[M. Ertuğrul İncekul] Birlikte Yaşama Projeleri ve Amsterdam

Amsterdam, Hollanda'nın başkenti ve ülkenin en yüksek nüfuslu şehridir.
M. ERTUĞRUL İNCEKUL

Dönüş yolunda uçakta yazıyorum bu satırları. İki günlük yoğun bir programdan sonra henüz fırsat oldu yazmaya. Hollanda INS Platformu’nun misafiri olarak iki günlük birlikte yaşama, diyalog ekseninde bir çalıştay ve kültür programına katıldım. İtalya’dan Tevere Enstitüsü, Portekiz’den União em Harmonia, Belçika’dan Dialogue Platform ve Fedactio, İspanya’dan Arco Forum, Lüksemburg’dan dernek temsilcisi arkadaşlarla bir araya geldik. Fransa’daki arkadaşımız rahatsızlığı sebebi ile uzaktan katkıda bulunabildi. 

5 Aralık 2022 tarihinde Brüksel’de Solidarity with Others, Dialogue Platform, Peace and Justice, Fedactio, HRD Dernekleri “Avrupa Sınırlarında Şiddet İçeren Geri İtmeler ve Sığınma Hakkı” konulu bir panel ve sergi düzenlediler. Panele sivil toplum temsilcileri, insan hakları savunucuları ve geri itme mağdurları katıldılar. Radyo programları yapıldı. Ayrıca üç yıldır Union Help'e Hizmet gönüllüleri 500 ü aşkın evsiz için katkıda bulunuyorlar.

İtalya Tevere Enstitüsü Afrika merkezli Fratelli Tutti Derneği’nin konferansı için hem katılım sağlıyor hem de katılımcı davet ediyor. Konu başlıkları: Kadının geleceği için barış, Müslüman çoğunluğun insanlık kardeşliğine katkıları gibi konular. Ayrıca Tevere Ensitüsü kültürler arası programlara aktif katılım sağlıyor, organize ediyor. İtibarlı bir kurum olarak geniş bir çevreye hitap ediyor.

ABD Kaliforniya’da Şubat ayında düzenlenecek Hizmet Hareketi’nin ele alınacağı konferansa dünyanın değişik ülkelerinden entelektüel, akademik insanlar konuşmacı ve katılımcı olarak katkıda bulunacaklar. Ayrıca sosyal projelere destek çalışmaları devam ediyor, yalnızlık Avrupa’da artan bir sorun, özellikle yaşlı nüfus evlerinde kendi ihtiyacını bile göremeyecek kadar yalnızlar. Kiliseler ve STK’lar, Belediyeler bu konuda ekipler kurmuşlar. Gönüllü olarak da yaşlı insanların bakım ve ihtiyaçları için projeye destek verebiliyorsunuz. Hollanda INS Derneği de bu anlamda çok güzel projelere imza atıyor. Platform INS (https://platformins.nl/) en iyi web sitesi ödülünü aldı. 

Sivil insiyatif olarak kurulan bir arkadaşımızın şirketi ise hapishaneden çıkan göçmenlerin topluma kazandırılması için harika bir proje yürütüyor, otuz kadar istihdam sağlamış. Devlet bu tür projelere destek veriyor. Hollanda’nın Başkenti Amsterdam’da faaliyet gösteren Kunst van Het Samenleven ile Burgerhart Amsterdam Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği “Rumi Akşamı” da güzel oldu sonrasında gelişen samimi diyaloglar semavi din temsilcilerini Hoorn şehrindeki bir kilisede buluşturdu. 



Eylül ayı içerisinde İspanya'nın Madrid şehrinde Arco Forum katkılarıyla ‘Üç Semavi Din Konseri' düzenledi. Yine İspanya’da Kasım ayı içerisinde Dinlerarası Barış Toplantısı (Manresa-2022) organize edildi.

İkinci gün biraz daha kültürel ağırlıklı bir program düzenlendi. Rehberimiz tarihçi ve Amsterdam aşığı Serdar Bey buz gibi Hollanda havasına rağmen bize sıcacık bir Amsterdam gezisi yaptırdı.

