İç hukuk yolları tıkalı, doğrudan AİHM'e gidilebilir mi? Nasıl?

Türkiye’de özellikle OHAL süreciyle birlikte mağduriyet yaşayan binlerce insanın haklarını nasıl arayacağına ilişkin arayışlar çoğaldı. Hukukçular, başta KHK ile mesleğinden ihraç edilen memurlar olmak üzere on binlerce mağdur için yol haritaları hazırlıyor. Hukuksuzca ve herhangi bir delil olmaksızın gözaltına alınan, tutuklanan, işinden olan, mal varlığı gaspedilen insanlar haklarını nasıl ve nerede arayacağını bilemiyor. Türkiye’de şu anda bağımsız ve tarafsız bir yargı düzeni olmadığı, dolayısıyla iç hukuk yollarının tıkalı olduğu, bu nedenle de doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yapılabileceği yönünde görüş beyan eden hukukçuların sayısı artıyor. Onlardan biri Avukat Gazi Kozanoğlu.



MAĞDURLARA YOL HARİTASI

Mağdurlar için bir yol haritası hazırlayan Kozanoğlu’na göre mağdurların doğrudan AİHM’e başvurmalarının önü açık. İleride telafisi mümkün olmayan zararlar veya tamamen hak kaybı gibi durumlarla karşılaşılmaması için belli bir zamanlama içerisinde hareket edilmesi gerektiği fikrinde. Kozanoğlu, görüşünü şöyle temellendiriyor: “Şu anda Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri açıkça ihlal edilmekte. AİHS’nin ‘İstisnalar' kısmında, ‘İdarenin makul sürede yargılama yapamayacağı ya da adaleti ve eşitliği kaybetme şüphesinde bile iç hukuk yollarının tüketilmesi beklenmeden AiHM başvurulabilir’ deniyor.” 
“İNSANLAR HÜR DEĞİL, TÜRKİYE’DE HAK ARANAMAZ”

Avukat Kozanoğlu, neden iç hukuk yollarını tüketmeye gerek olmadığını izah ederken, “Görevini yapmaya çalışan hakim ve savcılar, meslek kanunlarına aykırı bir şekilde açığa alındı, ihraç edildi ve bazıları tutuklandı. Mesleğini yapan avukatlar bile, ‘Siz bunları niçin savunuyorsunuz’ dercesine tutuklandılar. Bağımsız ve tarafsız bir yargı yok. Anayasa askıda. Savunma hakkı söz konusu değil. Avukat bulunamıyor. Haklı olarak bir çok avukat, davaları üstlenmekten korkuyor. Zulüm milyonlara ulaşmış.” ifadelerini kullanıyor. 

“Peki böyle bir durumda, haksızlığa uğrayan insanlar ne yapmalıdır?” sorusunu yönelten Kozanoğlu, bir hukukçu olarak şu değerlendirmeleri yapıyor: “Yasal haklarını kullanması engellenen, esaret altındaki bir adalet sistemine maruz kalan, dolayısıyla hür bir yargıda hakkını arama imkanı ortadan kalkmış hiç kimseden yasal sürelere riayet etmesi beklenemez. Bu, evrensel hukuka ve adalet anlayışına aykırıdır. İnsanların ancak özgürlüğüne sahip olması şartıyla ‘ihmal sonucu’ yasal sürüleri ihlal etmesi söz konusu olabilir. Normal hukuki yollarla ancak normal şartlarda ilerleme mümkün olabilir. Şu anda Türkiye’de böyle bir durum yok.”
“ÇIKIŞ YOLU AİHM’DİR”

“Çıkış yolu AİHM’dir.” diyen Kozanoğlu, şöyle devam ediyor: “Mağdurlar mutlaka ilgili idareye itirazlarını yapsınlar. İdare mahkemelerinde iptal davası açsınlar. Anayasa’nın ilgili maddelerinin ihlali gerekçesiyle şahsi başvurularını yapsınlar. İki satırlık bir savunma ile ‘OHAL nedeniyle çıkarılan KHK'lar Anayasa’nın ve Avrupa insan Hakları Sözleşmesi’nin ilgili maddelerine aykırıdır. Haklarımın iadesini talep ediyorum’ desinler. İdarecilerin OHAL ve KHK adı altında yetkilerini aştıkları, Anayasa’nın ve AİHS’nin ilgili maddelerine uymadıkları ve telafisi mümkün olmayacak bir haksızlıkla karşı karşıya olduklarını belirtsinler. Savcılıklara da suç duyurusunda bulunsunlar.”

