[Murat Çetin] Tehlikeli koz: Suriyeli mülteciler!

Siyasetteki göçmen tartışmasının alevi yükseliyor. Erdoğan ve Bahçeli eski açıklamalarından bir U dönüşü daha yapıp Suriyelileri geri göndermeden bahsetmeye başladı. Gazeteci Murat Çetin İktidarın bu politika değişikliğini analiz etti.
MURAT ÇETİN 

Türkiye’de gündemi artık tencere belirliyor. Evet milyonlarca insanın evinde artık yarım yamalak kaynayabilen tencere gündemi belirlemede ilk sırada. Ne Cumhurbaşkanı Erdoğan ne de diğer siyasi parti liderleri bu konuda öne geçemiyor artık. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik kriz, mutfakta kaynamayan tencerenin harareti artık doğrudan siyaseti ısıtıyor. 

Resmi olarak bir seçim kararı alınmadı ama artık fiilî olarak bütün partiler ve liderler kendini seçime göre konumladı. Tencere sandığı zorluyor. Domatesin 25 TL ve biberin 45 TL’den satıldığı bir ülkeden bahsediyoruz. Simidin 4 TL’ye çıktığı bir ülkeden söz ediyoruz. Öyle bir Türkiye ki elektrik ve doğal gaz ücretleri banka taksitleri ile ödeniyor.  Ve işin garibi bankalar sanki elektrik ve doğal gaz tutarlarının ödenmesini taksitlendirerek normal bir iş yapmış gibi rahat davranıyorlar. Ülkenin geldiği hale bakın! Tek tek saymaya gerek yok, insanların temel gıda maddelerini almakta zorlandığı bir ülke var ortada. Hal böyle olunca insanlar patlama noktasına geldi. Sadece halk mı, tabii ki değil? 

AKP içinden bile sesler yükselmeye başladı. Ancak büyük bir kesim bunu şimdilik kapı arkasında sessiz bir şekilde dile getiriyor. Keşke bu kesim eski Meclis Başkanı ve AKP’nin önemli ismi Bülent Arınç gibi açık açık söyleme cesaretini gösterebilse. Gölgelerinden bile korkan bir kitle var AKP içinde. Erdoğan korkusunu ne zaman yenebilecekler merak ediyorum. Yoksa ikili sohbetlerde demediklerini bırakmıyorlar Erdoğan’a. 

Ramazanın ilk günlerinde epeydir görmediğim eski bir AKP milletvekili ile kaşılaşınca konuya doğrudan girdim; “Erdoğan düşünürken siz ne yapmayı planlıyorsunuz?” Sanki takip ediliyormuşçasına iki yanına baktı ve elini yakasına götürdü ve şöyle bir silkeledi. Sonra kulağımın bile zor duyacağı bir şekilde “gitse de kurtulsak artık, neyine yetmedi 20 yıl?” “Korkmayın konuşun” dedim, “Siz korkarsanız vatandaş ne yapsın?” deyince sadece acı bir tebessüm bıraktı. Ben anlamıştım anlayacağımı… 

Eskiden AKP milletvekilleri Ramazan ayında illerinde anlı şanlı iftarlar verirdi. Artık o devirler geride kaldı. Zira millet artık öyle günübirlik zengin iftar sofralarını görmek istemiyor ve görünce de kendi evindeki açlığı aklına geliyor. Çoluk çocuğunun açlığını düşünüyor. Tencere o kadar gündemi belirliyor ki bundan dış politika bile nasibini alıyor! Eskiden dış gelişmeler iç politikayı belirlemede ön etken olurdu ama şimdi öyle değil. İç ekonomik kriz deneniyle Erdoğan, petrol-dolar uğruna kavga ettiği ülkelerle bir bir barışmak zorunda kaldı. Hepsinin ayağına gidildi. BAE ile Suudi yönetimi ile bu amaçla yakınlaşma sağlandı. Sırada Mısır var! İnanın eğer Suriye’de güçlü petrol yatakları olsaydı ve Beşar Esad aynen BAE lideri gibi petrol zengini bir lider olsaydı sanırım Erdoğan çoktan Esad’ın kapısını aşındırmış ve “kardeşim Esad” dönemine geçilmişti! Ama Esad talihine küssün, zira elinde petrolü yok! Dahası Türkiye’de milyonlarca Suriyeli mülteci bulunuyor. 

