İnşaatlar durdu, kepenkler indi

ABD'de yayımlanan The Wall Street Journal Gazetesi, Türkiye'de zora giren inşaat sektörünü ve duran inşaatları içeren bir dosya hazırladı.

Georgi Kantchev imzalı haberde, örnekler üzerinden inşaat sektörünün sürüklendiği borç batağı anlatıldı.

İki yıl önce yaşadığı evin yıkılmasına izin veren Zeynep Düzgünoğlu Türkiye’nin mega şehri İstanbul’da bir inşaat çukurunda kurduğu çadırda yaşıyor.

“Burası benim hayallerimdeki ev olacaktı”.

60 yaşındaki emekli terzi Düzgünoğlu’na, 1000 kadar diğer aileyle beraber, Anadolu yakasında inşa edilecek yeni gökdelenlerde geniş bir daire sözü verilmiş.

Fakat inşaat şirketinin parası yetmeyip inşaat durduğundan bu yana Düzgünoğlu’nun “Brooklyn Rüyası” hala sadece bir hayal.

Türk inşaat sektörünün durumu, geçtiğimiz aylarda küresel piyasaları sallayan ve yatırımcıları korkutan para birimi krizini daha da derinleştirme riski taşıyor.

Son aylarda Türkiye genelinde düzinelerce proje iptal edildi veya donduruldu. Yatırımcılara ve sektör içinden yöneticilere göre lira değer kaybettikçe inşaat şirketleri döviz üzerinden aldıkları borçları ödeyemez hale geldiler.

Bitmiş projelerde şu an satılmamış ev sayısı neredeyse iki milyona ulaştı ve çoğu şirket artık maliyetin altında fiyatlardan ev satmaya başladı. İki milyon rakamı yıllık ortalama ev satış miktarı olan 500.000 seviyesinin dört katı.

120.000 şirketin üye olduğu Türkiye İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu Başkanı Tahir Tellioğlu’na göre “İnşaat sektörü çok hasta, yakında komaya bile girebilir. Özel şirketlerin yürüttüğü inşaatların %70’i durdu veya yavaşladı”.

Ekonominin ciddi bir yüzdesini oluşturan ve milyonlarca iş sağlayan sektörde yaşanacak bir balon patlaması özellikle acılı olacaktır. Böyle bir durum Haziran ayında daha fazla refah vaat ederek beş yıllığına tekrar seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği sözleri tehlikeye sokabilir.

Erdoğan’ın yönetiminde Türkiye dev bir inşaat alanına dönüştü. Aralarında dünyanın en büyüğü olacağı söylenen yeni İstanbul havalimanının da bulunduğu sayısız altyapı projesi başlatıldı. Gökdelenler, etrafı korumalı siteler ve lüks oteller ülkenin her tarafında mantar gibi ortaya çıktı. Erdoğan 2003’te iktidara geldiğinde ülkede 50 alışveriş merkezi vardı. Bu sayı şu anda 400’den fazla.

Sektördeki aşırı hızlı büyüme, konu hakkında hiç tecrübesi olmayan şirketleri de emlak piyasasına çekti. Tekstil ve tarım firmaları ucuz kredilerden ve çekici şartlara sahip kamu ihalelerinden faydalanabilmek için yarış içine girdiler. Hatta bazı firmalar emlak projeleri inşa edebilmek için sahip oldukları fabrikaları kapattılar.

Erdoğan’ın bu hırsları tam da 2008 küresel krizi sonrası dünyanın önde gelen merkez bankaları tarafından piyasaya sürülen yüksek miktarda nakit ile aynı döneme denk geldi. Sonuç olarak Türkiye’nin her yerinde ortaya çıkan ve İstanbul’un silüetini baştan aşağı değiştiren inşaat projelerin çoğu ucuz yabancı kredilerle finanse edildi.



Öte yandan liranın bu sene dolara karşı %40’tan fazla değer kaybetmesi sonrası bu kredilerle baş etmek çok daha zorlaştı. Aynı zamanda euro veya dolar üzerinden fiyatlandırılan inşaat malzemelerinin maliyeti inanılmaz seviyelere ulaştı.

Yöneticilere göre bazı firmalar sadece peşinat toplayıp eski projelerini tamamlayabilmek için yeni projeler geliştirmeye başladılar. Coldwell-Banker emlak firması Türkiye başkanı Gökhan Taş’a göre “Bu bir nevi saadet zinciri. Müteahhit firmalar iflas etmeye başlayınca kriz yaşanacak”.

