İlk defa bu kadar net konuştu

İlk defa bu kadar net konuştu
'Bin odalı saray yapmakla itibar sahibi olunmaz, alay sahibi olunur. İtibarsızlık sahibi olunur. '
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdroğlu, “Komşularımızın iç işlerine müdahale etmeyerek itibar kazanır Türkiye. Bin odalı saray yapmakla itibar sahibi olunmaz, alay sahibi olunur. İtibarsızlık sahibi olunur. Oturuyorsun, kendine bin odalı saray yapıyorsun. 1 milyar 370 milyon liraya. Daha bitmedi. Bin odanın daha döşenmesi var. İtalya’dan mobilya getirecekler göreceksiniz. Hindistan’dan mermer getirdiler. Sanki bizim ülkemizde mermer yok” dedi.

Giresun’da geceyi geçirdiği otelde sivil toplum örgütü temsilcileriyle basına kapalı kahvaltı yapan Kılıçdaroğlu, daha sonra otelin bahçesinde dolaştı. Denizi seyreden ve Giresun Adası manzarası önünde poz veren Kılıçdaroğlu, partililerle de fotoğraf çektirdi. CHP Genel Başkanı daha sonra partisince 19 Eylül Spor Salonu’nda düzenlenen bölge toplantısının açılışında konuştu.

'ÜLKEYİ YÖNETMEYE HAZIRIZ'

Türkiye’nin içinde bulunduğu şartları herkesin bildiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Hepimizin ortak kaygıları var. Bu ortak kaygılara sadece CHP’liler sahip değil. Bu ortak kaygıları bu ülkenin bütün insanları ve çağdaş dünyanın üyeleri de izliyor. İşin özünde ve sorulan soru şu; Türkiye iyi yönetiliyor mu? Türkiye’nin iyi yönetilmediğini hepimiz biliyoruz. Tabloya bakalım. İşsizlik var mı? Var. Üretici memnun mu? Değil. Dış politika bataklığa saplanmış durumda. Hayatın her alanında sorunlar ve kaygılar var. O zaman şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor; Türkiye’yi çağdaş anlamda, Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu ilkeler çerçevesinde yönetecek olan parti hangisi olmalıdır? Bize bir görev düşüyor. Hepimize görev düşüyor. Ülkeyi yönetmeye hazırız. Ülkeyi yöneteceğiz. Karanlıkları aydınlığa çıkaracağız. Bu bizim boynumuzun borcudur. Bunu yapacağız” dedi.

'BUNLAR GİBİ YÖNETEMEYİZ'

CHP’nin iktidarını engellemek için bazı söylemlerin ısrarla dile getirildiğini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birisi şu; efendim CHP iktidar olursa memleketi yönetemezmiş. Şu soruyu sorun onlara; Devleti kuran, devleti yeniden inşa eden bir parti hangi gerekçeyle devleti yönetemez ? Devleti kurduk, ama nasıl kurduk? ‘Çağdaş uygarlık yolunda bir devlet olsun’ dedik. Demokrasiye, çok partili hayata geçiren bir parti hangi gerekçeyle devleti yönetemez? Üniversitelere özerkliği getiren, grevli toplu sözleşmeyi getiren, işçilere hak getiren bir parti hangi gerekçeyle devleti yönetemez? Hukuku, hukukun üstünlüğünü getiren bir parti hangi gerekçeyle devleti yönetemez. Bir şey var; ‘Mevcut iktidar gibi devleti yönetemez’ diyorlarsa, doğrudur. Biz onlar gibi devleti yönetemeyiz. Hiçbir yurttaşımızın unutmaması gereken bir özelliğimiz var. Biz ahlakçı değerleri yüksek olan bir partiyiz. Kul hakkı yemeyiz. Her kuruşun hesabını millete veririz. Biz devleti kinle, öfkeyle yönetmeyiz, toplumu ayrıştırmayız. ‘Bana oy vermedi’ diye hizmetleri aksatmayız. Devleti akılla, birlik içinde yönetiriz. Devleti oluşturan bütün vatandaşları kucaklarız. Hangi partiye oy verirse versin CHP iktidarında hiç kimseyi ötekileştirmeyiz. Kuralımız budur. Devleti yönetmek sanki çok zor bir iş gibi. Bizim inancımızda da, hukuk sitemimizde de evrensel kurallarda da var. Şunu söyler, işi ehline vereceksin. İşi ehline verdikten sonra yönetim zor mu olur? Hangi gerekçeyle zor olur, ben söyleyeyim; eğer bir ihaleyi hak edene değil de 'yandaşa verin' diye baskı yaparsan yönetim zor olur. Önce o bürokratların işine son vereceksin, yandaş yerleştireceksin oraya, adam kayırmacılığı yapacaksın.

