademisyen, gazeteci ve yazar da var.

Araştırma şirketlerinin raporlarına göre en az güven duyulan kurum yargı. Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit  “Yargıya güven yüzde 70’ti, şimdi yüzde 30’lara düştü” sözü raporları doğruluyor.

“Terör örgütlerine üye olmak” suçlamasıyla yargılanan ve cezası kesinleşmemiş kadınların sayısı binlerle ifade ediliyor. Yüzlerce kadın, 6 aydan küçük bebekleriyle birlikte cezaevlerinde tutuklu bulunuyor.

Kimi yorumculara göre iktidar, AB’den gelen baskı ve AİHM’den gelecek ceza kararlarının önün geçebilmek için Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurdu. Ancak komisyon 1 yıl sonra işleme başladı.

Komisyona şu ana kadar 104 bin 657 başvuru yapılırken, bunlardan sadece 3 bin 110’unda karara varıldı. 40 başvuruda mesleğe iade, 880’inde ise ret kararı çıktı.

Anayasa profesörü İbrahim Kaboğlu da, bir yıldır üniversitesinden ayrı kalan akademisyenlerden. 7 Şubat 2017’de yayımlanan KHK ile ihraç edildi.

Cumhuriyet’e konuşan Kaboğlu “Benim üniversiteye dönmem, aç kalmam ya da birilerinin deyimiyle ağaç kabuğu yemem önemli değil” diyor. Prof. Kaboğlu, OHAL İnceleme Komisyonu’nundaki başvuruların 7-8 yılda karara bağlanacağını söylerek “AKP hükümetinin gaz odasıdır” olarak nitelendiriyor:

‘AKP’NİN GAZ ODALARI’

“Kenan Evren demişti ya ‘Asmayalım da besleyelim mi?’ Daha dürüsttü. Komisyona baktığınızda başvuruları sonuçlandırması yedi sekiz yılı bulacak. Ondan sonra mahkemeye gitme fırsatı bulacaksın. Ölen ölecek, kalan kalacak. Çoluk çocuk perişan olacak. Sivil ölümden de vahim bir durum. Düşman hukukunun da kuralları var. Ona da benzemiyor. OHAL komisyonu AKP ve külliye hükümetinin bir tür gaz odasına dönüşmüş durumda. Seni oraya kapatıyor.”

İbrahim Kaboğlu, 2019’daki seçime dikkat çekiyor ve “Tek kişilik kalıcı OHAL dördüncü dönem olacak. Dördüncü döneme müsaade edip etmeme konusunda hala şansımız var” diyor.

2019’daki Cumhurbaşkanlığı seçimine dair düşüncesini “16 Nisan’da, yüzde 55’i yakalasalardı, çok rahat olurlardı. Şimdi diken üstündeler. Atı alan Üsküdar’ı geçiyor ya. Sonunda at hesabıyla kazandılar. At hesabı demokrasisi diyorum ben buna. Sorun o atı 2019’da teslim etmemek” sözleriyle açıklıyor.

HİTLER DE ÖĞRETİM ÜYELERİNİ ÇALIŞTIRMADI’

Kaboğlu, İçişleri Bakanlığının açıkladığı 18 aylık Gülen Cemaati soruşturmaları bilançosuyla ilgili ise “Hitler de öğretim üyelerini çalıştırmadı ama Türkiye’ye gelebildiler, benim hocalarımın hocasıydı onlar. Bizim de gencecik, pırıl pırıl, dünyanın bir başka ülkesinde insanlığın gelişmesine katkıda bulunabilecek gençlerimiz var. Ama yurtdışına çıkamıyorlar. Bu sadece hukuk kıyımı, düşünce katliamı değil, bilim katliamıdır. Geniş anlamda düşünürsek insanlık suçudur” sözleriyle tepki gösteriyor.

AYM’NİN UYGULANMAYAN ALPAY VE ALTAN KARARLARI

Anayasa Mahkemesi’nin Mehmet Altan ve Şahin Alpay’la ilgili verdiği “hak ihlali” kararına rağmen alt mahkeme tarafından tahliyelerin reddedilmesini “Anayasasında hukuk devleti yazan bir devlette düşünelemez” olarak yorumlayan Kaboğlu “Hiç akla gelmeyen bir durum. Kendimi onların yerine koyarsam, ben istifa ederdim ve suç duyurusunda da bulunurdum.” dedi.

‘ESAS KORKAN İKTİDAR’

Anayasa hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’na göre esas korkan iktidar. Bu nedenle her türlü eleştiriye baskı uygulanıyor. Kaboğlu, “Yurttaşlık kavramıyla, birleştirici, evrensel kavramlarla ilerleyelim, biz kazanacağız diyorum. Ben umutluyum. Umutlu olalım” diyor.
08 Şubat 2018 14:21
DİĞER HABERLER