Murat Yetkin'den hafızalara kazınacak video iddiası

Murat Yetkin'den hafızalara kazınacak video iddiası
AKP iktidarının uyguladığı baskı özellikle medya üzerinde gün geçtikçe artarak devam ediyor.

17-25 Aralık sonrası AKP iktidarı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ülke üzerinde kurmaya çalıştığı hegemonyanın son örneği medyaya baskı; Samanyolu Yayın Grubu, Zaman Gazetesi, İpek Grubu, Cumhuriyet derken son olarak da Doğan Grubu'na uygulanmaya başladı.

1 Kasım erken seçimleri öncesi AKP'li bazı üst düzey yetkililerin ağzından ve sosyal medyadan bu hukuksuz baskınları destekleyen açıklamalar gelmeye devam ederken Radikal Gazetesi yazarı Murat Yetkin konuyla ilgili çok çarpıcı bir makale kaleme aldı.

Makalesinde bazı AKP'li yetklilerin medyaya yapılan hukuksuz ve demokrasiyle bağdaşmayan baskıları destekler nitelikte ifadelerinin ve videolarının olduğu hatta gazetecilere şiddet kullanmayla ilgili söylemlerin olduğu iddiası ise gündemi bir hayli sarstı.

İşte Yetkin'in o yazısı:

"...Acaba bazı AK Parti vekilleri basına gözdağı vermeyi,1 Kasım seçimleri için 18 Eylül'de kesinleşecek aday listelerinde yerlerini garantilemenin bir yolu olarak mı görmeye başladı?

Bu tehlikeli bir yarışı başlatır.

***

Çünkü şimdiden, bir AK Parti yetkilisinin etrafındaki partililere belki de bazı gazetecileri döverek korkutmanın, onları yola getireceğine dair konuştuğunu gösteren bir video kaydının bulunduğu iddiası siyasi kulise düşmüş bulunuyor.

Umarım doğru değildir, yanılmayı çok isterim.

Çünkü böyle bir söylem, "Seçim sonucu ne çıkarsa çıksın" yaklaşımıyla birleştiğinde ortaya nasıl sorular çıkar, biliyor musunuz? Söyleyeyim.

***

Birincisi, basını seçim öncesi baskılamaya yönelik hamlelerin iktidar kademeleri tarafından, en azında iktidar içinde yer alan bazı kesimlerce teşvik edildiği, sözde kınansa da özde hoş görüldüğü;

İkincisi, AK Parti'nin bu kadar yıldır siyasi mücadeleye şiddet karıştırmama iddiasının artık geçersiz kalmaya başladığı, şiddetle arasına mesafe koymakta özen göstermediği;

Üçüncüsü, dümeninde AK Parti'nin bulunduğu devletin basın özgürlüğünü değil, artık genel olarak vatandaşlarının can ve mal güvenliklerini sağlamak yükümlülüğünü yerine getirmemeye başladığı sorgulanır hale gelir.

***

Toplum 7 Haziran seçimlerinden bu yana çok farklı tepkiler geliştirmeye başladı.

Bunlardan bazısı, TOBB'un önayak olmasıyla işveren ve işçi örgütlerinin çoğunu kapsayan "Teröre son bulması" talebiyle düzenlenen yürüyüşte görüldüğü gibi olumlu yönde gelişiyor.

Kimi, en sonuncusunu Bolu'da gördüğümüz gibi insanların sırf Kürt olduğu için şiddete uğraması gibi tehlike işaretleri veriyor.

***

Bu yüksek gerilim ortamında, modern demokrasilerin işler halde korunması için bağımsız yargı kadar önem taşıyan özgür basını tek tipleştirmek amaçlı baskı uygulamaları tehlikeli olur.

Toplumun başka kesimlerine de sıçrama tehlikesi taşır, istenmeyen sonuçlara sonra hepimizin pişmanlık duyacağı, üzüleceği sonuçlara yol açabilir.

Bunu engellemek, olmaması için önemler almak, ülkeyi daha fazla hasar almadan 1 Kasım seçimlerine güven içinde taşımak hükümete düşer."

15 Eylül 2015 15:42
DİĞER HABERLER