OHAL adil yargılamaya engel

OHAL’de avukatların savunma haklarına ilişkin Türkiye Barolar Birliği’nce yapılan konferansın sonuç bildirgesinde, adil yargılama yapılmamasının masumları mağdur edeceği vurgulanırken gerçek suçluların ise zaman içerisinde toplumun gözünde mağdur konumuna yükselmesine sebep olunacağına işaret edildi.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından düzenlenen, “OHAL Kapsamındaki Soruşturma ve Kovuşturmalarda Avukatların Savunma Haklarının Kısıtlanması” konulu arama konferansının sonuç raporu yayımlandı. “OHAL veya başka gerekçelerle adil yargılanma hakkı ihlal edilemez” ifadesinin yer aldığı raporda, adil yargılama yapmanın devletin asli görevi olduğu vurgulandı. Rapora ilişkin yapılan açıklamada, “Adil yargılama yapılmaması masumları mağdur eder. Gerçek suçluların ise zaman içerisinde toplumun gözünde mağdur konumuna yükselmesine neden olur. OHAL’in ilanına gerekçe olan sebeplerin kalıcı olarak giderilmesi için hukukun üstünlüğünün sağlanması gereklidir. Savcılar ve hakimler teminatlı hale getirilmelidir. Bilgi eksiklikleri giderilmelidir. Avukatın sistemdeki varlığı, adaletin önündeki bir engel olarak görülmemelidir. Tam aksine avukatın sistemden dışlanması halinde adil yargılamanın yapılamayacağı, suçlunun suçsuzdan ayrılamayacağı bilinmelidir.” ifadelerine yer verildi. Hukukun üstünlüğünün sağlanması gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, “Rejimin demokratikliğinin ve hukukun üstünlüğünün güvencesi, bağımsız, tarafsız, keyfilikten uzak bir yargı sistemidir. Etkin ve bağımsız savunmanın varlığıdır.” değerlendirmesine yer verildi.

Önemli tespitler

Türkiye Barolar Birliğinden yapılan açıklamada, 11 Kasım 2017’deki konferansın sonuç raporunda arama, el koyma, yakalama, gözaltı, sorgu, savcılık, duruşma ve tutukevi aşamalarında yaşandığı tespit edilen hukuka aykırılıkların maddeler halinde sıralandığı ifade edildi. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin iddianameler ve hükümlerde kullanıldığına dikkat çekilen raporda, suç isnadının ayrıntılı olarak bildirilmemesi, uzun gözaltı süreleri, şüphelinin savunma hakkını gerektiği gibi kullanamaması, avukat ile gözaltındaki şüphelinin görüşmesine getirilen engeller, kolluk görevlilerinin avukata karşı gözdağı veren, şüpheliye karşı küçük düşürücü ifadeler kullanması, dosyalarla ilgili kısıtlama kararları, gizli tanık beyanları, tutukevlerindeki görüş kısıtlama ve yasakları, avukatın müvekkili ile görüşmesinde gizliliğin sağlanamaması, koğuşlarda kapasitenin çok üzerinde kişinin kalması gibi önemli tespitler yer aldı.
29 Kasım 2017 01:27
DİĞER HABERLER