''İznik Çinisi''ne Hayat Veriyorlar

''İznik Çinisi''ne Hayat Veriyorlar
Önder Felek - Geleneksel Türk sanatlarıyla uğraşan nakkaş çift, 1600'lü yıllarda Osmanlı'nın en ihtişamlı yapıtlarında kullanılan İznik çinisini orijinaline en yakın teknikle gerçekleştiriyor. 8. Uluslararası Mistik Müzik Festivali kapsamında Konya'da Mevlana Kültür Merkezi'nde sergi açan nakkaş Nursen ve Güvenç Güven çifti, 30. sanat yılını kutluyor. İlk önce kalem işleri yaptıklarını ifade eden Güvenç Güven, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Edirne Selimiye Camisi, İstanbul Sultanahmet Camisi ve Rüstempaşa Camisi'nin kalem işlerinin, yaklaşık 200 yıl sonra orijinal desen, renk ve kalitesinde restorasyonunu yaptıklarını belirtti. Güven, yurtiçi ve yurtdışında 50'ye yakın caminin sanat değeri yüksek kalem işlerini gerçekleştirdiklerini, fırçayı, kalemi eline alan herkesin cami süslemeye başlamasıyla kalem işlerini bıraktıklarını söyledi. Çalışmaları eşiyle birlikte yürüttüklerini ifade eden Güven, eşinin 1990-2005 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümünde hocalık yaptığını anımsatarak, 1995 yılında çini üstadı Faik Kırımlı'dan dersler aldıktan sonra eşiyle birlikte 16. yüzyıl orijinal teknikle İznik çinisi çalışmalarına başladıklarını dile getirdi. Güven, geleneksel sanatların çoğunun, 200-300 sene duraklama yaşadığını ve Osmanlı'nın batı hayranlığı döneminde bu sanatın da durduğunu anlatarak, ''16. yüzyılda İznik çinisinin en güzel örnekleri yapılmış. Sarayın destekleriyle büyük ilerlemeler kaydedilmiş. Çinicilik bütün sanat alanlarında olduğu gibi en yüksek noktasına ulaşmış. Fakat daha sonra batı hayranlığının başlamasıyla bütün sanatlar gibi çinicilik de ihmale uğramış ve 1600'lerin başında çinicilik tamamen yok olmuş'' dedi. Aradan geçen yaklaşık 300-350 yıl sonra çini üstadı Faik Kırımlı ile birlikte İznik çinisinin yeniden hayat bulduğunu dile getiren Güven, Faik Kırımlı'nın özellikle Topkapı Sarayı'ndaki Osmanlıca arşivlerden faydalanarak, 8-10 yıllık bir çalışmanın ardından yeniden orijinalliği yakaladığını söyledi. Eşiyle birlikte Faik Kırımlı'dan orijinal İznik çinisi tekniğini öğrendiğini anlatan Güven, şunları kaydetti: ''En güzel çinilerin üretildiği dönemlerde desenleri nakkaşlar çiziyordu. Hem ben hem de eşim nakkaş olduğumuz için orijinal İznik çinisini öğrenmemiz kolay oldu. Kısa sürede atölye kurarak çalışmalarımızı hızlandırdık. İznik çinisini çerçeveye soktuk. Sanatseverler ve koleksiyonerler yoğun ilgi gösteriyor. Orijinaline en yakın çalışmalar yapıyoruz. Seri imalatımız yok, tek tek yapıyoruz. Ürettiklerimizi Türkiye'nin en önemli sanat uzmanlarına ve akademisyenlerine gösteriyoruz.'' -TAKLİT İZNİK ÇİNİSİNE DİKKAT- Türkiye'de sadece kendilerinin orijinal üretim yaptığını iddia eden Güven, ''Orijinal İznik çinisi yüzyıllarca bozulmadan kalabiliyor. Orijinalin alt yapısı siliskumdan oluşmalı, desenin işlendiği astar kuvars olmalı. Yine sır tabakası kurşun oksit olmalı, maden oksitlerden oluşan doğal boyalar tercih edilmeli, üzerine işlenen desenler sanat değeri taşımalı'' diye konuştu. Güven, piyasadaki İznik çinilerinin çoğunluğunun taklit olduğunu öne sürerek, şöyle devam etti: ''Orijinal olmayanlarda alt yapı, kullanılan malzemeler ve teknik farklı. Özellikle sentetik ağırlıklı boyalar kullanılıyor. Bir de taklitlerde desenler rastgele seçiliyor. Yine seri üretim yapılması çok zor. Çünkü çok büyük bir emek istiyor. Ancak birçok atölye seri üretim yapıyor. Oysa biz ayda yaklaşık 10 tane yapabiliyoruz. Yıllardır ülkemizi ziyaret eden devlet adamlarına İznik çinisi diye alakasız çiniler hediye ediliyor. Orijinal 25'e 25 karo ve ağır işçiliği olan İznik çinisinin fiyatı 2 bin lirayı buluyor. Aynı şekilde olup da orijinal olmayan ise 200 lira civarında. İznik çinisi alacakların bu düşük fiyatlara aldanmaması gerekiyor.'' Güven, sanatta en mükemmeli yapmaya kendilerini adadıklarını ve taklitlerle mücadelelerini yılmadan sürdüreceklerini sözlerine ekledi. (ÖND-MRS)23.09.2011 11:48:17
23 Eylül 2011 11:51
DİĞER HABERLER