'HERKESE AYRI KURAL OLMAZ'

Aklı egemen kıldığınızda, hukukun üstünlüğünü egemen kıldığınızda önünüzde bir sorun olmaz. Var olan sorunları da akıl ve mantıkla çözeceksiniz. Kuralı böyle koyarsanız hiçbir sorun çözümsüz olmaz. Devleti ahlakla yöneteceksiniz,. Bütün inançların, bütün hukuk sistemlerinin temelinde ahlak vardır. Ahlakın egemen olduğu toplumda devleti yönetmek çok kolaydır. Hukuk ne demektir? Her yurttaşa aynı kuralların uygulanması demektir. Ali’ye başka Veli’ye başka kural olmaz. İki lira çaldı diye 12 yaşındaki çocuk 10 yılla yargılanacak, malı TIR’la götürecek, ona adalet ulaşmayacak. Böyle düzeni kabul etmiyoruz. Bir başka propaganda yapıyorlar. CHP gelirse sosyal yardımlar kesilecekmiş. Sanki bunların zamanında başladı. Hiçbir sosyal yardım kesilmeyecek. Tam tersine her yurttaşın kimseye muhtaç olmayacağı bir düzeni inşa edeceğiz. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma fonu rahmetli Özal zamanında kuruldu. Sosyal dayanışmayı en geniş uygulayan parti de DSP, yani rahmetli Ecevit oldu. Sanıyorlar ki, yardımlar AKP iktidarıyla başladı. Yardımların tarihine baksınlar. Biz onu bir adım daha ileriye götürdük. Aile sigortasını getireceğiz dedik. Hiçbir aile kimseye avuç açmamalı. Hiçbir çocuk yatağa aç girmemeli. Kadınlar toplumun en güçlü kesimi olmalı. Sosyal yardımı da nakit olarak kadının banka hesabına yatıracağız. Kimse onun yoksul olduğunu bilmeyecek.”

'SOSYAL YARDIMLAR GÖTÜRDÜKLERİNİN ARTIĞIDIR'

Giresun’dan Türkiye’deki sosyal yardım alan bütün yurttaşlara seslendiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Sana verilen sosyal yardım onların götürdüklerinin artığıdır. Göreceksin, CHP iktidarında sosyal yardım bugünkünün en az iki katı olacaktır. Çünkü biz yedirmeyeceğiz. Birilerinin malı götürmesine izin vermeyeceğiz. Her kuruşun hesabını vereceğiz. Türkiye zengin ve güçlü bir ülke. Sosyal devlet sosyal devletliğini yapacak. Türkiye’nin şu anda bir numaralı sorunu işsizlik. Kadına yönelik şiddet arttı, genç çocuklar uyuşturucu tutsağı. Hangi gerekçeyle oluyor bunlar? İşsizlik varsa bir toplumda tüm kötülükleri görebilirsiniz. 12 yıldır iktidardalar. Türkiye’nin bir numaralı sorununu çözemediler. Sözüm söz, ilk çözeceğimiz sorun işsizlik sorunu olacak. Sosyal devlette odak insandır. İnsanın, ailenin, bireyin mutluluğu ve huzurudur. Bir devlet bunu sağlarsa sosyal devlet olur. İşsizlik var, nasıl çözüleceğini bilmiyorlar. Çünkü onların çocukları işsiz değil. Onların çocuklarının yatak odalarında boy boy para kasaları var. Dolarlar, avrolar var. Kahvede oturan Mehmet efendinin çocuğu işsiz. Ona sahip çıkmak CHP’nin namus borcudur. ‘CHP gelirse, dolar ve faiz yükselir’ diyorlar. ‘Siz borçlarınızı ödeyemezsiniz. Aman ha burada kalalım, sizi biraz daha borçlandıralım. Siz de bizim esirimiz olun’ diyorlar. Borçlu yurttaşlarıma sesleniyorum; Seni borç tutsağından kurtaracağız. Sen kimseye el avuç açmayacaksın. Siyasetçi değil, sen zenginleşeceksin. Siyasetçi köşeyi dönmeyecek, sen bu ülkenin zengin ve huzurlu vatandaşı olacaksın. ‘Faizin düşmesi lazım’ diye bağırıyorlar. İktidarda sen değil misin? Sen şikayet makamı mısın? Şikayet et diye değil çöz diye sana oy verildi. Şikayet etmek ana muhalefet partisi olarak benim hakkım. Ben şikayet ederim, neden işsizlik çözülmüyor, faiz ne kadar yüksek diye. Orada oturuyor, şikayet ediyor.”