Amsterdam, Hollanda'nın başkenti ve ülkenin en yüksek nüfuslu şehridir. Ancak Hollanda, hükümetin ve meclisin bulunduğu Lahey'den yönetiliyor. Şehir, ülkenin batısında, Kuzey Hollanda eyaletinde yer almaktadır. 12. yüzyılda Amstel ırmağının kıyısında bir balıkçı köyü olarak kurulan Amsterdam, Hollanda'nın kişi sayısı bakımından en büyük, kültürel ve parasal yönden de en önemli kentidir. Amsterdam için kanallar şehri de denebilir tıpkı St.Petersburg gibi...

Hollandalılar ilk Amerika’yı keşfedenlerden ama Batı Hindistan sandıkları için pek ciddiye almamışlar. 17. Yüzyılda ilk keşif yapıldığında New York isminin ilk başta New Amsterdam olduğunu da öğrendik. Manhattan civarına Hollandalılar yerleşiyorlar, şirketler açıyorlar. Hudson Nehri kenarında kürk ticareti yapıyorlardı. 1664 de İngilizler geri alınca adını New York olarak değiştirdiler.

Hollandalılar ilk borsayı kuranlar ve dünya marketing ağını oluşturan çalışkan, öngörülü bir millet. Euronext Amsterdam (EURONEXTAMS) Hollanda'nın tek hisse senedi borsasıdır. 1602 yılında Amsterdam Hisse Senedi Borsası adı altında kurulmuştur ve dünyanın en eski borsası olarak bilinmektedir. Borsanın merkezi ülkenin başkenti ve en kalabalık şehri ve önemli bir uluslararası finansal merkez olan Amsterdam'dadır.

Binaların veya sokakların üstünde Aziz Andrew'ün 3 X işaretini görürsünüz. Bu işaretler, selden, taun (hastalıktan) ve yangından korunmak için Tanrı’ya bir duadır, şehrin sembolüdür.  Gemicilik ve kanallar, su mühendisliği ülkenin en önemli bakanlıklarından birisi. Müslümanların da Hollanda tarihinde kayda değer katkıları var. Bazı dükkanların üzerinde Arapları andıran figürler var. İlk ilaç satan, şifa dağıtanlar Arap tüccarlar, o zamanlar eczane olmadığı için onlar bu misyonu üstlenmişler. Hollandalıların olieballen tatlıları meşhur. Peynir ve kakaosunu ise söylemeye gerek yok. Yüzlerce peynir çeşidi var. Tonny’s Chocolonely şirketinin ise orijinal bir hikayesi var. Güney Amerika’da kakao toplatılan köle çocukları kölelikten kurtarmak için kurulmuş. Hollanda’nın çiçekleri, seraları ve dağıtım ağı ise tüm dünyada meşhur. 

Ünlü Amsterdam sakinleri arasında Anne Frank, ressam Rembrandt van Rijn ve Vincent van Gogh adlı sanatçılar ve filozof Baruch Spinoza yer almaktadır. Schreierstoren gözetleme kulesi 1487’de kurulmuş. Savunma amacı ile kurulan bu kule; kocalarını uzun seferlere gönderen kadınların gözyaşları ile “son bakış"ı yaptıkları hüzünlü bir mekandır. Şimdilerde evlenen çiftlerin uğrak yeri bir kafeye dönüşmüş. 

Van Gogh Müzesi: 200'den fazla resim, 500 çizim ve taslak, ayrıca Japon eseri yer almaktadır. Anne Frank Museum,Rijksmuseum (Devlet Müzesi) Amsterdam'ın en çarpıcı, önemli müzesidir. Birçok Rembrandt tablosunu barındırır. 1400-1900'ler arası 5000 resim içermektedir.

Rembrandthuis (Rembrandt Evi), Jordaan: Amsterdam'ın bambaşka yüzüdür. Çiçekli balkonları ile kanal boyunca adeta kanal boyu evleri (boat houses) müzesi gibidir. Uyuşturu Müzesini de görünce çok şaşırdım! dünyada ilktir herhalde? Madame Tussauds Müzesi de dünyaca ünlü pop starların, ressamların, sanatçıların, sinema oyuncularının, siyasilerin mumyası ile tanışmak için görmeye değer. Amsterdam Elmas Merkezi ise orjinal bir ziyaret yeri. Stedelijk Museum CS: 1895'te açılmış müze modern sanat müzesidir.

