'İsrail dostumuz açıklamasını çocukları katledilenlere anlatmak kolay olmayacak'

MHP Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ, AK Parti iktidarının İsrail ile ilişkilerde hep ifrat ile tefrit arasında bir politika olduğunu söyledi. Aralarında gerilim olan ülkelerin siyasi gerilimlerini ekonomik ve sosyal ilişkiler sahalarına taşıdıklarını ifade eden Özdağ, "Türkiye'nin İsrail ilişkilerindeki bu durum akıllara İsrail'e karşı sürdürülen kontrol edilebilir kriz politikasının Arap sokaklarına ve iç politik tüketime yönelik bir şov olduğu düşüncesini getirmekte. Şov veya değil, sonunda gelinen nokta Rusya ile yaşanan krizin AKP Hükümeti'ni İsrail'e karşı ileri sürdüğü şartları geri çekerek, Tel Aviv ile uzlaşmak zorunda kaldığını gösteriyor. AKP sözcüsünün 'İsrail devleti ve halkı dostumuzdur' şeklindeki açıklamasını Mavi Marmara gemisinde çocukları katledilen ailelere anlatmak her halde kolay olmayacaktır." diye konuştu.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) basın toplantısı düzenledi.

Güneydoğu Anadolu bölgesinde PKK terör örgütünün ayaklanma girişimi öncesi kent terörü eylemlerinin devam ettiğini belirten MHP'li vekil, "Terör örgütü yandaşları, devlet otoritesini zayıflatmak ve eritmek tasfiye etmek amacı ile il ve ilçe merkezlerinde oluşturdukları hendek ve barikatlar arkasından güvenlik güçlerine karşı ve halka karşı saldırılarını sürdürüyor." diye konuştu.

PKK açısından içinden geçilen sürecin Güneydoğu Anadolu'da gerçekleşen terör eylemlerinin ikincil önem taşıdığını kaydeden Ümit Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "PKK, Cizre, Silopi, Nusaybin, Sur gibi ilçelerde güvenlik güçlerini mümkün olduğunca oyalayarak, kamuoyunun ve dünyanın dikkatlerini bölgeye çekerek halkı bıkkınlığa sevk edip, devlet güçleri ile halk arasında gerilim yaratmayı amaçlıyor. Terör örgütü, diğer yandan da siyasi kolu aracılığı ile belediyelerin toplu özerklik ilan etmesinin alt yapısını oluşturmaya çalışıyor. Terör örgütünün siyasi bağlantılarının liderliğini yapan kişinin geçtiğimiz günlerde 'Bir kez daha bu direnişi ortaya koyan herkese partim adına teşekkürlerimi sunarım' diye yaptığı açıklama, terör örgütü ile malum parti arasındaki ilişkiyi ve terör konusunda nasıl içi içe geçtiğini bir kez daha ortaya koydu. Aynı kişinin 'PKKnın hendeklerinin ardından güvenlik güçlerine saldırmasını darbeye direniş olarak' nitelemesi, PKK-HDP arasındaki akışkanlığı net bir şekilde gösterdi."

ARALARINDA GERİLİM OLAN ÜLKELER SİYASİ GERİLİMLERİNİ EKONOMİK VE SOSYAL İLİŞKİLER SAHALARINA TAŞIRLAR

Güneydoğu Anadolu bölgesinde gerçekleşenlerin PKK açısından ikincil öneme sahip olduğunu, PKK'nın ağırlığını Suriye'nin kuzeyindeki etkinliğini artırmaya verdiğini vurgulayan MHP Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ, "PKK-PYD, halen Suriye'de Lübnan büyüklüğünde bir alanı kontrol ediyor. 2015 yılı içinde Suriye'de kontrol altında tuttuğu alanı 2 kat artırdı ve bu kazanımı ile Suriye içerisindeki en başarı taraf olma durumunda. Terör örgütü halen ABD ile ortak operasyon ile etkinliğini Rakka'ya güneye doğru yaymaya çalışırken, Rusya ve Esad rejimi ile işbirliği yaparak Carablus-Azez arasındaki bölgeyi işgale hazırlanıyor. Kısa bir süre önce PKK-PYD Suriye Ordusu'ndan ve muhtemelen Rusya'dan aldığı zırhlı araç, tank, füze ve askeri kamyon desteği ile Cerablus da bir yığınak yapmaya başladı. Terör örgütü, Suriye ve Rusya'nın desteği ile bu bölgeye girebilir. PKK'nın atacağı bu adım AKP'nin güvenlikli bölge politikasını tamamen tarihe gömeceği gibi, Suriye'nin kuzeyinin nerede ise tamamının PKK'nın denetimine gireceği anlamına gelir. AKP Hükümeti'ni uyarıyoruz. PKK terör örgütünün böyle bir eyleme girişmesinin önüne muhakkak geçilmelidir. Böyle bir ihtimal göz önüne alınarak, şimdiden yoğun diplomatik ve askeri gereken önlemler alınmalı. PKK ve PYD terör örgütünün Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinin tamamına hakim olması engellenmeli." ifadelerini kullandı.

AK Parti iktidarının İsrail ile ilişkilerde hep ifrat ile tefrit arasında bir politika olduğunu vurgulayan Özdağ, sözlerini şöyle tamamladı: "Bir yanda İsrail savaş uçaklarının Türkiye üzerinden uçup Reyhanlı'da yakıt tankını buradan geçti diyerek bırakıp, bir inşa halinde olan Suriye'deki nükleer tesis inşaatını vurmasına adeta tepkisizlik noktasında bir teslimiyetçi çizgi öte yandan Gazze için İsrail ile savaş çizgisi arasında gidip gelmeler hakimdir bu ilişkilere. Kürecik radarı ile İsrail'e stratejik koruma sağlanırken, gerilim ninnisi ile kamuoyu adeta uyutulmuştur. Ancak her iki farklı siyaset döneminde de değişmeyen bir şey vardır İsrail ile ekonomik ilişkiler gelişmeye devam etmiştir. Oysa bir ülkeye ağır politik tepki gösteren diğer ülkenin aldığı ilk önlem ekonomik ilişkiler sahası olmakta. Bugün Rusya ile çok ağır bir krizden geçiyoruz. Rusya'nın Türkiye'ye karşı almış olduğu önlemlerin çok büyü bir bölümü ekonomik içerikli. Bunu garipsememek gerekir. Aralarında gerilim olan ülkeler siyasi gerilimlerini ekonomik ve sosyal ilişkiler sahalarına taşırlar. Türkiye'nin İsrail ilişkilerindeki bu durum akıllara İsrail'e karşı sürdürülen kontrol edilebilir kriz politikasının Arap sokaklarına ve iç politik tüketime yönelik bir şov olduğu düşüncesini getirmekte. Şov veya değil, sonunda gelinen nokta Rusya ile yaşanan krizin AKP Hükümeti'ni İsrail'e karşı ileri sürdüğü şartları geri çekerek, Tel Aviv ile uzlaşmak zorunda kaldığını gösteriyor. AKP sözcüsünün 'İsrail devleti ve halkı dostumuzdur' şeklindeki açıklamasını Mavi Marmara gemisinde çocukları katledilen ailelere anlatmak her halde kolay olmayacaktır."
CİHAN
23 Aralık 2015 12:27
DİĞER HABERLER