Kalp ilacı Beloc'u, Bylock sanınca...

Yerim Destanınızı' başlıklı yazısından dolayı gözaltına alınan Kocaeli Koz Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yeliz Koray, ByLock'u kalp ilacı sanan 60 yaşındaki 'Rüstem Dede'nin' yargılanma sürecini yazdı.
ByLock

20 yaşında çakı gibi delikanlıydı Rüstem. 

Askerden gelir gelmez bir fabrikada iş bulmuş, annesinin görüp beğendiği komşu kızına da gönlünü kaptırmıştı. 
Söz, nişan kına derken evlendi, bir yılsonra baba oldu. 
Sorumluluğu daha arttı.
Ne güldüren ne öldüren maaşı kimseye muhtaç etmesin diye mesai yaptı.
İşten arta kalan zamanlarda ek işler buldu.
Bir Pazar badana yaptı, bir Pazar çorap sattı.

35 yaşına geldiğinde iki çocuk babasıydı artık Rüstem.
Tek hayali onların okuması bir de “Tepemizde bir damımız olsun” diyen eşiyle birlikte yaşlanacağı iyi kötü bir ev sahibi olmaktı. 
“Allah büyük” dedi hep, rızkını ne cemaatlerde aradı ne de siyasette.
Zaten hayat zorluğunda buna ne zamanı vardı ne de mecali.
Akşamdan akşama haber izleyerek kah Ecevit’e kızdı, kah Erbakan’a.
Demirel, Özal, Çiller, Baykal..hükumetler değişti ama onun cebindeki para da yaşam standartları da hiç değişmedi. 
Şükretti…
Zorluklar içinde çocuklarını üniversite okuttu. 

“Allah yüzümüze baktı hanım” dedi bir gün aldığı haberle.
Memlekette babadan kalan arsa satılmış, payına da küçük bir ev alacak kadar para düşmüştü. 
Dünyalar onun oldu. 
Ev aldı, emekli oldu, çocuklarını evlendirdi. 
Birkaç sene sonrada dede oldu. 

60’lı yaşları devirdiğinde yılların yorgunluğu sinyal vermeye başladı vücudunda. 
Rüstem Dede’nin sık sık kalbi sıkışıyor, tansiyonu bir inip bir çıkıyordu.
Doktora gitti, ameliyat oldu.
O zamana kadar bir aspirin bile içmemiş koca çınara “Bu ilacı hiç bırakmayacaksın” dedi doktor. 
Öyle de yaptı. 
Hiç aksatmadan ilaçlarını içti ama ona en büyük şifa torunları oldu. 
Ne isterlerse yaptı, hatta hayatında bilgisayara dokunmamıştı gitti eve internet bağlattı. 

Derken 15 Temmuz yaşandı.
Terör devletin her yerini sarmıştı. 
Asker, polis, öğretmen, işçi,öğrenci… 
En ufak şüpheyle herkes bir bir alınmaya başlandı. 
Hatta Rüstem Dede bile…

Olanları televizyondan izleyip, vatan hainlerine ah etmekten başka bir şey yapmayan Rüstem Dede’nin kapısı çalındı bir gün.
“Gözaltındasınız” diyen polislere direnecek ne gücü vardı ne de direnmek için nedeni!
“Hayrolsun gidince öğrenirim üzülme hanım” dedi. 
İlacını gömleğinin cebine koyup gitti.

Karakol ana baba günü. 
Uzun koridorda birkaç saat bekledikten sonra ismi çağrıldı. 
Biri bilgisayara başında ikisi yanında üç polisli odada ne olduğunu anlamaya çalıştı. 
“ByLock” kullanıyor musun?” dedi polis.
-Evet
“Kaç yıldır kullanıyorsun?”
-Aşağı yukarı iki yıldır.

O bilmiyordu ama torunları için eve bağlattığı internetin wifi’sine şifre koymamıştı.
Ve o şifresiz internetten biri ByLock indirmişti.

Neyse apar topar adliyeye götürüldü bu kez. Yine kalabalık, ana baba günü…
Savcının karşısına oturdu.
“ByLock kullanıyor musun?”
-Evet
“Kaç yıldır”
-Aşağı yukarı iki yıldır.

“Yaz kızım, tutuklanması talebiyle mahkemeye sevkine…”

Gözünden iki damla yaş düştü Rüstem Dedenin.
“Ne yaptım, suçum ne?” diye düşünürken kendini hakimin karşısında buldu. 

“ByLock kullanıyor musun?”
-Evet
“Ne zamandır?”
-Yaklaşık iki yıldır

Çalışmaktan beli bükülmüş, titreyen elleri nasırlı, ayakta durmakta güçlük çeken gözü yaşlı Rüstem Dedenin halinde bir gariplik sezdi hakim. 

Mahkeme salonundaki polislere döndü;
“Hangi telefonu kullanıyor bu sanık?”
-Nokia 5310 efendim.
Sonra Rüstem Dedeye döndü;
“Sen ByLock’un ne olduğunu biliyor musun?”
-Evet hakim bey. Kalp ve tansiyon hastayım ben” diyerek cebindeki ilacı uzattı.

Rüstem Dedenin yanından ayırmadığı ilacın adı BELOC’tu. 

***

Şaka gibi ama gerçek. 
Rüstem Dede aylardır kullandığı kalp ilacı BELOC yüzünden F..’cü olmakla suçlanmış ama gerçek mahkemede anlaşılmıştı. 
10 Ekim 2017 11:45
DİĞER HABERLER