'YAŞAM TARZINA MÜDAHALE KONUSU'

Kılıçdaroğlu, “CHP gelirse kişilerin yaşam tarzına yeniden müdahale edecek” yönünde bir propaganda yürütüldüğünü de ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Buradan CHP’nin genel başkanı olarak söylüyorum, hiç kimsenin inancı dolayısıyla sorgulanmasına asla izin vermeyeceğiz. Hiç kimsenin yaşam tarzına asla müdahale etmeyeceğiz. Kimseyi etnik kimliği dolayısıyla asla ötekileştirmeyeceğiz. Etnik kimlik, inanç yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayacağız. Bizim siyaset anlayışımız işsizlik varsa önleyeceğiz. Yolsuzluktan hesap soracağız. Siyasetin görevi budur. Kişi nasıl giyinirse giyinsin, düşünürse düşünsün, neye inanırsa inansın, hangi kimlikten olursa olsun. Benim başımın üstünde 77 milyon vatandaşımın yeri vardır. Yine bir propaganda, ‘CHP ekonomiyi yönetemez’ diye. Sanki ekonomiyi çok güzel yönetiyorlar da. Ekonomiyi yöneteceğiz, bütçe gelirlerini artıracağız. Her kuruşu bu millet için harcayacağız. Kendimiz, çocuklarımız yandaşlarımız için değil, bu ülkenin refahı ve huzuru için harcayacağız. Bugüne kadar hiçbir CHP’li Başbakan hakkında, genel başkan ve bakan hakkında yolsuzluk şaibesi asla olmamıştır. Yönetimdeyken de olmamıştır. Neden? Çünkü biz kul hakkı yemeyiz. Biz her kuruşun hesabını millete veririz. Sadece kamuda iki milyon taşeron var. İşçiye ücretini veriyorsun da doğrudan vermiyorsun. Niye doğrudan vermiyorsun. Yeraltına maden işçisini indiriyorsun, hayatını güvence altına almıyorsun. İşçi yer altında ölüyor. Bakanı, başbakanı, Cumhurbaşkanı koro halinde gidiyorlar ‘işçiler öldü’ diye. Niye ölmeden önce gitmiyorsun? Onun hesabını kim verecek?”

'DEVLET AKILLA YÖNETİLİR'

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Devlet akılla yönetilir. Kin, öfke, önyargıyla yönetilmez. Bütün çağdaş ülkelere bakın, aklın egemen olduğunu görürsünüz. Bu topluma sesleniyorum, kul hakkı, haram yemiyoruz. Saraylarda oturmuyoruz. Senin verginle kendimize saray yapmıyoruz. Her kuruşun hesabını sormayı namuslu görev biliyoruz. Herkesin aşı ve işi olsun istiyoruz. O zaman helale ortak olmak için, harama ortak olmamak için oyunu CHP’ye vereceksin. ‘CHP gelirse dış politikayı iyi yönetemez’ diyorlar. Sevsinler sizin aklınızı. Hangi dış politika var. 2 milyon Suriyeli mülteci var Türkiye’de. Çalışma Bakanı onlara çalışma kartı vereceklerini söylüyor. Sanki Türkiye’de işsizliği çözmüşler bir de onlara iş verecekler. Çocukları iş arayan tüm anne babalara sesleniyorum; Bu politika senin çocuğuna iş bulmaz, evindeki huzuru sağlamaz. Sen çocuğuna iş bulmak istiyorsan, huzur içinde çocuğun işe gidip gelsin istiyorsan, adam gibi geçinmeye ihtiyacım var diyorsan, adresini yönünü değiştireceksin, karşında altı oklu bayrağı göreceksin.”