Dam Meydanı ise acı bir hatıra ile hafızalarda yaşıyor: Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde, 7 Mayıs 1945'te Amsterdam'ın kurtuluşu sırasında gerçekleşti. Alman askerleri, savaşın bitişini kutlamak için Dam Meydanı'nda toplanan büyük bir kalabalığın üzerine makineli tüfekler ateşleyerek 30'dan fazla kişiyi öldürdü.

Leidseplein, Begijnhof, Merkez Tren Garı, St.Nicholas Kilisesi  ve Zuiderkerk Kilisesi gibi harika mekanları şehrin farklı yerlerinde sürpriz şekilde karşınızda buluyorsunuz. Özellikle Zuiderkerk Kilisesi 1603- 1611 yıllarında inşa edilmiştir. Amsterdam şehrine hâkim bir konumu vardır. Kanal tarafından enfes bir görüntüsü ile kartpostallarda, fotoğraf karelerinde baş tacı edilmektedir. Ama yine her güzelliğin hüzünlü bir hikayesi gibi 1929 yılına kadar kilise olarak hizmet vermekte olup II. Dünya Savaşı’nın son kışında geçici bir dönem “açlık kışı” adı verilen morg olarak kullanılmıştır. O yıl beş bin insanın açlıktan öldüğü söylenir. Zulüm ve masumiyetin kovalamacası hiç bitmeyecek...

Amsterdam'da Amsterdam Üniversitesi (Universiteit van Amsterdam) ile Vrije Universiteit Amsterdam (Amsterdam Özgür Üniversitesi) adında iki meşhur ve akademik kariyere sahip üniversite vardır. 

Zaman zaman kahve molası ile ayazın etkisini kırmaya uğraştık. Bir de namaz molası verdik. Eski bir kiliseden çevirme bir camii adını Fetih ya da Fatih Camii koymuşlar. Bence kiliselerin alınıp camii yapılması Hıristiyanlar için rahatsız edici bir durum olsa gerek, birilerinin bizim camilerimizi alıp kilise yaptığını düşünün, her gün önünden geçiyorsunuz ve içeride ayin yapılıyor, rahatsız olmaz mısınız? Namaz kılarken içeride oturmuş bir grup yaşlı kendi aralarında konuşuyorlardı; “Türkiye’deki bütün örgütleri PKK, sol vs bir de Fet* hepsinin kökünü kazıyacaksın, hepsi vatan hainleri vb.…” Namazı hızlıca kıldık ve dışarıya kendimi zor attım. Bütün manevi lezzeti gitti ibadetin, içerideki talihsizlere mi yanayım? Türkiye’de bu durumu devamlı yaşayan benimle aynı duygu, düşüncedeki insanımıza mı üzüleyim bilemedim... Sadece bizi bu hallere düşürülenlere içimden gele gele bir kez daha kahır okudum. 72 milletle irtibata geçiyoruz ama kendi insanımızla nefret söylemleri yüzünden ne aynı dili konuşabiliyoruz ne de bir araya gelebiliyoruz ne acı! 

Gecenin finali küçük bir tekne gezisi idi. Tacik kökenli uzun yıllardır İspanya’da yaşayan Temirhan Bey’in Farsi şiir ve şarkıları bizi Molla Cami’ye, Sad’i Şiraziye, Firdevs’iyle, Hâfız’a götürdü. Ne kadar çok ortak yönlerimiz var biz Doğu insanlarının. 
 
Akşam çabuk ziyaret ediyor bu aylarda Hollanda’yı. 16.30 da hava kararıyor. Hollandalılar ben orada iken önce sevindi sonra üzüldüler, Dünya Kupasına veda ettiler. Her şeye rağmen hayat solmadan akıp gidiyor aslında, hayatı değerli kılan ise insan, bakış açısı, kolektif üretkenlik ve tabi ki özgürlük…

13 Aralık 2022 14:55
DİĞER HABERLER