Muharrem İnce'den 'yeni parti' sorusuna cevap...

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim sonrası yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, 24 Haziran seçimlerinin ardından Hürriyet gazetesine bir röportaj verdi.

İnce, Kılıçdaroğlu'nun seçim sonrası açıklamalarını eleştirirken, seçim gecesine ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Röportajın bir bölümü şöyle:

EN BÜYÜK HATA GEÇ AÇIKLANMAM

En büyük hata neydi peki?

- Geç açıklandım! 50 günde ancak bunu yapabildik. Bunun 100 gün olduğunu düşünün. Örneğin 13 ile gidemedim, 68 ile gittim. O 13 ile de gitmek isterdim.

Gelelim o geceye... Ne kadar süre “Seçimde hile yapılmıştır!” diye düşündünüz?

- Bunu biraz açalım: Islak imzalı tutanaklar var. Benim konumumdaki biri, Türkiye’yi karış karış bilir. Siz bana bir il, ilçe söyleyin, ben size tahmini oyları söyleyeyim. Şimdi hile olabilir mi? Olabilir! Olmuş mudur? Olmuştur! Fakat ben 16.50’de YSK’nın önüne gittim, iki arkadaşımla birlikte. Dedim ki, “Ben buradayım. Görevinizi doğru yapın! Referandumda olduğu gibi mühürsüz oylar geçerlidir falan böyle kararlar almayın!” Şimdi size soruyorum; YSK, toplumu rahatsız edecek bir karar aldı mı? Almadı. Peki yüzde 50.1’e yüzde 50.06 gibi bir sonuç var mı ortada? Yok. Ortada kazanılmış bir seçim var. Rakibim -mutlu olalım, olmayalım- seçimi kazanmış. Bana diyorlar ki, “İnsanları sokaklara niye davet etmedin!” Neden edeyim? Etmem için ortada belgelenmiş bir hırsızlık olması lazım. Var mı? Yok! Partinin ıslak imzalı tutanakları var. Tutuyor mu? Tutuyor. YSK’nın vicdana, hukuka aykırı bir kararı var mı? Yok! E niye sokağa davet edeceğim milleti? Sadece iş olsun diye mi? “Bak helâl olsun!” desinler diye mi?

BUNLAR DELİRMİŞ

Peki o gece niye ses vermediniz? Ortadan kayboldunuz. Tamam, “Tam emin olmak istedim, bekledim” dediniz. Ama bu millet ikna olmadı. Tehdit edildiğinizi, Afgan askerlerinin geldiğini, iç savaş çıkmasını önlemek için tavır değiştirdiğinizi filan söylüyorlar. Bunlara ne diyeceksiniz?

- Komik bunlar, gülüyorum. Olacak şey mi? Bir yere kaçmadım, kaçırılmadım, karım da kaçırılmadı! Deli saçması bunlar! Perde arkasını tam anlatayım: 16.50’de YSK’ya gittim. Saate baktım, tam 6 dakikada. Sonra geri döndüm karargâh yaptığımız yere. O zaman da saate baktım, 7 dakikada gelmişim. Yani ben sadece 6-7 dakikalık bir mesafedeydim. Yanımda kimler vardı? CHP’nin grup başkanvekili Engin Altay, Meclis Başkanvekili Yaşar Tüzün, eşim, kardeşlerim vardı. Sistem kurulmuştu, televizyonlar vardı, bana seçimde yardımcı olan bürokratlar vardı. Adım adım Türkiye’yi oradan takip ediyorduk. Islak imzalı tutanaklar nereye geliyor? Partiye geliyor. E sen de takip ediyorsun. Ortada benim YSK’nın önüne gidip “Çaldırmayacağım size, yaptırmayacağım!” diyeceğim bir şey yok ki! YSK kötü bir karar aldı mı? Almadı. Peki elimizdeki ıslak imzalı tutanakta ne yazıyor? Muharrem İnce 150 oy, işlenen de 150 oy yazıyor. E ne diye bağıracaksınız? Anormal olan, müdahale gereken bir durum yoktu ki!

 Peki nereden çıkıyor bu laflar?

- Bunlar delirmiş! Bunları yazanlar gerçekten hasta. Yok eşimi kaçırmışlar, yok sarayda albaylar varmış... Ya rüya gördüler ya gerçekten hastalar! Başka bir açıklaması yok.

KILIÇDAROĞLU'NA ELEŞTİRİ

Seçim gecesi CHP yöneticilerinin, AA verilerine inanmayıp “YSK sonuçlarını bekleyin!” açıklaması stratejik hata mıydı?

- Bence öyle...

Kılıçdaroğlu sizin Erdoğan’ı tebrik etmenizi eleştirdi.

- Hayır, aslında eleştirmedi. “Ben tebrik etmem” dedi. O da onun fikri. Ben de ederim. Ayrışıyorum ondan. Bunda ne var? Yarışırım ama yenilirsem tebrik de ederim. Bu benim demokrasiye olan inancım. Ben de bu seçimin adil olmadığını biliyorum. Devletin bütün imkânlarıyla yarışan Erdoğan’dı, benim öyle bir durumum yoktu. Ama “Bu seçim adil değil!” diyorsak hiç seçime girmeseydik o zaman, sonuçta girdik. E girmişsek ve kazanmışsa, ben de tebrik ederim. Geçmişte Kemal Bey’in de böyle kutlamaları vardı medya yoluyla. Saraya da gitti, Yenikapı’ya da gitti. Bugün neden öyle dediğini bilmiyorum. Ama ben yarın bir seçime gitsem, kaybetsem, kazanan kişiyi her zaman tebrik ederim!

Sizi aday gösterdiği için Kılıçdaroğlu’nun da hakkını teslim etmek gerekmez mi?

- Kesinlikle evet! Herkesin yapabileceği bir iş değil. Bunu da her yerde söyledim, söylerim.

Peki Kılıçdaroğlu’nun son açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Ne diyeyim şimdi? Son açıklamalarını beğenmedim.

“Arkadaşlarımız, İnce’ye gittiği illerde destek olacaklardır” biraz üstten bir tavır değil mi?

- Evet öyle. Olmayacaklar mı zaten? Ben CHP’nin bir üyesi değil miyim? Hoş değil bunlar, hem ne gerek var? Birbirimizi topluma ispat etme derdinde değiliz biz. Daha güzel götürebiliriz işi. Ben kurultay murultay demiyorum, böyle bir şey istemiyorum. Partide koltuk falan da istemiyorum, Türkiye’yi yönetmek istiyorum. Ben beş yıl bu seçimin sürmeyeceğini düşünüyorum.

Kılıçdaroğlu’nun “Şimdi ben kalkıyorum bu koltuktan, sen gel Muharrem kardeşim” demesi mi gerekiyor sizce?

- Ben kurultay istemeyeceğim, kesinlikle böyle bir talebim olmayacak! Ama CHP örgütleri göreve davet ederse, kendisi de “Ben ayrılacağım” derse, hazırım. Ama burası çok önemli. Sakın yanlış bir şey yazılmasın: Ben karşısına çıkıp rakip olmayacağım! Beni cumhurbaşkanı adayı yapmış bir genel başkanın karşısına çıkıp böyle bir vefasızlık yapmam!

Yeni bir parti?

- Hayır, öyle bir şey yok. İllere gittiğimde de sadece CHP binalarını ziyaret etmeyeceğim. İttifakın diğer partilerini de ziyaret edeceğim. Ben bu 15 milyon oyu nasıl 30 milyon yaparız derdindeyim.
01 Temmuz 2018 10:07
DİĞER HABERLER