'BİN ODALI SARAY YAPTIRMAKLA İTİBAR DEĞİL ALAY SAHİBİ OLUNUR'

Hükümetin dış politikasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Bütün komşularımızla kavgalıyız. Dış politikada sıfır sorundan geldiğimiz nokta sıfır komşu oldu. Bütün sınırlarımız yol geçen hanı. İsteyen istediği yere gidiyor. Terör Türkiye’nin sınırları içine çekilmeye başlandı. Dış politikanın milli olması lazım. İktidar muhalefet olmaz. Dış politikada tek yürek olunur. Ama cumhuriyetin değerlerini koruyarak, ‘Yurtta barış dünyada barış’ diyerek, bütün komşularımızla huzur içinde yaşayarak. Komşularımızın iç işlerine müdahale etmeyerek. Böyle itibar kazanır Türkiye. Bin odalı saray yapmakla itibar sahibi olunmaz, alay sahibi olunur. İtibarsızlık sahibi olunur. Oturuyorsun, kendine bin odalı saray yapıyorsun. 1 milyar 370 milyon liraya. Daha bitmedi. Bin odanın daha döşenmesi var. İtalya’dan mobilya getirecekler göreceksiniz. Hindistan’dan mermer getirdiler. Sanki bizim ülkemizde mermer yok. 3 milyon işsiz var, onu bir tarafa bırakmışsın kendine saray yapıyorsun. Haramdır haram. Orada oturulmaz. Harama ortak olunmaz. Ebu Zerr örneğini verdim. Muaviye’nin yaptığı saray dolayısıyla. O saray Muaviyelere yakışır. O nedenle söylüyorum. Bizim inancımızda israf haramdır. Her kuruşun hesabını vereceksin. Hesabını sormaksa benim boynumun borcudur.”

'İZMİR METROYU YARI FİYATINA YAPIYOR'

Kılıçdaroğlu, “Diyorlar ki, CHP gelirse ülkeyi yönetemez. Kim söylüyorsa demokrasi inancı yok demektir. Hırsıza, yolsuzluğa prim veren kişi demektir. Namusla, ahlakla, hesap vererek, bu ülkeyi yöneteceğiz. Zenginleşerek değil halkın zenginleşmesini sağlayarak bu ülkeyi yöneteceğiz” ifadesini kullanarak şunları söyledi:

“3 büyük kentte metro yapılıyor. İstanbul ve Ankara ‘param yok’ diye metroyu bitiremedi. En son Ulaştırma Bakanlığı aldı yapıyor. İstanbul’da kilometresini 145 milyona yapıyorlar. Ankara’da kilometresini 100 milyona yapıyorlar. İzmir, 60’a yapıyor. Yüzde yüzden daha düşük fiyat. Biz belediyelerde halka da hizmet ederiz. Türkiye genelinde hem kendi ülkemize hem dünyaya hizmet ederiz. Biz bayrağımızı, bu ülkeyi toplumu seviyoruz. Her kişiye yapılmış hizmeti Hakk’a yapılmış hizmet olarak kabul ediyoruz. Bu ülke kurulurken hiç kimseden borç para alınmadan, Osmanlı’nın borçları son kuruşuna kadar ödenip, demiryolları, uçaklar fabrikalar yapılmışsa, 21’inci yüzyılda biz hangi gerekçeyle yapmıyoruz. Bunların hepsini yapabiliriz. Bu ülkenin sorunlarından hepimiz sorumluyuz. Sadece iktidar değil. iktidarın sorumluluğu yönettiği için daha fazla. Çünkü hesap vermiyorlar, zenginleşiyorlar. Halk biraz daha yoksullaşıyor. Sosyal yardım alan aile sayısı her gün artıyor.” Toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.