“OHAL’DE DE KHK’LAR ANAYASA’YA UYGUN OLMALI”

Avukat Gazi Kozanoğlu, Anayasa ve AİHS’nin nasıl ihlal edildiğini madde madde izah ediyor: “Anayasaysa göre OHAL döneminde çıkan KHK'lerin Anayasa Madde 15 çerçevesinde olması gerekir. Yani OHAL gerekçesiyle temel hak ve özgürlükler kısıtlanırken veya durdurulduğunda uluslararası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilemez. Anayasa, OHAL yetkisini, idarenin aşırılıklarını engellemek prensibiyle, insanların temel hak ve özgürlüklerini korumak gayesiyle vermiştir. Madde 15, ‘Temel hak ve özgürlükler kısmen veya tamamen durdurulabilir’ diyor. Ancak uluslarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilemez; durumun gerektirdiği ölçü aşılamaz; kişinin yaşama hakkı, maddi ve manevi varlığının bütününe dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamak için zorlanamaz; suç ve ceza geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararıyla ispatlanmamış hiç kimse suçlanamaz. KHK'da hepsi ihlal edilmiştir. Madde 121-13 ve CMK 128 de ‘TV ve gazeteler kapatılamaz. Üniversite kapatılamaz. Sosyal güvenlik hakları iptal edilemez’ diyor. CMK, ‘İnsanların parasına, malına el konulamaz. Emekli maaşlarına el konulamaz’ diyor. Kısacası nereden tutarsanız tutun evrensel hukuka aykırı durumlar var.”
“OHAL KARARLARI İPTAL EDİLEBİLİR”

Avukat Kozanoğlu, KHK'larda Anayasa’nın da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de net bir şekilde ihlal edildiğini vurgulayarak şöyle konuşuyor: “OHAL’de kalıcı kararlar almak mümkün değildir. Alınsa bile Anayasa’ya açıkça aykırıdır. Nasıl olur da insanların memuriyetini kalıcı bir şekilde iptal edebilirsiniz? OHAL sonrasında, bir kaldırım taşının yerinin değişmesini bile devam ettiremezsiniz. 1990 yılı OHAL döneminde çıkarılmış KHK'ların iptali için SHP Anayasa Mahkemesi’ne gitmiş ve aykırı bulunan maddeler iptal edilmiştir.”
“BAŞVURULAR TOPLU YAPILMALI”

Kozanoğlu’na göre şu anki korku ortamına karşılık bütün mağdurlar birlikte hareket etmeli. Mümkün olan en çok sayıda karşı davalar açılmalı. Bütün hak ihlalleri AİHM’e taşınmalı. “Bu hak arayışı 81 vilayette birlikte yapılmalı. Burası çok önemli.” diyor. Kendisinin nasıl bir yol haritası hazırladığına ilişkin olaraksa, “ Bu olağan dışı hukuk mücadelemizde, savunmanın selahiyeti açısından şimdilik açıklamayacağım evrensel hukuka uygun yol haritamız belirlidir. Mağdurların ekonomik durumları ve psikolojik durumlarına kadar hesap edilerek en makul yol haritası üzerinde çalışılmakta. Kimse kaygılanmasın, süre kaybı söz konusu değil. Biz sonuna kadar gitmeye kararlıyız. Hak ve adalet arayanları beraber yürümeye davet ediyorum.” sözlerini sarfediyor. 

Sadece KHK mağdurlarının değil bu süreçte haksızlığa uğrayan herkesin AİHM’e gidebileceğini savunan avukat, “Aynı gerekçeyle, hiç bir mahkeme kararı olmadan delilsiz bir şekilde ‘terörist’ ilan edilmiş, mallarına el konulmuş tüm mağdurların da AiHM’e başvurma yollarının açıldığı kanaatindeyim.” diyor.

AYM’YE BAŞVURU SÜRELERİ

Bütün mağdurların doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne gitmesi gerektiğini vurgulayan Kozanoğlu, başvuru süreleriyle ilgili şu bilgileri veriyor: “Bir; AYM’ye direk başvuru süresini kaçıranlar, 60 günlük idare mahkemesi ve Danıştay'a başvuru sürelerini gözetmeli. Bu mahkemelerden gelecek cevaptan sonra 30 gün içinde yine AYM’ye gidebilirler. Burada şunu belirmek isterim; itiraz edilen konu Anayasa ihlali olursa bu mahkemeler dosyayı AYM’ye re’sen yollamalılar. Ancak Trabzon Bölge İdare Mahkemesi bundan kaçınmıştır. İki; Sulh Ceza Mahkemeleri tarafından bir soruşturmaya muhatap olan her mağdur esnaf, memur, ev hanımı herkes sulh ceza mahkemelerine yapılacak itiraza gelecek cevaptan sonra 30 gün içinde AYM’ gidebilir. Üç; tutuklular sulh ceza mahkemelerine itiraza verilecek cevaptan sonra 30 gün içinde AYM’ye gidebilirler. Dört; lisansları iptal edilenler, kendilerine tebligat yapılmadığı için ilgili idareye bir dilekçe ile başvurarak cevabın akabinde 30 gün içinde AYM’ye gidebilirler. İdare ve Danıştay'a başvuranlar cevabın gelmesinden sonra 30 içinde AYM gidebilirler.”

05 Ekim 2016 17:15
DİĞER HABERLER