'Kripto Cemaatçi' Akar, 'Gizli Tanık' Fidan

Lafı uzatmaya, dolandırmaya, diplomatik ifadelerle yumuşatmaya gerek yok.
 ADEM YAVUZ ARSLAN - tr724.com 




 
Türkiye ile ABD arasında krize yol açan Rahip Brunson olayında Başkan Trump masaya yumruğunu vurdu, ‘bırakın yoksa…’ dedi ve istediğini aldı.

Erdoğan ise ‘verin papazı alın papazı’ diyerek çıktığı yolda Amerika’dan kimseyi alamadığı gibi elindekileri de kaybetti.

Amerika herhangi bir pazarlık yapmadı, ‘fidye’ ödemedi.

Erdoğan ise çok şey kaybetti. ‘Gülenle pazarlık için’ diye lanse edilen ama aslında Reza Zarrab için ‘ajan-terörist’ diye tutuklanan Rahip Brunson’ı ‘zoru görünce’ serbest bıraktılar.

Erdoğan Zarrab’ı alamadığı gibi hem Türkiye’de hukuk diye bir şeyin olmadığını tüm dünyaya kendi eliyle gösterdi hem de Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını açtı. Ekonomik kayıplar ise cabası.

Düne kadar ‘diplomasi’ kanallarını kullanarak iş yapmak isteyen Washington artık Erdoğan’ın dilini daha iyi biliyor.  Bir başka ifadeyle Erdoğan’ın ‘sınırlarını’ da test ettiler.

Özetle Erdoğan kendi oyunuyla altta kalan güreşçi gibi oldu.

Rahip Brunson olayının bir de iyi tarafı var.



Sanıkların, sanık yakınlarını, avukatların ve bir grup gazetecinin çok yakından bildiği, takip ettiği ‘gizli tanık’ rezaleti tüm çıplaklığı ile ortaya döküldü.

Gelişmeler malumunuz.

20 yılı aşkın süredir Türkiye’de yaşayan Rahip Brunson gizli tanık ifadeleri ile ‘ajan-terörist-Fetöcü’ oldu.

2 yıla yakın süre hapiste kaldı.

Gizli tanıklar; Dua, Göktaşı, Ateş, Serhat, Kılıç, Kama mahkemelerde, Havuz medyasında Brunson hakkında öyle şeyler anlattılar ki hayret etmemek mümkün değildi.

Havuzun manşetlerine çıkan ifadelere göre 15 Temmuz başarılı olsa Brunson CIA Başkanı olacakmış. Nedim Şener’in ekran ekran gezip anlattığı ifadelere göre Brunson Kürtleri Hristiyan yapıp ayrı devlet kurduracakmış.

Bu ifadelerin ciddiye alınır bir tarafı yoktu ama mahkemeler tutukluluk için yeterli gördü. Davanın ve gizli tanıkların nabzı Amerika ile yapılan pazarlıklara göre değişti.

Erdoğan ‘zoru’ görünce gizli tanıklar ifadeleri geri çektiler. Daha önceki anlatımlarının 180 derece tersini anlattılar. Yani ilk ifadeleri doğru değildi son ifadeleri de.

Brunson serbest kaldı, Amerika’ya uçtu, Başkan Trump tarafından Beyaz Saray’da ağırlandı.

Bize ise ekonomik yıkım, beş paralık olan itibar ve gizli tanık rezaleti kaldı.

Dediğim gibi, aslında bu rezaletin iyi tarafı gizli tanık denen garebetin bütün çıplaklığı ile herkesçe görülmesi oldu.

EN KULLANIŞLI APARAT; GİZLİ TANIK

Gizli tanıklık 2008 itibariyle gündemimize giren bir konu.

O dönem Ergenekon davalarında sıklıkla tartışma konusu olmuştu. Özellikle de “Ergenekon bena kene ile suikast yapmaya çalıştı” gibi fantastik bir ifade veren eski savcı Bayram Bozkurt yüzünden çok tartışılmıştı.

Gerçi ‘Efe’ kod adı ile ifade veren Bayram Bozkurt daha sonra Cemaat davalarında da gizli tanık oldu. Yani tanıklığı konjonktüre göre değişiyor.

KCK ve sol davalarda da çok çarpıcı örnekler gördük.  Özellikle KCK ve DHKP/C davalarında hayli ilginç tecrübeler var. (Bu yazının konusu değil ama güvenlik bürokrasisindeki Alevi rahatsızlığı gizli tanıklar ve işkence konusunda da kendini gösteriyor. Polisler işkence için kullandıkları copa ‘Haydar’ diyorlar. Bir çok gizli tanığa da ‘Haydar’ kod adı veriliyor)

Özetle Türk adalet sistemi gizli tanıklık müessesesini her zaman istismar etti.

Ancak hiç bir zaman Cemaat davalarında olduğu kadar da zıvanadan çıkmamıştı. Bugün öyle bir hale geldik ki, polis ‘Cemaatçi’ diye göz altına aldığı herkese ‘gizli tanık ol’ baskısı yapıyor.