'ZİRAATÇİLERE HİTAP ETTİ'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Giresun Belediyesi Nikah Salonu’nda gerçekleştirilen Türkiye Ziraatçiler Derneği Karadeniz Bölge Toplantısı’na katıldı. Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Toprak hepimizin üzerine titremesi gereken bir alan. Vatanı vatan yapan topraktır. İnsanın beslendiği tek alan da topraktır. Dünya nüfusu artıyor. Açlık tehlikesi var. Tarımdan almamız gereken yararı hiçbir dönem almadık. Hollanda Konya’dan küçük ama tarım ürünü ihracatı yılda 80 milyar dolar. Koskoca Türkiye’nin ise 12 milyar dolar. Toprağımız mı eksik? Güneşimiz mi az? Suyumuz mu yok? Yağmurumuz mu yok? İnsanımız da var. Bu sorunun cevabını bulmadan tarım sorununu çözemezsiniz. Koskoca Türkiye neden Hollanda’nın yaptığını yapamıyor? Devleti akılla yönetirseniz sorunu çözersiniz. Devleti akılla değil de birilerinin dayatmaları veya önerileriyle yönetirseniz başarılı olamazsınız. Mücadele sıradan bir mücadele değil. Kendi toprağınızı ve insanınızı savunmuyorsanız sizin siyasetiniz milli değildir. Ecevit’e, ‘Afyon ekmeyeceksiniz’ dediler, afyon ekti. ‘Bizim topraklarımızda ne ekileceğini siz değil biz karar veririz’ dedi. Şimdi geldiğimiz noktaya bakın. Kaçak çaylar yakalanıyor da ne oluyor? Mücadele mi etmek istiyorsunuz? Yakaladığınız çayı imha edersiniz. Devleti devlet yapan kararlılığıdır. Kendi halkının çıkarlarıdır. Tütünümüz, sigaralarımız vardı bir ara. Milli sigaralarımız, tütün kaldı mı? Pamuk kalmadı. İki Trakya büyüklüğünde alan şu anda ekilmiyor.ö
Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin saman ithal ettiğini de vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“3 yıl önce ‘bu tarım politikası sonucu saman ithal ederiz’ deseydim inanmazdınız. Ama bugün saman ithal eder hale geldik. Çiftçi doğru tercihini kullanmayacak, sonra bana şikayet edecek, ‘Ben mahvoldum’ diye. Ben daha önceden gördüm. Futbol kulübü tutar gibi siyasi parti tutulmaz. Senin çıkarını savunmuyorsa desteklemeyeceksin. Fındık üreticisi kime destek veriyor? Kendi alın terini peşkeş çeken kesime destek veriyor. Olmaz, yanlış var bu işte. Sakarya ovası gibi bereketli topraklarda fındığın ne işi var? Stratejik ürün denen bir kavram vardır. Bu ürünlerle ilgili devletlerin özel politikaları olur. O zaman toplumun refah seviyesinin artışıyla birlikte o ürünü üretenlerin de refah seviyesini artırmanız lazım. Veraset yoluyla bütün arsalar parçalandı, bölündü. Fındık ana ürün olmaktan çıktı, tali gelir kaynağı oldu. Önlemi devlet alacak ama almıyor. Aşama aşama ürün yok oluyor.ö

'BİZİM DEVLET POLİTİKAMIZ YOK'

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Esnaf arkadaşlarım mahvoldum diyor. Oyu kime verdin? İktidara verdin. O da AVM yapıyor. Ne demek bu? ‘Esnafı ezecem’ diyor. Sen de oy veriyorsun, kendi ayağına kurşun sıkıyorsun. Oturup düşünmemiz lazım. Milli politikalar üretmemiz lazım. HES yapılsın mı? Yapılan yapılmayan yer de olur. Eğer doğayı bozmuyorsanız elbette enerji elde edebilirsiniz. Doğayı tahrip edip can suyu vermiyorsanız, yeşili tahrip ediyorsanız, kusura bakmayın, olmaz. STÖ’ler var Karadeniz’de. Dağlarına, derelerine sahip çıkıyorlar. O insanlara şükran borçluyuz. Biz de onların mücadelelerine kısmen de olsa destek vermeye çalışıyoruz. Enerji ihtiyacımız var ama HES’ler bunu karşılamaz. Niye yapıyoruz o zaman? Çevre önemlidir. Tabiat, ağaç önemlidir. Oturun bir ağacın altında bakalım huzura eriyor musunuz, ermiyor musunuz? İnsanın doğasında olan neyse biz o doğayı korumak zorundayız. Zeytin ağaçları, başka ağaçlar kesiliyor. Türkiye’nin sorunları çok fazla. Ama bunlar çözülemeyecek sorunlar değil. Bu sorunların tamamı çözülür. Türkiye’de bir tek ağaç için kanun vardır. Zeytin ağacı için. Zeytin bölgesinin 3 kilometre ötesinde ancak zeytinyağı üreten fabrika kurabiliyorsunuz. Kanun böyle. Biz şimdi söküyoruz, oraya termik santral yapacağız. Gidin Yatağan’ı görün. Termik santralin ne olduğunu oradaki köylülere sorun. Organik tarım, çok önemli. Bunun da devlet politikası olması lazım. Güney Kore’den önce otomobil üreten bir ülkeydik. Markası Anadol. Bizim bugün otomobilimiz yok. G. Kore’nin dünya çapında 3 markası var. Siz yeni icra dairelerini açan hükümete ne dersiniz? Akıl tutulması yaşıyoruz. Düşünmeye ve silkinmeye ihtiyacımız var. Batağa doğru gidiyoruz. Bütün dünya bunu görüyor, bizim de görmemiz lazım. Eminim Türkiye karamsar tablonun içinde olduğuna inanmıyoruz. Kendi sorunumuzu çözeriz. İnsan birikimimiz var. Entelektüel birikimimiz, üniversitelerimiz sivil toplum örgütlerimiz var. Sorunların üstesinden geliriz. Yeter ki doğru tercihlerde bulunalım."