Hatırlayın Erdoğan daha bir ay öncesinde sayıları resmi olarak 3.8 milyonu bulan mültecileri Türkiye’den kimsenin gönderemeyeceğini açıklamış ve bu konuda mültecileri göndermekte kararlı olduklarını belirten CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yüklenmişti. Ve aradan tam bir ay geçti aynı Erdoğan şartlar sağlanırsa mültecileri geri gönderebileceğini söylemeye başladı. Erdoğan’ın zikzaklarını düşününce şaşırdık mı tabii ki hayır. Ama peki neden bir aylık kısa bir süre gibi zaman zarfından Erdoğan yine U dönüşü yapmıştı. Cevap basit aslıda. Hem de çok basit. Zira tencere artık Suriyelileri kaldıramaz duruma geldi. Türkiye’de milyonlarca aç var, işsiz genç var. Bir bir  işyerleri kapanırken Suriyelilerin iş bulabilmesi, Suriyelilerin iş yeri açması toplumun tabanında ciddi bir tepkiye neden oluyor. 

Kimse yanlış anlamasın ırkçı bir insan değilim ve Suriyelilerin Türkiye’de bulunmasına tümden karşı olan bir insan da değilim. Nihayetinde onlar da bir diktatörün elinden kaçıp geldiler bir savaş ortamından canlarını zor kurtardılar. Burada eleştirdiğim AKP iktidarıdır, suçlu odur. Keşke zamanında politik çıkarlardan uzak bir şekilde adamakıllı bir mülteci politikası izlenebilseydi. Bu hem ülke için hem de gelen mülteciler için daha sağlıklı olurdu. Ama öyle olmadı, Erdoğan Suriyelileri her zaman bir koz olarak kullandı. AB politikalarında, Suriye politikasında ve Ortadoğu’daki her gelişmede Suriyeliler bir koz oldu Erdoğan’ın elinde. Bir dönem seçim kozu olarak düşünüldü Suriyeliler ve işin garibi 2018 seçiminde bazı isimler oy bile kullandı. 

Şimdi 200 bin Suriyelinin Türk vatandaşlığına kabul edildiği belirtiliyor ve bu sayı hızla artıyor. Nüfus müdürlüklerindeki panoların randevu listelerinde hep Suriyelilerin isimleri var. Erdoğan’ın bir dönem koz olarak gördüğü Suriyelileri artık bir yük olarak görmeye başladığı bir gerçek. Ama vazgeçemiyor da! Korkum ve endişem var bu nedenle... Erdoğan’ın Suriyelileri yine koz olarak kullanmasından endişeliyim ama bu defa çok tehlikeli bir koz. Endişem şudur; Seçimlerden çıkamayacağını gören Erdoğan’ın sandığı devirmek hatta hiç getirmemek için Suriye mültecileri bir iç güvenlik sorununa dönüştürmesi, bunu tırmandırması ve böylece bir kaos ortamı oluşturmasıdır. Ve böylece “sandık güvenliği yok” denilerek, seçimlerin iptal edilme ihtimalinin olması. Böyle bir ihtimal olabilir mi? Erdoğan’ın gitmeme adına neler yapabileceğini artık bu ülkenin aklı başındaki bütün insanları biliyor. 

Uzağa gitmeye gerek yok Haziran-Kasım 2015 seçimleri bunu en iyi şekilde gösterdi. Aradaki süre içinde terörün nasıl azdırıldığı ve bundan AKP’nin nasıl nemalandığını biliyoruz. Öyle demediler mi “Terör artıyor AKP’nin oy oranını arttırıyor” diye! Daha başka söze hacet var mı? Erdoğan o seçimleri güvenlik kozunu oynayarak kazandı. Bu planında başarılı oldu. Son günlerde artan terör olayları beni endişelendiriyor. Daha dün Bursa’da gardiyanları taşıyan otobüse yönelik terör saldırısı büyük bir planın ön hazırlandığı kuşkusunu uyandırıyor bende! Neden gardiyanları taşıyan otobüs hedef alındı? Bu saldırıyla aynı zamanda cezaevlerinin karışmasını mı hedefliyor? Soruların ardı arkası yok… Kuşkular yersiz değil! İkinci olarak iktidarını bırakmama adına mülteciler üzerinden kaos planları ülkeyi ateşe atar. Yazık olur bu ülkeye çok yazık olur! Söylenecek çok söz var... Ama şimdilik eski AKP’li milletvekilinin söylediğini tekrar ediyorum : “Gitse de kurtulsak artık, neyine yetmedi mi 20 yıl? “

21 Nisan 2022 12:27
DİĞER HABERLER