Kılıçdaroğlu: Türkiye'nin yöneticisi kim, kendi aralarında bile anlaşamıyorlar

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin şu anda Cumhuriyet tarihinin en derin krizlerinden birisini yaşadığını belirterek, "Türkiye'nin yöneticisi kim? Birisi açıklama yapıyor. Ben devletin ve hükümetin temsilcisi olarak açıklama yapıyorum. Öbürü de diyor ki tamam devletin temsilcisisin ama hükümetin temsilcisi de benim. Kendi aralarında anlaşamıyorlar." dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Düzce Belediyesinin yaptırdığı çöp arıtma tesislerinin, köylerini ve Melen Çayını zehirlemesi nedeniyle direnen Hecinler Köylülerini ziyaret etti. Kılıçdaroğlu, burada Türkiye gündemine dair açıklamalarda bulundu.

YENİ ANAYASA TARTIŞMALARI

Yeni anayasanın yapılması için düşüncelerinin açık ve net olduğunu kaydeden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Ortada bir tartışma gidiyor. Anayasa tartışması. Bizim düşüncemiz gayet açık gayet net. Biz geleneklerimize bağlı bir partiyiz. Kendi tarihimize ve köklerimize bağlı bir partiyiz. Yaklaşık 200 yıllık bir Parlamenter deneyimimiz var. Şimdi diyorlar ki; 'bunun tamamını çöpe atalım. Patronlu başkanlık sistemini getirelim.' Bizde diyoruz ki 'Bu doğru değildir.' Bize diyorlar ki illa masaya oturun. Ön yargısız oturun. Bizim bir ön yargımız yok ki. Hiç bir ön yargımız yok. Efendim oturalım konuşalım. Masada neyi konuşacağız? Havanda su dövmenin bir yararı var mı? Bir yararı yok. Biz düşüncemizi gayet açık ve net olarak söyledik. Yine söylüyoruz, gelin parlamenter sistemin önünde bir engel varsa hep beraber kaldıralım. Bu sistemi bozan kim. 12 Eylül'de, 12 Mart'ta ve daha sonraki iktidarlar döneminde çıkartılan darbe yasalarını takip eden yasalar. Gelin onları kaldıralım. Gayet açık gayet net söylüyoruz." dedi.

Milletvekillerinin kimler tarafından seçildiğinin bilindiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Milletin vekillerini millet seçiyor mu? Hayır. Oturuyorlar Ankara'da listeyi hazırlıyorlar. Milletin önüne koyuyorlar. Bunlara oy vereceksin diyorlar. Vermezsen. Ayrıca sana ceza yazarım diyorlar. Peki bunun Anayasa ile bir ilgisi var mı? Hiç bir ilgisi yok. Peki bunu ön gören kanun hangisi? Darbe döneminde çıkarılan seçim kanunları. Yüzde 10 seçim barajı anayasa maddesi mi? Hayır. Gelin kaldıralım. Milli irade diyorsun. Gel milli irade meclise yansısın. Yüzde bir oy alan partinin de milletvekili olsun. Niye olmasın. Madem milli irade diyorsun. Milli iradeyi yeri gelince hiç dikkate almıyorsun. Milleti de dikkate almıyorsun. Ne olacak? Bir kişi uğruna 200 yıllık tecrübeyi çöp sepetine atacağız. Bir kişi uğruna. Böyle bir sistem mi olur. Oturup konuşalım. Neyi konuşacağız?" diye konuştu.

