[Kadir Gürcan] Oda'daki Fil ve Nihilism!

Şimdiye kadar hükümet ve Saray'ın piyasayı rahatlatmak için kullandığı taktikler de iflas etmiş olmalı.
KADİR GÜRCAN

Bu fil hikayesi, o meşhur, körlerin el yordamıyla büyük resmi izahta yanıldıkları meşhur hikaye değil. Daracık odayı kaplayan, başkalarına hareket imkanı hatta nefes alacak oksijen bırakmayan ve tahribatı her gün daha da ağırlaşan bir hilkat garibesini göz göre göre inkarın hikayesi; Oda'daki fil.

Halihazırda Saray, bonkör bütçesi ile sadece ekonominin değil, bütün ülkenin sırtında çekilemez bir yük haline geldi. Herkeste durumun farkında ama “İt'e bulaşacağına çalıyı dolaş!” kolaycılığını tercih ediyor. ABD Kongresi'nin aykırı üyesi Alexandria Ocasia-Cortez (AOC)' nin Cumhuriyetçi Kongre üyelerine dediği gibi, “Yanlış yapıyorsun be Saraylı! Tepeden tırnağa yanlış!” demek bu kadar mı zor?

Doların alıp başını gittiği ve ekonominin can suyu olan her türlü yakıta yapılan zamların rakam değerlerini gizlemek nereye kadar sürdürebilir bilmiyoruz. Dolar kuru, gün içinde benzin ibresinin arttığı gibi artıyor. Bu heyecana hiç bir kalp dayanmaz, hele ekonomi hiç dayanmaz. Türk ekonomistlerin aklına gelen tek uyarı “Gece yarısından önce depolarınızı doldurun. Benzine yine zam var!” Seksen öncesi günlerin stok ekonomisi bizim neslin aşina olduğu karanlık dönemlere ait!

Aslında biz,böylesine bir artışı senenin sonuna doğru bekliyorduk. Sürpriz oldu. Yılın bitmesine daha bir buçuk ay var ve şu an dolar kur'u 11'i aştı.  “Bütün zamanların rekorunu kırdı!” kilişesi de artık yetmiyor. Bundan böyle “Eh, dolar bildiğiniz gibi!” diyerek yeni bir şey söylemek şart. Demek ki eli korkak alıştırmamak lazımmış. Piyasanın önü açık, kaptırın gitsin. 

Şimdiye kadar hükümet ve Saray'ın piyasayı rahatlatmak için kullandığı taktikler de iflas etmiş olmalı. Bir ara “Artışına mani olamıyoruz, bari belirli bir yerde tutalım!” gayretleri işe yaradı. Saray Ailesi'nin kısa vadeli kazançlar için devlet malını nasıl çar-çur ettikleri herkesin malumu. Demek ki, bütün birikimleri tüketmişler. Şeytan bu ya, Saray ne dese hepsi tersine çıkıyor. Türk Parasına yatırım yapanlar bütünüyle kaybetmekle kalmadı, Saray'a olan güvenlerini de yitirdiler. Akıllarını kaybetmelerine de pek bir şey kalmadı.

Damat'ın ekonomiden sorumlu olduğu günlerde “Nam olsun da kar olmasın!” müsrifliği ile harcanan 130 milyar dolar hala sır. Ekonominin kitabını falan yazmadık  ama, dolar'ın birkaç haftalığına sabitlendiği günlerde, işin içinde bir bit yeniği olduğunu yazarınız sezmişti. Hatta Çin'den gelen 1 milyar dolar, karadeliğe dönen Türkiye Ekonomisi'ne ancak bir hafta dayanabildi. AB'den gelen ve iç edilen mülteci yardımlarını hatırlatmaya bile gerek yok. Neyse, 130 milyarlık mesele, devlet sırrı(!) kategorisine alındı. Hakkında konuşmak huruc ala's-Sultan sayılıp, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanmayı gerektirebilir. Dilimize hakim olalım.

Vaziyeti unutturmak ya da ötelemek için bir kaç zengin petrol ülkesi ile yapılan göstermelik anlaşmaların derde derman olmayacağını, havuz medyası dışında herkes anlamış durumda. Ne Katar ne de BAE ile yaşanan yakınlaşmanın mevsimlik bir aşk olmanın ötesinde ciddiye alınır tarafı yok. Sayın Cumhurbaşkanı etrafında oluşturulan gündem ile derinleşen ekonomik yaraların tedavisi artık mümkün değil. Dolar kur'u yediden yetmişe Türk Halkı'nın hobileri arasına girdi. Eskiden olduğu gibi kimse “Dolar'ı olan düşünsün!” demiyor ve günlük konuşmalar İstanbul Borsası gibi başlıyor; “Dolar bu gün 11'i vurmuş! Hazret de dilini bir tutmuyor be birader!”

İşin kötü tarafı ekonomideki çöküşü adres edecek fazla bir yer de kalmadı. Faiz, faiz lobisi, dış güçler, haçlılar, okyanustaki sıcak su akıntısı, Balkanlar'dan gelen soğuk hava dalgası gibi alışılmış bahaneler iş görmez oldu. “Her kötülüğün başı faiz!” diyerek topu tac'a atanlar, son bir kaç aydır emekli maaşlarının faiz oynamaları ile ödendiğini bilmeyenler. O da olmasa, kıt kanaat geçinen emekli kesimi ATM'lerin önünden eli boş dönecekler. Bu kez kafanıza basan Fil'in elinden faiz bahanesi ile de kurtulamayacaksınız, ona göre!

Dolar'ın oluşturduğu alçak basınç Havuz Medyasında oksijen yetmezliğine sebeb oldu. Beyinlerine yeterince oksijen gitmeyen yazar-çizer takımı, ekonomik felaketin sebebi olanlara siper olmaya çalışırken ne kadar gülünç olduklarının farkında değiller. Saray'ı adres göstermek gibi makul bir çare varken, dolar önderliğinde yeni bir Haçlı Seferi'ne karşı seferberlik çığırtkanlığı yapmayı tercih ediyorlar. 

AOC'nin sorduğu soruya biz cevap verelim; kaybedecek çok şeyi olanlar için velinimetlerine “Dibine kadar yanlış yapıyorsun be birader!” demek neredeyse imkansız. Oda'da bir fil var demektense, gözle görüleni inkar edip, nihilisme, hiçliç ve abes'e gömülmeyi tercih ediyorlar. Kendileri bilir. Saray'dan sonra ellerinde fazla bir şey kalmayacak! 
22 Kasım 2021 14:20
DİĞER HABERLER