Hatta HSK’nın hakim ve savcılara yolladığı ‘talimatname’de sanıkların ‘itirafçı-gizli tanık’ yapılması için izlenecek yöntemler anlatılıyor.

“ŞU İFADEYİ İMZALA YOKSA KARINI….”

Cemaat ve 15 Temmuz davalarında yaşanan ‘gizli tanık’ rezaletlerinden bir kaç örneğe yakından bakalım.

Savcılık verilerine göre Cemaat davalarında 400’ü aşkın ‘gizli tanık’ var. İtirafçı olanların sayısı ise daha fazla.

Eldeki veriler, mahkeme ifadeleri ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW)’nün raporlarına göre işkence gören bir çok sanık gizli tanık olmayı kabul ediyor.

Yani gözaltına alınan sıradan insanlara gizli tanık olması için baskı yapılıyor; isimler, tarihler vs imzalatılıyor.

Mesela halen Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden bir Cemaat davası var. Bütün Cemaat davalarında olduğu gibi burada da bir gizli tanık var. ‘Aslan’ kod adlı bu gizli tanığın ifadeleriyle 145 kişi tutuklanmış.

Fakat gizli tanık Aslan, mahkeme safhasında  145 kişiden bir kişiyi bile tanıyamadı.

15 Temmuz darbe girişiminin en kritik gizli tanıkları arasında gösterilen ‘Şapka’ ve ‘Kuzgun’ ise Adil Öksüz başkanlığında Ankara’da yapılan ‘darbe toplantısı’nda olduklarını iddia etmişlerdi.

Fakat mahkemeye çıkarıldıklarında o toplantıda olduğu iddia edilen subayları teşhis edemediler.

GENELKURMAY BAŞKANI AKAR ‘CEMAATÇİ’YMİŞ!

Ankara Kara Havacılık Okulu davasında gizli tanık olan ‘Abdullah’ ise  hayli ilginç şeyler anlatıyor. Mesela gizli tanık Abdullah’a göre “Hulusi Akar kripto Fetöcü”.

CHP eski milletvekillerinden Eren  Erdem’in tutuklanmasına neden olan ise yine bir gizli tanık. Taraf eski yayın yönetmeni Ahmet Altan’a yönelik suçlamalar da yine bir gizli tanıktan üretilmiş.

Boydaklar’ın davasında da yine gizli tanıklar var. Fakat ne hikmetse bu gizli tanıklar bir türlü mahkemeye gelemiyorlar.

STV Genel Müdürü Hidayet Karaca aleyhine gizli tanıklık yapan ‘Kasırga’ ise tam evlere şenlik. Zira Karaca’yı uzun yıllardır tanıdığını söyleyen ‘Kasırga’ Karaca’nın STV genel müdürü olduğunu bilmiyor. Zaman Gazetesi’ne el konulmasının arkasında da yine bir gizli tanık ifadesi var.

“KARINLA ORUÇ BOZARIZ”

Cemaat davalarının altı boş olduğu için mahkemelerde ilginç diyaloglar yaşanıyor. ‘Delil’ bulamayan savcılar sanıkları tehditle gizli tanıklığa teşvik ediyor. ‘Bir şekilde’ ikna edilen sanıklar ise önlerine konan listelerin altını imzalıyor.  O gizli tanıklar da mahkemelerden kaçırılıyor çünkü avukatların çapraz sorgusu sırasında bir çoğu ‘dökülüyor’.

Mesela Doğu Anadolu’da yaşanan bir olay tam anlamıyla ibretlik.

Oda Tv’den Müyesser Yıldız’ın köşesine taşıdığı olayda, ‘Cemaatin mahrem imamları’ndan birisi olduğu iddia edilen kişinin tüm ifadelerin ‘kurgu’ olduğu ortaya çıktı. Sorular karşısında bunalan ‘tanık’ daha fazla dayanamayıp “Tanımıyorum ben onları. İşkenceyle ve eşimle tehdit ettiler” açıklamasını yapıyor. Fakat tam da bu anda salonda kayıt yapan SEGBİS sistemi ‘teknik arıza’ veriyor.

Hakim “daha önceki ifadelerinde bu kişileri tanıdığını anlatmıştın. Şimdi ben hiç birini tanımıyorum diyorsun” deyince “Sayın hakim beni göz altına aldılar. Günlerce işkence ettiler. Karımı göz altına alıp, yan odada bana gösterdiler. Çocuklarımı, Çocuk Esirgeme Kurumu’na verdiler. Günlerce işkenceden sonra bana “karınla oruç bozarız” dediler. Ne istiyorsunuz dedim “birkaç resim göstereceğiz, bunları da tanıdığını söyleyeceksin. Tutanağı imzalayacaksın. Önce karını, bu ifadeleri mahkeme huzurunda tekrar ettikten sonra da seni çıkaracağız” dediler. Ben de imzalamak zorunda kaldım.” diyor.

