King'e bir de komedi yazdırmayın!

Samanyoluhaber.com yazarı Kadir Gürcan'ın yazısı
KADİR GÜRCAN 

Netflix'in yayınlamadığı diziden dolayı neredeyse milli bir yas ilan edemediğimiz için kaldı. Yabancı kültürlere hem burun kıvırıp sonra alınganlık gösterkem tam bir iki yüzlülük. Diğer yerlerde lokal zevk ve merakları, uluslararası bir tercih ve ilgiye çevirmek öyle kolay değil. Hele Hollywood'un standartlarının bir bölümünde ağır davranıp, efendi bulundurmak lazım.

Döner, baklava, ayran ya da çiğ köfte'nin milli-muhafazakar ismini almak başka, dünya çapında sözü, sazı dinen siyasetçi, sanatçı veya dizi verebileceği şeylerdir. Duygularınıza yeni düşüp, beklentinizi bulamayınca, döndürme yemenin bir manası yok.
Yerli üretime tutku derecesinde bir araya gelmeyi iç siyaset hamuru ve etnik bir çeşni olduğunu hatırdan öğrendiğin. Bu herkes için böyle. Her çorbaya limon olmak gibi basitliğe düştüğünde milletin sahip olduğu asıl değerlere karşı itimad ve güvenin sarsılabileceği bu ortamlardan asla akla gelmez. Yabancı bir dostuna tuzlu ayran İçmeye ikna eden bir arkadaşı, yabancının ilk yudumundan sonra “Hiç tuzlu içecek mi olur?” tepkisine ne kadar alındığını anlatmıştı.

Mükemmel, dünya çapında marka haline gelmiş içeceklerin tamamı “sıfır şeker” da deseler, tatlılık ortak paydasında birleşiyorlar. “Kefere ve fecere ayran'dan ne anlar!” Deyip içinden çıkmak kolay ama, yabancı marka içeceklerin aylık işlem hacmi, tarih boyunca ayranın ulaştığı satış noktasında gölgede bırakacak kadar iddialı sevilerde.

Korku romanları yazarı ve neredeyse her kitabının filmine aktarılan Stephen King “Oscar ödüllerinde ırkçılık yapılıyor. Siyahi sanatçılar bu yüzden asla ödül alamıyor!” diye yakınan Afrikalı-Amerikalı asıllı siyahi aktörlere ilginç bir cevap verdi; “Oscar'a ırk tartışmasını karıştırmayın!” Pozitif ayrımcılığın suistimal alınması yer var edilmeyeceği yer var. King "Eğer ille de ödül alacaksanız diye, ırkçılık kartına oynuyorsanız Denzel Washington, Morgan Freeman gibi asıl değerlern başarıları hakkında da zihinlerde şüpheye düşeceksiniz!" ikazı ile belirgin “Kendi kafanıza sıkmayın!” demeye getiriyor. Siyahiliğinize merhameten değerlendirme yapılacak taltif ödül olmaz, olsa olsa ulufe ya da sadaka olur.

Mevcut iktidar ve Saray başarılı görünmek zorundadır. Son seçimlerde bir kez daha hükümete hak vermek için daha fazla bir şey yapmalarına gerek yok. Bütün zorba ve despot idarelerde olduğu gibi iktidarn ve iktidar seçmenlerinin en büyük korkusu “Ya adamımızın haklarını de adaletsiz çıkarsak!” endişelerinde düğümleniyor. Bu yüzden lokal, etnik ve bölgesel üretim ve başarıların dünya standartları ile yarışıyor, sahipler için olaganüstü bir çaba ve milli servet harcanıyor. Ekonomi çökerken hiç bir zaman kullanamayacağı ve arkasını getiremeyeceği savaş sanayiine yatırım yapmak da bu hayalet ve büyük görünen takıntılarından.
Türkiye Ekonomisi'nin iyiye yönelik iddiası olan ve buna kendi inanmasa da iç piyasayı inandırmaya çalışan kuruluşlar Saray'ın maaşlı bendeleri. Bu nedenle dünya standartlarını kullanarak kredi değerlendirmesinin Türk Ekonomisi Gerçekte raporları Saray sansürüne takılıyor. Geçen haftalarda aynı kuruluşlar ABD ekonomisini kredi notunu düşürerek objektiviteye ne kadar ehemmiyet verdiklerini gösterdiler. Kaldı ki, ABD Ekonomisi bu yıl 2.5 büyüme rekoru kırarak kriz sonuçlarını boşa çıkarmıştı. Eğer böyle bir sonuç Türk Ekonomisi için söz konusu olay, 15 Temmuz benzeri, yeni bir Milli Bayram bile ilan edilebilir.

Saray'ın ekonomi bakanının memleketinde bulunduğu ekonomik kriz hakkında kısa vadeli tahliye reçeteleri bulamasa da kulislere yansıyan dedikodulardan felaketin bilinçli olduğu izlenimi veriyor. Geçen haftaki ekonomi bilgilendirme toplantısı, piyasa değerlendirme kuruluşu Moddy's e “Türkiye'nin kredi notu hakkında!” olumlu puanları ileterek, zeytin dalı uzatmış oldu. Moddy'nin nin kendi etkisini olumlu ya da olumsuz tepkileri piyasaların değerlendirmelerine yansıtacağını zannetmiyoruz. Bakan'ın asılması gereken, Saray'ın tribünlerinde oturan amigo ve bayramların sesini kesmek. Ama ona da gücü yetmez!

Dünyadan kopuk geri kalmış okul en büyük motivasyonları “Onlar yapmış. Biz de birleşelim!” aldanmışlığıdır. Türk iç hizmeti Saray eşliğinde benzer aldanmışlıkta kaybolmaya devam ediyor. Madem öyle Netflix'in yayınlamadığı diziye karşı verilecek en medeni cevap, kendi yayın platformunuz kurup, istediğiniz her şeyi hatta Saray destekli propaganda filmlerini orada yayınlamak şeklinde olmalı. Hatta seyircilere kıyak olsun ve ayaklarına alışsın diye tuzlu ayran, şalgam, simit, lahmacun ya da ev yapımı mantı bile dağıtabilirsiniz. Sakın Cola ya da patates kızartması dağıtmaya kalkmayın çünkü onlar emperyalizmin harekete geçirme kolu kabul ediliyor.

Tuzlu ayran'dan bir yudum sonra “Bu nedir ya hu!” diye yüzünü ekşiten yabancının haklı tepkisi yazarınızda “Madem öyle biz de tatlı ayran üretelim!” fikri uyardı. Her ne kadar kefere ve fecere'nin damak zevkini ciddiyetini almasak da, ticaretin dininin genel prensibine sırtımızı yaslayabiliriz.

Bir süre sonra “Tatlı Ayran” projesinin adını alacağımızı garanti ettiğimize göre geriye sadece bir kaç genç ve çılgın yatırımcı kalıyor. Bundan böyle, yerli ve milli Netflix platformlarında tatlı ayran servis ediliyordu duyarsak, kanuni içerdiğimiz hakkımızı bir araya getirmemizi buraya saklamış oluyor!

Korku romanları bilgisi ile Stephen King, başarısızlığına bir de devlet-i aliye kibrini ekleyen kalmış iktidar budalalarından haberdar olsa da, bu konudan önce bir komedi yazmayı bile düşünebilir. Üstüne üstlük bunu filme çektirip, bizimkilerin adına Netflix'te yayınlatır! Ama o zamana kadar boş vaktim olduğunu zannetmiyorum! Tatlı Ayran projesi gibi o da bize mi kalacaklar?
14 Ağustos 2023 15:07
DİĞER HABERLER