'SORUNLARIN TEMELİ SİYASETÇİLER'

Türkiye’de sorunların temelinde siyasetçiler olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu şunları söyledi: "Sorunlarımızın temel nedeni siyasetçilerin halkı değil, kendilerini ve yandaşlarını düşünmesinden kaynaklanıyor. Sorunların sebebi biziz. Siyaset yapanlardır. Atama bekleyen 300 bin öğrenci var. Kendinize bin odalı saray yapana kadar bin derslik yapsaydınız ya. O parayla en az 20 bin derslik yapılırdı. Yazık günah değil mi? Bu para sizlerin parası. Dünyanın başka ülkelerinde bir ülkede yolsuzluk yapan siyasetçi o kurumda barınamaz. Bizim ülkemizde yolsuzluk yaptığın sürece büyüyorsun, daha üst makamlara geliyorsun. Bizim kültürümüzde, inancımızda böyle bir şey yok. Kul hakkı yemenin en büyük günah olduğunu öğrettiler bize. Biz en büyük günahı işleyenleri en büyük yerlere getiriyoruz."

'MERKEL APARTMAN DAİRESİNDE OTURUYOR'

Tekerleği bulmak için insanoğlunun 3 milyon yıl uğraştığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Şimdi her saniyede birden fazla buluş var. Soru şu? Türkiye’de bin kişiye kaç buluş düşüyor? Sadece 9. Güney Kore’de bin kişiye 549. Neden Güney Kore otomobil üretiyor, neden Samsung gibi bir markası var daha iyi anlaşılıyor. Bilgi ekonomisi. Treni kaçırırsak bir daha yakalayamayız. Treni kaçırmamak bizim elimizde. Tercihlerimizi, eğitim sistemini değiştireceğiz. Eğitim sorgulama üzerine inşa edilmek zorundadır. Bizim insanımız yaratıcıdır, zekidir. Yeter ki onu doğru tercihlere yönlendirelim.Bu ülkenin insanları huzur içinde yaşamak istiyorlar. Varlıklı olmak istiyorlar. Zenginleşen Türkiye bizi güçlü kılar. Türkiye’yi itibarlı yapacak olan bilgidir, bilimdir. Sarayla insanlar itibarlı hale gelmezler. Almanya gibi bir ülkeysen, 5 – 6 otomobil markan tüm dünyada satılıyorsa, bilgiyi, teknolojiyi yakalamışsan, itibarlı ülke olursun. Merkel bir apartman dairesinde oturuyor? İrlanda’ya gittik heyetle. Tek başına kapısını açan bir adam gösterdiler, İrlanda’nın Başbakanı dediler. Hiç kimse yok, tek başına. Bu Başbakanın ne ayrıcalığı var biliyor musunuz? Kapısının önüne sadece bir otopark yapılmış. Kendi halkından birisi gibi. Biz neden böyle yaşamıyoruz. Neden şatafat, neden savurganlık. Oturup düşünmemiz lazım. Daha mütevazı yaşayarak daha onurlu bir dünyayı yeniden inşa edebiliriz."
Konuşmasının ardından Kılıçdaroğlu’na yörede ‘gıdık’ denilen küçük sepetle fındık hediye edildi.

DHA
15 Kasım 2014 16:46
DİĞER HABERLER