Anayasa tartışmaları konusunda Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptığı görüşmelerden de bahseden CHP lideri, sözlerini şöyle sürdürdü: "Davutoğlu'na da söyledim. Siz bu anayasa dolayısıyla karşılaştığınız bir zorluk oldu mu sizin? Bu anayasa sizin şu görevinizi yerine getirmekte engel oldu diye bir madde oldu mu? Hayır dediler. Anayasa'da yazılı. Diyor ki 'Basın hürdür sansür edilemez'. Bugün basın hür mü? Hür olmadığını sokaktaki vatandaşa sorun o da söylüyor. Peki sorun Anayasa'da mı? Hayır. Sorun nerede? Uygulanan kanunlarda. Doğru haber yaptı diye gazeteci içeri mi atılır Allah aşkına. Yine anayasada yazılı. Diyor ki; yargı bağımsızdır. Hiç bir organ, hiçbir makam yargıya emir ve talimat veremez. Peki bugün yargı bağımsız mı? Hayır. Emir ve talimat alıyor. Evet emir ve talimat veriliyor. Yine Anayasa yazıyor. (Herkes mahkeme kararlarına uymak zorundadır' diyor. Ülkenin Cumhurbaşkanı diyor ki; ne anayasa mahkemesi. Ben ona itibarda etmiyorum. Ben ona uymuyorum. uymayacağım' diyor. Şimdi siz vatandaşa diyeceksiniz ki kanuna uy. O da diyecek ki ülkenin Cumhurbaşkanı uymuyorsa bana ne diye uy diyorsun. Böylesine bir dönem Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yaşanmadı. Sorun bir Türkiye sorunudur. Bir siyasi partinin sorunu olmaktan çıkmıştır. Hep beraber siyasi görüşümüz ne olursa olsun bu ülkeye demokrasiyi, bu ülkeye özgürlüğü getirmek zorundayız."

Geçen yasama döneminde 60 madde üzerinde anlaştıklarını hatırlatan Kemal Kılıçdaroğlu, "Getirin yargı bağımsızlığa ile ilgili maddeleri de oraya koyalım. Çıkaralım meclisten. Hayır olmaz. Niye olmaz? İlla başkanlık olacak. Niye başkanlık olacak? Güçler ayrılığı yani yasama, yargı, yürütmeyi kuvvetlendirelim. Getirin kuvvetlendirelim. Anayasa da zaten hepsi var. Sorumsuz kişilerin hesap verdiği ortamda demokrasi vardır. Adaletin olduğu yerde demokrasi vardır." dedi.

ŞEHİTLERİN SORUMLU KİM?
Son aylarda yaşanan terör olayları hakkında konuşan CHP Genel Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü: "2002'de iktidar olduklarında terör yoktu. Sıfır terör vardı. Bugün Türkiye kan gölüne döndü. Valilere talimat verdiler. 'Aman ha sakın teröristlere dokunmayın' diye. Silah deposu haline getirdiler doğuyu, güneydoğuyu. Her gün şehitlerimiz geliyor. Sorumlusu kim? Sorumlusu terör örgütü. Terör örgütü ne zamandan beri sorumluluk üstlenmeye başladı. Akıl var mantık var. Ülkeyi yönetenlerdir sorumlu olan. Siyasi sorumluluk diye bir kavram var anayasada. Kim siyasi sorumlusu bunun?"

TÜRKİYE'NİN YÖNETİCİSİ KİM ?
Türkiye'nin şu anda Cumhuriyet tarihinin en derin krizlerinden birisini yaşadığını kaydeden Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: "Türkiye'nin yöneticisi kim? Birisi açıklama yapıyor. Ben devletin ve hükümetin temsilcisi olarak açıklama yapıyorum. Öbürü de diyor ki tamam devletin temsilcisisin ama hükümetin temsilcisi de benim. Kendi aralarında anlaşamıyorlar. Bunlar nasıl ülkeyi yönetecek. Yönetemedikleri içindir ki ülke bugün kan gölüne dönmüş durumda. Yönetimin değişmezi lazım. Devlet akılla yönetilir. Birikimle yönetilir. İrfanla yönetilir. Ahlakla yönetilir. Ahlaki değerleri sıfırlanmış bir yönetim anlayışı Türkiye'yi felakete götürür. Türkiye bugün bir felaketin eşiğindedir. Bu hükümet ve bundan önceki hükümetler terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan iktidarlardır. Valiye diyor ki 'sakın ha teröristlere dokunmayın' Türk silahlı kuvvetlerine talimat veriyorlar. Bunların tamamı var. Tamamı belgeli. Önümüzdeki günlerde göreceksiniz il başkanlarımız bu konuda Cumhuriyet savcılarına gerekli suç duyurularını yapacaklar. Meşru bir iktidar, gayri meşru terör örgütlerine yardım ve yataklık yapamaz. Suçtur bu. Bu suç Türkiye'de işlendi ve devam ediyor hala."
Cihan CİHAN
03 Mart 2016 15:37
DİĞER HABERLER