Salonda buz gibi bir hava eser.

Fakat ‘ilgililer’ hemen devreye girer ve gizli tanığın cezaevindeki odası değiştirilir. Gizli tanık bir kez daha ifadesini değiştirir. Ancak avukatların sorgulamaları sırasında yalan söylediği ortaya çıkar. Zira ‘mahkem abisi’ olduğu iddia edilen askerlerin hiç birini teşhis edememiştir.

GİZLİ TANIKLAR TAM SUÇ MAKİNESİ

AKP ve Havuz’un en popüler gizli tanığı ise şüphesiz Hüseyin Sarıçiçek’ti. Hemen hemen her gün A Haber’de ekrana getirilen, Havuz’da sayfalar dolusu röportajlar veren, anlatımları ile yüzlerce cemaatçinin tutuklanmasına neden olan bir ‘gizli  tanık’tı Sarıçiçek.



Fakat dolandırıcılıktan tutuklandı. Çünkü Cemaat mensuplarına ‘şu kadar para vermezseniz sizin adınızı veririm” diyerek para aldığı tespit edildi. Düşünün, bu gizli tanığın ifadeleri ile tutuklanan yüzlerce kişi vardı.

Bir başka örnek ise Akit’in kadrolu itirafçısı, aynı Hüseyin Sarıçiçek gibi dolandırıcılıktan sabıkalı gizli tanık ‘Bulut’.

Bu gizli tanık çok maharetli. Türkiye’nin birine hayli uzak şehirlerinde bile yaşanan olaylardan haberdar. Sanık avukatlarının soruları karşısında yalanları ortaya çıkan Bulut “hainlerin sorularına cevap vermeyeceğim” diyerek durumu toparlamaya çalıştı.

Zaman zaman da sorulara ‘hatırlamıyorum’ cevabını verdi. Düşünün bu kişinin ifadeleri ile 2 yılı aşkın süredir cezaevinde olan insanlar var.

CHP eski milletvekili Eren Erdem’in tutuklanması ise yine bir gizli tanık ifadesiyle oldu. Hatta gizli tanık mahkemeye başvurup ‘İftira atmam için para teklif ediyorlar’ dedi ama mahkeme bu talebi işleme koymadı.

Düşünün, biri gidip sizin aleyhinize yalan beyanda bulunuyor.

Daha sonra ‘para karşılığı’ yana ifade verdiğini kendisi itiraf ediyor. Erdem bunları tek tek belgeliyor fakat mahkeme dikkate bile almıyor.

TEK DELİL ‘TANIK’

Gerek 15 Temmuz gerekse de Cemaat davalarında savcılar güçlü deliller bulamadığı için iddianameler gizli tanıklar üzerine bina ediliyor. Hatta bu durum şu anda yeni norm haline gelmiş durumda.

Mesela HDP’li siyasilerin çoğu bu gizli tanıklarla tutuklandı. Türk emniyetindeki en büyük kıyımlardan birine imza atan ise gizli tanık Garson. Öyle ki Garson’un verdiği listede yer alan isimler doğrudan ihraç edildi.

Gizli tanıklara dair ilginçliklerden birisi de şu.

Bazı davaların gizli tanıkları aslında başka bir davanın sanığı olabiliyor. Sanıklar savcı ile anlaşıp indirim almayı hedefliyorlar.

Mesela MİT Tırları soruşturmasındaki gizli tanık Ütg Ahmet Yasin Güneş aynı zamanda IŞID’e soğan kamuflajıyla patlayıcı taşınmasından şüpheli.

Örnekleri uzatmak  mümkün. Gizli tanıklık zaten problemli bir uygulamaydı, 15 Temmuz ve Cemaat davaları ile zıvanadan çıktı.

Delil bulamayan, mantıklı bir iddianame yazamayan polisler, savcılar gizli tanıklara sarılıyorlar. ‘Her ihtiyaca göre’ gizli tanık üretmek, bulmak mümkün.

‘Zinde güçler’ kimi hedef yapacak, kimin malına mülküne çökecekse ona uygun gizli tanık bulup, hazır metinleri ezberletiyorlar.  Hakimler de zaten tanıkları zorlama, hırpalama taraftarı değil. Bir çoğu mahkemelerden kaçırılıyor.

Öyle ki Türk yargı sistemi artık gizli tanıklıklar üzerinden yürüyor. Rahip Brunson olayı vesile edilerek kangren haline gelmiş bu gizli tanıklık meselesine kalıcı bir çözüm bulmak şart.

Yoksa konjonktüre göre Hulusi Akar’ı ‘kripto Cemaatçi’ ilan eden çevreler yarın Hakan Fidan’ı da Cemaat çatı davasının gizli tanığı olarak gösterebilirler.
17 Ekim 2018 15:50
DİĞER HABERLER