Bazı ekonomi uzmanlarına göre Türkiye’de yaşanacak inşaat krizi İspanya ve İrlanda’nın 10 yıl önce yaşadıklarına benzeyebilir. İki ülke de patlayan inşaat balonu sonrası uzun süreli bir ekonomik duraklama dönemine girmişti. Eğer bu olursa, diğer gelişmekte olan piyasaların da takip etmesi muhtemel.

2000’li yılların başlarında hızla artan nüfus ve büyüyen orta sınıf gibi etkenler sayesinde inşaat sektörü hızla büyümeye başladı. 1999 depremi sonrası bölgede tekrar hatırlanan deprem riski de kentsel dönüşüm ihtiyacını ön plana çıkardı.

Ancak ulus çapında kredi çılgınlığı ile köprüler ve tüneller için açılan kamu ihaleleri sayesinde inşaat sektöründe büyüme hızla altına hücuma dönüştü.

JLL Emlak Danışmanlığı Türkiye Müdürü Avi Alkaş’a göre “2008 krizi sonrasında bankalar kredi alıp inşaat yapalım diye sopayla peşimizden koşuyordu”.

1995 ile 2005 arasında yılda ortalama 500.000 mesken inşa edildi ve arz ile talep arasında denge vardı. Geçtiğimiz yıl inşa edilen 1.5 milyon yeni meskenle birlikte satılamayan gayrımenkul sayısında büyük artış yaşandı.

Şimdi de liranın yaşadığı düşüş durumu iyice zorlaştırıyor.

Esenyurt semtinde küçük bir inşaat şirketi olan Naci Korkut telefonda çelik satın aldığı şirketle görüşüyor.

“Alın işte, gene yükseldi” diyerek sinirle telefonu kapatıyor.

Çeliğin lira bazında fiyatı 2017 Ocak ayından bu yana iki katından fazla yükselmiş. Çimentoda yaşanan artış %80, çoğu ithal olan elektrik malzemelerinde ise bu dönemde yaşanan artış %70.

Esenyurt bölgesindeki projeler durmuş halde. Çarşamba günü biz oradayken çimento kamyonları bitmemiş gökdelenlerin önünde sıraya dizilmiş, nalburlar ve boya dükkanları kepenk indirmişti.

Korkut hiç tecrübesi bulunmayan insanların sektöre girmesine izin verildiği için yetkili makamları suçluyor.

“Hiç iş bilmeyen, ofisi, defteri bulunmayan herkes bir gecede müteahhit oldu. Piyasayı öldürdüler”.

Hükümet sektörü yeniden canlandırabilmek için teşvikler vermeye başladı. Ağustos ayında %10 indirimli ve %10 karşılık gerektiren yumuşak krediler piyasaya sunuldu. “Türkiye için kazanma vakti” adı verilen kampanyanın televizyonlarda sıkça reklamı yapılıyor.

Brooklyn Dream projesinin 2016 yılındaki reklam kampanyasında da “Şehrin merkezinde capcanlı ve rüya gibi bir hayat isteyenlere” deniliyordu.

Bayan Düzgünoğlu ve komşuları kirada oturabilmeleri için aylık ödemeler ve yeni projede modern daireler sözü karşılığında evlerinin yıkılmasına izin verdiler. Geliştirici firma Pana Yapı’nın başında Kurtlar Vadisi dizisinin yapımcısı Raci Şaşmaz bulunuyordu.

Pana Yapı geçtiğimiz yaz aylarında inşaata devam edecek paraları kalmadığını söyleyerek evi yıkılanlara verdiği aylık kira yardımını da kesti.

Şirket genel koordinatörü ve Raci Şaşmaz’ın sözcüsü Mahir Şaşmaz’a göre “Nakit problemini sektörde neredeyse tüm şirketler yaşıyor. Durumu düzeltmek için elbette elimizden geleni yapıyoruz”.

Sözcünün açıklamasına göre Raci Şaşmaz ilk olarak yatırımcı olarak girdiği inşaat sektöründe daha sonra kötü durumdaki bir firmayı satın alarak Brooklyn Dream projesini kurtarmak istedi.

Çocuklarına daha fazla yük olmak istemeyen Düzgünoğlu, Brooklyn Dream projesinin inşaat çukuruna çadır kurarak içinde yaşamaya başlamış.

Düzgünoğlu yaklaşmakta olan kış ayları hakkında endişeli, “Evim varken fakir biri değildim.” diyerek gözyaşlarını siliyor, “artık bir dilenci oldum”.  
13 Eylül 2018 13:10
DİĞER HABERLER